Eda

Eda
@gabade
Ben düşündükçe var dünya, ben yok, o da yok
Öğrenci
8 okur puanı
Aralık 2014 tarihinde katıldı
Dorian’ın etkisi
Dorian'ın gerçekten de ilginç bir geçmişi vardı; onu adeta şekillendirmiş, daha da mükemmel bir hale getirmişti. Her mükemmel varlığın ardında da mutlaka bir trajedi vardı. Sanki en sıradan çiçeğin açması için bile dünyanın şiddetli doğum sancıları çekmesi gerekiyordu... Geçen gece kulüpte yemek masasında, şaşkın gözler ve ürkek bir zevkle aralanmış dudaklarla karşısında oturur; kırmızı mum yüzünde yeni yeni ortaya çıkan uyanışın rengini daha da kırmızıya boyarken nasıl da büyüleyiciydi. Onunla konuşmak nadide bir kemanı çalmak gibiydi; yayın her bir dokunuşuna, titreyişine karşılık veriyordu... Onunla etkileşim içinde olmanın başka hiçbir şeye benzemeyen, hayranlık uyandırıcı bir boyutu vardı. Ruhunu böyle zarif bir biçime üfleyip orada bir süre demlenmeye bırakmanın; fikirlerinin, içine tutku ve gençliğin melodisi eklenerek kişide yeniden yansıtılmasının, karakterini sinsi bir sıvı ya da parfümmüşçesine başkasına bulaştırmanın keyfi çok büyüktü; belki de bizimki gibi kısıtlanmış ve bayağı bir çağda; zevklerin son derece bedensel, amaçların son derece sıradan olduğu bir devirde bize kalan en büyük keyifti bu... Kaderin garip bir cilvesi sonucu Basil'in stüdyosunda tanıştığı bu gencin harika bir karakteri vardı; en azından harika bir karaktere dönüştürülebilecek bir mayası. Antik Yunan'dan bize miras kalan mermer heykellere has o zarafet, gençliğin o bembeyaz saflığı, duruluğu ondaydı. Onu sokamayacağınız şekil yoktu; bir Titan'a da dönüşebilirdi, bir oyuncağa da. Böylesi bir güzelliğin solup gitmeye mahkum olması ne büyük talihsizlikti! Ya Basil! Onun durumu da psikolojik açıdan epey ilginçti! Nelere sahip olduğunun farkında bile olmayan birinin sırf varlığı bile, sanatına yepyeni bir üslup, yaşamına bambaşka bir bakış açısı getirmeye yetmişti. Kırlarda kimselere
Sayfa 42·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Lord Henry
"Evet," diye devam etti Lord Henry, "yaşamın en büyük sırlarından biri budur. Günümüzde insanlar benliklerini sinsice kuşatan sağduyudan ölüyor; aslında asla pişman olunmaması gereken tek şeyin hataları olduğunu anladıklarında ysa iş işten geçmiş oluyor." Masada kahkaha koptu. Lord Henry bu fikirle oynuyor, onu zekice eğip büküyor, havalara atıyor, dönüştürüyor, elinden kaçmasına izin verip sonra yeniden yakalıyor, hayalgücüyle allayıp pulluyor ve ona çelişkiden kanatlar takıyordu. Aptallığa methiyeler düzmeye devam etti. Sonra felsefeye daldı; Felsefe, genç bir kadına dönüşmüştü, kendini keyfin çılgın müziğine kaptırmış, üzerindeki şarap lekeli elbisesi ve başındaki fildişi taçla, yaşamın kıyılarında, ayyaş bir Bakkhos rahibesi gibi zevkle dans ediyor, hantal ve suratsız Silenos'la ayık olduğu için alay ediyordu. Gerçeklik, adeta ürkek bir orman hayvanı gibi genç kadından kaçıyordu. Beyaz ayaklan bilge Ömer’in dev teknesindeki üzümleri ezdikçe mor kabarcıklı üzüm suları yükseliyor, kızıl bir köpük seli siyah ve kaygan teknenin kenarlarından taşıyordu. Harika bir doğaçlamaydı bu. Lord Henry, Dorian Gray'in gözlerini hiç ayırmadan ona baktığını hissediyor, dinleyenler arasında etkilemeyi arzu ettiği birinin olduğunu bilmek zekasını daha da keskinleştiriyor, hayalgücüne daha da renk katıyordu. Konuşması son derece zekice; süslü ve fütursuzdu. Dinleyenler kendilerinden geçmiş, çaldığı kavalın peşine takılmış güle oynaya Lord Henry'yi takip ediyordu. Dorian Gray büyülenmişçesine bakışlarını bir an olsun ondan ayırmıyor, dudaklarındaki gülücükler birbirini kovalıyor ve rengi giderek koyulaşan gözlerindeki hayret anbean derinleşiyordu.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Edebiyat
Gerçek Yüz
