Sözcükleri dudaklarından çıkar çıkmaz, duymamak için ellerimle kulaklarımı kapatmaya çalıştım. Ne var ki keskin bir bıçak gibi girdi bu sözcükler kafamın içine. Sonra o dudaklarını sımsıkı kapattı. Odayı, aniden derin bir sessizlik kapladı; ama sözcükleri kulaklarımda yankılanmayı sürdürdü; bıçak ucu kadar sivri bir şey gibi , dokunulabilir, somut bir nesne gibi kulaklarımdan beynime, başımın en derin noktalarına sızıp oraya saplandı.