Spoiler içerir!
Kitabı eleştirirken (ki bunu bir Livaneli kitabına yapacağım hiç aklıma gelmezdi) objektif olmak adına hayal kırıklığımı bir kenara bırakacağım. Tam olarak ifade edebilmek için de mecburen spoiler vereceğim.
12 Mart'ta ülkenin yaşadığı travmaları, dağılan aileleri, bir neslin tramvalarını, dönemin siyasi ve askeri havasını, dönemin gençlerini anlatmasını isterdim (keşke daha iyi anlatmasını isterdim yazabilseydim ama hiç anlatmamış).
İlk olarak Selim ve Leyla'nın aşkı yüzeysel anlatılmış. Zorluklarla sınanmayan, tez vakitte evlilik ve çocukla süslenen bir aşk. Kitabın adı "Bekle Beni" olunca insan ister istemez imkansızlıklar içinde ya da umut yokken sevdiğini bekleyen bir aşık hikayesi bekliyor. Halbuki o dönem her kadının yaptığı gibi çocuğunun babasını bekleyen (2-3 yıl) bir kadın Leyla. Beklerken ki zorlukları ve iç dünyası da yeterince anlatılmamış. Ve hikaye onun beklemesi değil aslında. Hatta kitap bekletenin etrafında dönüyor bekleyenin değil.
Arada Selim'in askerlik detayı var ki ne kitabın akışına ne karakterlerin anlatılışına hiç katkısı yok.
Kitapta karakterleri tanıyamıyoruz, iç dünyalarına giriş yok.
Selim birden yazı yazmaya başlıyor (normalde ne iş yaptığı belli değil bahsedilmemiş) bu yazıların içeriği nedir, bir yerde yayınlandı mı Selim yazar mı oldu ne oldu belli değil hiç bilmiyoruz.
12 Mart'ta birden tutuklanıyor ama siyasi görüşünü bile tam olarak bilmiyoruz. Cezaevinde yaşadıklarının anlatımı çok yavan, yüzeysel olmuş. Sonra işkenceye gidecek diye beklerken birden bir mektup yazıyor Leyla'ya, Stockholm'den ! Nasıl yani? Sanki birisi Livaneli'ye tamam bu kitap olmuyor fazla uzatma demiş gibi...
Mektupta Selim Leyla'ya zaten beraber yaşadıkları süreci anlatıyor. Yazarın burada arada geçen süreci bize anlatmak için mektubu