"Güzelliği solup gitmeyecek olan her şeyi kıskanıyorum. Senin yaptığın portremi kıskanıyorum. Benim kaybedeceğim şeye o neden sonsuza dek sahip olsun? Geçen her dakika benden bir şeyler alıp götürürken ona bir şeyler katıyor. Ah, keşke tam tersi olsaydı! O resim değişseydi de ben hep aynı kalsaydım! Neden yaptın bu resmi? Günün birinde benimle alay edecek, fena alay edecek bu resim!" Gözlerine sıcak yaşlar dolmuştu. Elini sertçe çekip kendini divana attı; yüzünü dua eder gibi yastıklara gömdü: "Hepsi senin marifetin Harry," dedi ressam yüzünde acı bir ifadeyle. Lord Henry omuz silkti. "Dorian Gray'in gerçek yüzü bu işte, hepsi bu. "
Sayfa 31·Kitabı okudu
Edebiyat
Güzelliğin farkına varılışı
Dorian cevap vermedi, isteksizce yürüyüp portresine doğru döndü. Tabloyu görünce geri çekildi, yanakları sevinçten al al olmuştu. Gözleri, kendisini ilk kez görüyormuşçasına mutlulukla parıldıyordu. Orada öylece hareketsiz ve şaşkın kalakaldı; Hallward'ın kendisine bir şeyler söylediğinin hayal meyal farkındaydı, fakat kelimelerin anlamlarını kavrayamıyordu. Bir vahiy inmişçesine kendi güzelliğinin farkına varmıştı. Daha önce hiç böyle bir şey hissetmemişti. Basil Hallward'ın sözleri ona hep bir dostun abartılı iltifatları gibi gelmişti. Onları önce dinlemiş, sonra da gülüp unutmuştu. İltifatları ona bir tesir etmemişti. Sonra gençliğe düzdüğü tuhaf methiyeleri ve gelip geçiciliğine ilişkin ürkütücü uyarılarıyla Lord Henry çıkagelmişti. Lord Henry'nin sözleri, tam o anda, güzelliğinin yansımasının karşısında dururken tünı gerçekliğiyle kafasına dank etmişti. Evet, belki günün birinde yüzü kırışıp çökecek, gözlerinin rengi ve ışığı sönecek, zarif bedeni biçimini yitirip bozulacaktı. Dudaklarının kırmızısı, saçlarının altın sarısı solup gidecekti. Ruhunu besleyip zenginleştiren yaşam bedenini harap edecekti. Korkunç, çirkin, tuhaf bir şeye dönüşecekti. Tüm bunları düşününce keskin bir acı yüreğine hançer gibi saplanmış, bedeninin her zerresini titretmişti. Mavisi koyulaşıp ametist moruna dönüşen gözlerine gözyaşı bulutları çökmüştü. Sanki buzdan bir el yüreğini sıkıştırıyordu.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Edebiyat
Lord Henry’nin konuşması
Günün birinde buruş buruş olup çirkinleştiğinizde, derin düşünceler alnınızda çizgiler bırakıp arzularınızın yangınları dudaklarınızı mühürlediğinde anlarsınız, hem de acı acı anlarsınız. Şimdi nereye gitseniz herkesi kendinize hayran bırakıyorsunuz. Bu hep böyle mi gidecek sanıyorsunuz? Olağanüstü güzel bir yüzünüz var Bay Gray. Asmayın yüzünüzü. Gerçekten öyle. Bir bakıma, güzellik de bir tür dehadır; hatta dehadan çok daha üstündür çünkü hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymaz. Güzellik, tıpkı güneş ışığı gibi, bahar mevsimi gibi, karanlık sulara aksi vuran, adına ay dediğimiz o gümüş deniz kabuğu gibi bu dünyanın muazzam gerçeklerinden biridir. Sorgulanamaz. Yüceliği ilahidir. Ona sahip olanlara asalet bahşeder. Ah, şimdi gülüyorsunuz ya, güzelliğinizi kaybettiğinizde gülemeyeceksiniz... Bazıları güzelliğin yüzeysel olduğunu söyler. Belki öyledir ama yine de düşünce kadar yüzeysel olamaz. Benim için güzellik mucizelerin en büyüğüdür. İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmeyenler sığdır. Bu dünyanın asıl gizemi görünmeyende değil görünendedir... Tanrılar size lütufkar davranmış Bay Gray, ama bilin ki tanrılar verdiklerini kolaylıkla geri alır. Şunun şurasında dolu dolu ve tam anlamıyla yaşayabileceğiniz birkaç yılınız var. Gençliğinizle beraber güzelliğiniz de sizi terk edecek; ya ansızın artık sizin için kazanılabilecek bir zaferin olmadığını anlayacak ya da geçmişin hatıraları aklınıza geldikçe yenilgiden daha çok acı verecek olan küçük zaferlerle yetinmek zorunda kalacaksınız. Geçip giden her ay sizi korkunç sona biraz daha yaklaştırıyor. Zaman sizi kıskanıyor; gençliğinizin gülleriyle, zambaklarıyla savaşıyor. