Oğuz Atay’la aramda belirgin olmayan bir bağ varmış gibi hissediyorum. Kitaplarını okumaya başladıktan sonra onu kendime çok yakın görmeye başladım. Bu kitap, okuduğum üçüncü kitaptı ve sanırım bütün kitaplarını da okuyacağım. İlerleyen yaşlarımda belki tekrar okur, olgunlaşmış kimliğimle kendisini daha da iyi anlayabilirim.
Bu kitap sekiz farklı öyküden oluşmakta. Ancak her öykü, ayrı bir roman gibi. Öncesinde okuduğum Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar romanlarına göre dili daha akıcı. Her hikaye farklı konular içermekte. Her hikayenin karakteri sokakta gördüğümüz insanlardan oluşuyor. Yazar hayatı, gerçekçi bir zeminde, farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. İronileriyle ve içeriğiyle anlatım zenginleştirilmiş. Kitabı elden bırakmak pek kolay olmuyor. Diğer kitaplarına göre daha hızlı bir sürede bitirebilirsiniz.
Oğuz Atay’ı okumak isteyen okurlara bu kitapla başlamalarını tavsiye edebilirim. Fakat herkese Oğuz Atay’ı tavsiye edemem. Bence onu, anlayabilecek insanlar okumalı. Anlaşılamamanın verdiği acıyı pekiştirmemeli okur.
Kitap seçerken genelde beklentiye girmemeye çalışırım. Beklentilerimi karşılamayan kitaptan keyif alamam. Bu kitabı da seçtikten sonra hem kitabın adından dolayı hem de duyduğum yorumlardan dolayı ister istemez beklentiye girdim ve bu hikaye beklentilerimi pek karşılamadı.
Varoluşsal sancılar çeken karakterin hikayesini kendi ağzından dinliyoruz. Çocukluktan beri insanlarla bir arada bulunmaktan rahatsızlık duyan karakterimiz, bir savunma mekanizması olarak ikinci bir karakter yaratıyor kendisine. Bu karakter insanları güldüren, eğlendiren bir karakter. Soytarı adını verdiği karakteri oynayarak insanlarla iletişim kurmaya çalışıyor. Kendisini pek insan gibi hissedemiyor ve insanlara katlanamıyor oluşundan dolayı pek çok kez de intiharı denemekten geri durmuyor. Varoluşsal sancılarını bastırabilmek, topluma ayak uydurabilmek için önce alkol bağımlılığı daha sonra ise uyuşturucu bağımlılığı geliştiriyor. Kendinde olmadığı zamanlarda insanmış gibi hissedebilmekte.
Hikayenin gerçek bir temelini var mı bilmiyorum ancak hikayenin yazarı bu hikayeden hemen sonra intihar etmiş. Okurlar tarafından bu kitap, yazarın intihar mektubu olarak da değerlendirilmekte. Japon kültüründen dolayı mıdır çeviriden dolayı kelimelerin etkisini yitirdiğinden midir bilmiyorum ancak ben çok etkilenemedim kitaptan. Belki de daha ağır kitaplar okuduğum içindir. Kitabı tavsiye edebileceğim kitaplar listesinde yer veremem.