Puan vermedi·182 syf.·
2025 15. kitabı
Freud ve Din'in gösterdiği en çarpıcı şey, insanın inancı inkâr ederken bile aslında kendinden kaçamadığıdır. Freud, dini bir yanılsama olarak tanımlarken bile insan ruhunun derinliğine temas eder; çünkü inanç, sadece gökyüzüne değil, insanın kendi karanlığına da bakma cesaretidir. Ali Köse'nin yorumuyla din, bastırılmış korkuların değil, anlam arayışının en eski dilidir. İnsan, Tanrı'yı reddederken bile içindeki boşluğu susturamaz; o boşluk bazen bir dua, bazen bir arayış, bazen de bir direniş olarak geri döner."
Freud ve DinAli Köse · İz Yayıncılık · 2019154 okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2025 4. kitabı
#Kör Baykuş# [ Sadık Hidayet ] -Çağdaş iran edebiyatının bilinen en önemli yazarlarından biri(kimine göre en iyisi) Yeni tanıştığım yazarlardan biri ve en önemli eseri Kör baykuş. Fransa da eğitimini tamamlamış ve Fransız edebiyatı başta olmakla birlikte,birçok yazardan (Maupassant,Rilke,Çehov, Kafka vs.) etkilenmiş. -Doğunun Kafka'sı olarak anılmakla birlikte, özellikle kitabı okuduktan sonra bunun bende yarattığı etki tam da karşılığı bu cümleler ile aldı diyebilirim. Hatta, Kafka dan bağımsız olarak ikili yol ayrımında zirveye çıkan kestirme yolu seçmiş ve ondan önce tepe noktasına çıkmış diyebilirim. -Her ne kadar biyografisi, dostu Bozorg Alevi tarafından Kitabın sonunda yer alsa da naçizane kendim de bir şeyler karalamak ihtiyacı hissettim. Sözün özü: Doğu-Batı kültürleri arasında sıkışıp kalmış birtakım ezberleri, sorguladıkça çıkmazlığa,çelişkilere ve açmazlara düşmüş. Aşırı melankolik ve hassas duruşu nedeniyle, çözümü intiharda bulmuş,talihsiz bir kimliktir Sadık Hidayet. -Her türlü gerekircilğin karşıtı olarak, Olanakların bütünü olmayı hedef belirleyen Varoluşçuluk akımı Sartre'den Kafka'ya A.Camus'dan Heidegger'e kadar "dünya da her zaman var olma" ilkesini takip etmiştir. Hidayet tam da bu ilkenin son bayrak taşıyıcılarından biri olmak isterken, Bağnaz iran toplumunun içinde bulunduğu ortamın ve ruhban sınıfının toplumda yarattığı sancının acısını çekenlerden biri oldu. -2.Dünya savaşının patlak vermesi sonrasında iran da yaşanan politik olaylar ve siyasi hareketin toplum üzerinde olumlu etkisi olacağı inancı oluşturmuştur. Savaş sonrası olaylar umduğu gibi olmayınca da bu iyimserliğini kaybedip tekrar Fransa'ya dönmesiyle bu döngü başlar. İç dünyasıyla en yoğun çatışmalar bu döneme denk gelir. -Zaman içerisinde gördüğü yozlaşma, adaletsizlik onu geri
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·204 syf.··
2025 61. kitabı
OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR ‘’Maşallah sizin çocuk büyümüş de küçülmüş.’’ ‘’Sus bakayım, büyüklerinin yanında nasıl konuşuyorsun öyle.’’ ‘’Çocuk dediğin öyle büyüklerinin yanında çok konuşmaz.’’ ‘’Neden konuşmuyorsun yavrum bak amca sana ne soruyor?’’ ‘’Sus küçüğün, söz büyüğün.’’ Bunlar muhtemelen bir çocuğun gün içinde duyduğu sayısız ikazdan sadece birkaçı olmalı. Mesele çocuklar olunca kafamız fazlasıyla karışık değil mi? Nereye koysak olmuyor bu çocukları. Hepsi masum, hepsi günahsız, hepsi uslu… Peki kim bu oyun oynarken en zayıflarını oyuna almayan, kim bu gözlüklü olduğu için ya da fazla kilolu ya da fazla sümüklü ya da fazla… fazla işte. Norma uymayan kim varsa zorbalayan? Sahi kim bu çocuklar? Bir masum, bir haşarı, bir şeytan. İnsan doğum anından sonra gelişmemiş kafa yapısı sebebiyle bakıma muhtaç bir canlı. Var ettiği her şeyi model alarak öğrenmek zorunda. Çocuk bir çamur, bir kil, bir ayna. Baktığında kendini görmek istediğin için mi kendince sıfatlar yüklüyorsun ona? Bir masum, bir haşarı, bir şeytan. Çocuklar bizim zannettiğimizden çok fazla şeyi anlar. Bir şeyleri ifade edemiyor oluşları, yetersiz kelime hazneleri onların cahilliğine işaret değildir. Dil mi düşünceden önce gelişti, düşünce mi dilden önce? Çocuklar hayatın en temel kuralına sahiptir. Güçlü olan kazanır. Bunu çocukların kendi aralarında kurdukları dinamikten anlıyorsunuz. Mesela Alper Kamu, kendisi her ne kadar zeki de olsa arkadaşları arasında bilek gücünü de her seferinde kanıtlayan tavırlar sergiliyor. Beş yaşında bir çocuğun içinden geçenler mi, yoksa toplumun aklından geçenin parodisi mi? Alper Canıgüz’ün Oğullar ve Rencide Ruhları, mizahın ciddiyetle iç içe geçtiği, Türk edebiyatının sınırlarını kaldıran, sınır tanımayan, sınırlarını kendi yaratan, zekice kalıpları zorlayan bir
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 202013,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2023 19. kitabı
Antropoloji ve psikoloji alanlarının belirgin bir biçimde mecz edildiğine şahit olacağınız 4 makaleden derlenen bir eser. ...İlk bölümde, Ensest korkusu adlı bir başlık bizi karşılıyor. İlkel kabilelerin coğrafi, konumu, totem kavramı ve totemlerin katı kurallarını ihtiva eden bir bölümden söz ediyorum. Freud'un 'insanların uykusunu uzun süre kaçıracak bir eser" iddiasının altını ilk bölümden itibaren doldurmaya başladığını görüyorsunuz. Totem içerisindeki akrabalık ilişkilerinin kapsamından söz ediliyor bu bölümde. Kardeşlerin, ebeveyn-cocuk ilişkilerinin sınırları belirtiliyor. En tuhafı da örneğin bir çocuk için annesi olma potansiyelindeki tüm kadınların annesi olarak kabul edilmesiydi ( diğer akrabalar için de geçerli). Ensesti engellemek için böyle bir totemdaşlık benimsenmiş ilkel çağlarda. Hatta günümüzde sıkça kullandığımız bazı hitap şekillerinin bu totemdaşlık bağından beslendiği vurgulanıyor. Annenin akranlarına "teyze", babanın akranlarına "amca" diye seslenilmesinin ilkel kabilelerdeki ensest korkusuyla bağlantılı olduğuna değiniliyor. Eş seçimine de bu totemler aracılığıyla bir açıklama getiriliyor. Bastırılmış ensest arzuların ortaya çıkmasının eş seçimi sırasında ortaya çıktığından söz ediliyor. İlk cinsel nesne seçimlerinin ensest nesnelere yönelik gerçekleştiği. Katarsis için eş seçiminde geçmişte bastırılan nesnelerin göz önüne alınarak onunla benzerliği ölçüsünde tercih etme olasılığının arttığı şeklinde bir çıkarsama söz konusu. Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse; erkeğin yasaklı olan annesine duyduğu hazzı bastırıp, ilerde elde edemediği bu arzuyu annesine benzer bir nesneye yöneltmesi..yani oedipus kompleksinin evlilikte tekrar açığa çıkması şeklinden izah edilebilir. ...İkinci bölümde "tabuların" ön planda olduğu, patolojiler in tabular
Psikoloji-İnceleme
Totem ve TabuSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,9bin okunma
Korkuyu mu Bekliyorsun?
