Tutunamayanlar vardır hayatta, arkadaşlığa tutunamayanlar, hayata tutunamayanlar ve bu kitaba tutunamayanlar. Hayata, arkadaşlığa, güzel olan şeylere tutunamasam da bu kitaba tutunabildim ve bitirebildim. Belki de bu kitaba tutunabilmemin de ağır bedelleri vardır.
İnanır mısınız bilmem ama bu kitabın bir çekim gücü var. Her seferinde kendisine çekiyordu beni. Üniversitede, kitap fuarında canlı olarak görmüştüm ilk olarak, ister istemez elim gitmişti kitaba. Yarım bırakanların çok olduğunu duymuştum daha önce, hazır olmadığımı hissedip uzak durmuştum. Şimdiye kadar kitapçılara, sahaflara her gittiğimde gözlerim arayıp onu buluyor, ellerim istemsiz ona gidiyordu. Kitaba tutunamayacağımın korkusu ise daha ağır basıyordu. Bu yüzden hep uzak durmaya çalışıyordum. Sanki bir karanlık beni çağırıyor, ben ise karanlığa girmeme mücadelesi veriyor gibiydim.
İyi bir dönemimde olmasa da hazır hissettiğim bir dönemde okumaya başladım. Kitabın ağırlığı altında eziliyordum, karanlığa doğru çekiliyordum. Bırakmak için artık çok geçti. Başlamıştım bir kere. Sarıp sarmaladı beni, içine çekti ve bir daha bırakmadı. Bundan sonraki hayatımın eskisi gibi olamayacağını çok iyi biliyorum. Kimilerine abartı gelebilir sözlerim, söylediklerim tamamen hissettiklerimdir.
Kitabın içeriğinden çok bahsedemem. O yazarla benim aramda kalan bir sır gibi. Her okuyan aynı şeyleri anlamaz, aynı şeyleri hissedemez gibi geliyor bana. Yine de kitap hakkında bir şeyler söylemeliyim. Bu roman, üslubuyla, kurgusuyla, hiçbir noktalama işareti kullanılmadan art arda gelen cümleleriyle, türetilen en uzun Türkçe kelimeleriyle, içeriğiyle, edebiyata başkaldırıdır. Etkileyiciliği ise bu başkaldırıda yatar.
Herkes ne diyecek?.. Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki... Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı?