"Kendisine herhangi bir şekilde yardım edilip kurtarılabileceği düşüncesi kafasından o kadar uzaktı ve dünyada kendisiyle meşgul olabilecek bir insan bulunabileceği ihtimali ona öyle yabancıydı ki, bu bitip tükenmez yürüyüşte onun kütleşen sinirlerini ne bir ümit, ne bir hiddet kıvılcımı harekete getirebiliyordu."
"Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için müthiş yalnızlığının farkında bile değildi. Etrafından gelip geçenlere, herhangi ecnebi bir maddeye, bir duvara, bir ağaca, bir köpeğe bakar gibi düz, alakasız belki biraz çekingen nazarlar fırlatıyordu."
Sabahattin Ali'nin 1936 ile 1937 yılları arasında yazdığı 5 öyküden oluşan kitap "Değirmen" ve "Kağnı"'da olduğu gibi Anadolu köylüsünün ve işçisinin yaşamış olduğu sorunları anlatmaya devam etmiş, bunun tek istinası bir aşk hikayesi olan "Köstence Güzellik Kraliçesi".
Kitapta en beğendiğim hikaye "Mehtaplı Bir Gece" oldu. Karakterin çaresizliği ve sonunu kabullenişi beni çok etkiledi. Çoğu Sabahattin Ali hikayesinin aksine trajik bir sonla değil iyi diyemesem de en azından acı tatlı bir şekilde bitti. Okumak isteyenlere "Değirmen" ile başlayıp sırasıyla devam etmelerini öneririm.