"Mutluluk bir seyahat şekli olması gerekirken, bir türlü ulaşılamayan hayali istasyonlar haline geliyor. Yüzlerimiz hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar veremiyor. Aynı hava sıcaklığına bir gün üşürken, bir başka gün terleyebiliyoruz. Bir gün kahkahalarla güldüğümüz bir espriye, bir başka gün tebessüm etmekte zorlanıyoruz. Su bazen sıfır derecede donmuyor, bazen kaynamıyor yüz derecede.
O halde “Bizi mutlu kılan şey şartlardan çok ruhumuzdur” İstemekle değil istememekle hür olan ruhumuz."
"İlhan bir süredir olduğundan daha uzun boylu biriymiş gibi davranıyordu. Bütün ağaçların ve takımyıldızlarının adlarını biliyormuş gibi davranıyordu. Yazla beraber havaya karışan kokuları kaçırmak istemiyormuşçasına durmadan iştahlı, derin nefesler alıyordu. Kitapların mutlak hakimiymiş gibi davranıyordu, birden hatırına gelen güzel bir cümleyi hangi kitabın hangi sayfasında okuduğunu şıp diye bulacakmış gibi. Bir müzik grubunun solisti gibi davranıyordu. Penceredeki kadın filmini o çekmiş gibi. Üzünç, sevgilim ya da nane otları şiirini o yazmış gibi."