8/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
Kapımın önüne varıyorum. Elimi yavaşça anahtarlığı her zaman koyduğum yere götürüyorum. Bir elim her seferinde burada. Belki düşürebilirim diye temkinli davranıyorum. Buna rağmen varlığını hissettiğim anahtarlık beni rahatlatıyor. Bakalım bu sefer tek seferde anahtarı deliğine denk getirebilecek miyim? Yok gene denk gelmedi. Hemen diğer tarafını çeviriyorum. Arkada da gözlerim olsaydı bana bakan çocukları görebilseydim. Top bir o yana, bir bu yana! Çocuklardan oldum olası nefret etmişimdir. Bende çocuk olmuşmuşum! Beni garip gözlerle süzdüklerinden kibar olmak gibi bir dertleri yok. Olduğum gibi varlığımı yorumluyorlar. Garip bir görünüşüm mü var? Normal bir insan olduğumu düşünsem de çocukların bakışları ele veriyor. Diğer insanlar tabiiki de kibarlar. Her doğru her yerde söylenmezmiş. Gözler konuşurmuş. Çocuklar ikisini birden yapıyorlar. Biraz terbiye almışlar canım, arkamdan söylüyorlar. Kapının gıcır sesi beni anlık bir rahatlamaya sevk ediyor. Güvenli alanıma giriş yapmanın mutluluğunu hissediyorum. Çocukların vermiş olduğu rehavet anlık bir kaybolmayla sükûnet getiriyor. Geliştiğimi hissediyorum. Kelebekten kozaya döndüğümü varsayıyorum. Terse doğru bir gelişim… Normalde düzgün haline sahip olmak istersin ama özgürlük bana yaramıyor. “Evimde mutluyum” yalanına çok inandım. Neymiş efendim, “aramayan bulamazlar” felan. Beklenen geç geliyor ya , gelmesini bekleyecek ne vakit ne de sabır kalmış. Evinde kalacaksın, kozanda yavaşça mutluluğa koşacaksın. Eve girip, dağınıklığın farkına varıyorum. Uzun süredir aklımda olan düşünceleri gerçekleştirememenin verdiği rahatsızlığı buraya her baktığımda yaşıyorum. Anlık bir dalgalanma ile gelen “hadi şurayı bir toplayayım” iştiyakı bir anlığına sönüyor. Dağınıklığın yaşamımın bir parçası olduğunu yeniden hissediyorum. Ara
Hikaye
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Nasıl Fahişe Olmaya Karar Verdim?
9/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2023 19. kitabı
Öncelikle şunu söyleyeyim: Konu çok hassas. Ki bu nedenle birçoğunuz bu konular hakkında konuşmaktan çekiniyor ve hiçbir şey söylemeden kitabı okuduğunuz gibi bırakıyorsunuz. Erkekler bu konular hakkında konuşmak konusunda kadınlardan daha da geride, kadınlar hemcinslerinin halinden anlamaya çalışsa da erkeklerin birçoğunda bu durum yok. Şimdi yazacaklarımda en ufak bir çekinme olmayacak, rahatsız olabilirsiniz; umrumda değil. İleride gelecek olan incelemelerin yanında bu hiçbir şey. Bunlar benim düşüncelerim, paşa gönlüm nasıl istiyorsa onu yazarım. Öncelikle ücret karşılığında cinsel birliktelik yaşayan hanımefendilere karşı kötü bir düşüncem yok. Garezim yok, iyi veya kötü herhangi bir düşüncem yok. Diğer tüm insanlar gibi ne yapıyorlarsa yapsınlar, dünya sadece benim için dönmüyor; siz onun dönüşüne nasıl adapte olmak istiyorsanız o yöne çevirin. Bana ne, köy yansa saçımı tararım. Daha önceden bu hanımefendilerle yapılan röportajlara baktım, soran arkadaş neden bu mesleği yapıyorsunuz dediğinde gelen cevaplar şunlardı: "Ya kahve bile 50 tl oldu." "Hayat pahalı ancak bu şekilde geçinebiliyorum." "İyi para var." "Türkiye'de ekonomi kötü zaten..." Arkadaşım ne alaka? Ben de zor geçiniyorum, o zaman yarın ben de işe başlayayım? Ne diye bu kadar türev integral ile ilgileniyorum? Dışarıda asgari ücret ile aile geçindirmeye çalışan onca insan var, hepsi mi kafasız? 1250 TL burs ile üniversite okuyan öğrenciler? Kimsenin mi kafası basmıyor sence bu duruma? Bakın arkadaşlar, ben fazlasıyla Hümanist bir insanım. Yani kimin ne yaptığına bakmıyorum, yapma sebebine bakıyorum her zaman. Matematiği de bu yüzden seviyorum. Hiçbir zaman cevaba bakmıyorum, sadece gidiş yoluna, çözüme, çözümün neden öyle olduğuna, ispatına ve farklı çözüm yollarına. Benim için olay bu, bir
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma