Ali Ramazan Kırıkparmak

Ali Ramazan Kırıkparmak
@freudali
Beyaz Kale İncelemesi
Puan vermedi·156 syf.··
2025 230. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 12:42
Bu romandan önce Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bir romanını okumuştum. Hemen sonrasında bu romanı okuyunca Türk romancılığının ne kadar gelişmiş olduğunu daha iyi fark ettim. Romanın kurgusu, betimlemeler, üslup ve derinlik ilk dönemlerdeki romanlara göre gerçekten de güzel gelişmeler göstermiş. Akıcı bir roman olmasına rağmen içerik bakımından yazarın diğer romanlarına göre sönük kalmış diyebilirim. Okurların kitabı okurken sıkılması olağan. Derinlerde anlatılmak istenen şeyler, özellikle iki karakterle verilmek istenmiş. Birbirine tıpatıp benzeyen, biri İtalyan biri Osmanlı iki gencin buluşmasıyla başlıyor romanımız. İtalyan, köle olarak Osmanlı Hocaya veriliyor. Aralarındaki ilişki köle sahip ilişkisinden daha da derin bir hale gelmekte. İtalya köle ve Osmanlı sahip birbirlerine çok benzemekte. Birbirlerine çok şey katıyorlar. Birbirlerinden nefret etmelerine rağmen birbirlerini çok sevmekteler. İkisi de bilimle uğraşıyor. 17.yy döneminde geçen romanda, İstanbulda veba salgını görülünce, ilkel karantina dönemlerini uygulanıyor. Padişaha çok yakın olan bu iki bilim insanı, bilim insanı olmakla kalmayıp hikaye yazarlığı ve anlatıcılığı, felsefeci, astrolog gibi kimlikler de kazanıyorlar. İki benzer karakter, bilinmeyeni aramak, kendilerini ve birbirlerini daha iyi tanımak, belki de hayatlarının anlamını sorgulamak için entelektüel bir çaba gösteriyorlar. Kendilerini tanımak, kötülüklerini fark edebilmek, zihinsel çıkmazların bilmecesini çözebilmek için uğraşırlarken birbirlerinin yerine geçmekteler. Roman İtalyan kölenin dilinden yazılmış. Ancak sonlara doğru bundan şüphe duymaya başlıyoruz. Gerçekten bu hikayeyi İtalyan köle mi anlattı yoksa İtalyan kölenin yerine geçen Hoca mı?
1000Kitap
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·156 syf.··
6 günde okudu
·
2025 230. kitabı
Orhan Pamuk
7.2/10 · 11,2bin okunma
Gulyabani İncelemesi
Puan vermedi·168 syf.··
2025 229. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 19:38
Son zamanlarda okuduğum en eğlenceli ve çokça keyif aldığım kitap olabilir. Kitabı alırken pek bir beklentim yoktu ancak güzel bir deneyim oldu. Bu roman 1911 yılında, Dünya savaşından hemen önce, Osmanlı İmparatorluğunun sıkıntılı zamanlarında yazılmış. O zamanlar bildiğimiz gibi Türk romancılığı yeni yeni gelişmekteydi. Bu kitapta romancılığın gelişiminin izleri belli olsa da rahatsız edici düzeyde bir acemilik yok. Yer yer eski kelimelere sahip olsa da gayet akıcı bir şekilde okunabiliyor. Kitabın eğlenceli kısmı ise anlatılan içerikte. Periler, cinler, inler ve hayaletlerle dolu bir çiftliğe hizmetçi olarak gelen Muhsine’nin yaşadıklarını, yine kendisinin ağzından dinliyoruz. Bu kadar da olur mu canım dediğimiz yerler de olurken, çiftlikte yaşayan kadınların korkularına şahit oluyoruz. Psikolojik unsurların da yer aldığı romanın içeriğinden daha fazla bahsedersem, kitabı okumak isteyen insanların keyiflerini kaçıracak bilgiler verebilirim. Özetle, bu roman, çıtır çerezlik olarak nitelendirebileceğim, insanı yormayan ancak keyifli bir deneyim sunacak bir roman. Gönül rahatlığıyla önerebilirim.
Edebiyat
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayıncılık · 202217,9bin okunma
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm İncelemesi
Puan vermedi·203 syf.··
2025 228. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 23:46
Etkileyici bir roman. Ancak bu etkileyicilik içerikle değil romanın kurgusunda yatıyor. Alışık olmadığımız bir kurguyla karşı karşıyayız. Romanın yazarı bir karakterin öyküsünü romanlaştırmak istiyor ve karakterden izin alıyor. Yalnız, karakterin bir şartı var; kitabı ilk olarak o okuyacak. Karakterimiz, kendisi hakkında yazılan romanı okurken romanın yayınlanabilmesi için yazara bir şart daha sunuyor. Karakterin notlarının da yayınlanması. Politik göçmen olan karakterimiz, romanın her bölümünden sonra kendi notlarını iliştiriyor. Okur olarak öğreniyoruz ki aslında anlatılanın arkasında bambaşka şeyler de var. Karakterimiz ilk bölümde yazarı tanıtırken, bazı zamanlarda eleştiriyor. Yazara anlattığı hikayenin derinleşmesini karakterimiz sağlıyor. Bu ilginç kurgunun önemli bir noktası, yazarın bu notlar yazılmadan önce romanı yazıp bitirmesi. Notlar, roman okunduktan sonra yazılıyor. Yazarın anlatımı ile karakterin anlatımı arasındaki üslup farkı da belirgin. Belirtmeliyim ki romanın yazarı Zülfü Livaneli değil. Yani karakterin öyküsünü dinleyen, onunla arkadaşlık eden ve romanı yazan yazar da Livanelinin kurgusunun ürünü. Livaneli, ustalıkla kurguladığı bu romanda, politik bir göçmen olan karakterimiz Sami’nin Stockholm’deki yaşamını, iç dünyasını, ruh hallerini, arkadaşlık ilişkilerini ve yaşadığı ikilimleri anlatıyor. Kitabı önerebilirim ama bu önerim içerikten daha çok kurgusundan dolayı. İçerik çok da ilginç gelmedi bana. Diline söylenecek sözüm yok zaten. Gayet akıcı bir şekilde okunabiliyor. Zaman zaman merak ettirmeyi de başarıyor. Romanın ismi, roman bitince anlamlı hale geliyor.
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma