Özet:
Patrick Süskind'in "Koku" romanı, 18. yüzyıl Fransası'nda doğuştan olağanüstü bir koku alma yeteneğiyle dünyaya gelen Jean-Baptiste Grenouille'un hikâyesini anlatır. Grenouille, eşsiz kokuları takıntılı bir şekilde ararken, insan doğasının görünmeyen ama belirleyici yönlerini keşfe çıkar. Roman, dışlanmışlık, deha, aidiyet ve arzunun karanlık yüzünü yoğun bir atmosferle işler.
Kişisel Not:
"Koku", bana insanın sadece dış dünyayla değil, kendi içindeki boşluklarla da savaş verdiğini gösterdi. Grenouille’un duygusal yoksunluğu hikâye boyunca açıkça dillendirilmedi ama her satırın arasında hissettirdi kendini. Aslında Grenouille sevgiyi hiç istemedi; doyumu nefrette ve kendinden nefret edilmesinde buldu. İnsanlardan gördüğü hayranlık bile ona dayanılmaz geldi. Belki de eksik olduğumuz şeylere kavuştuğumuzda bile tamamlanmayız. Bu hikâye bana görünmeyen arzuların, nefretin ve yalnızlığın da bir kimlik inşa edebileceğini düşündürdü — hem korkutucu hem de çok insanca bir şekilde. Bende ise hayal kırıklığı bıraktı: Böyle büyük bir yeteneğin güzellik yaratmasını isterdim. Oysa o, sahip olduğu her şeyi yokluk ve hiçlik üzerine kurdu. "Koku", bana görünmeyen arzuların bir kişilik inşa edebileceğini ve yeteneğin, tek başına iyilik getirmeyeceğini düşündürdü."
Kapanış:
"Gerçek güç, neyi yapabileceğinden çok, neyi yapmayı seçtiğinde saklıdır."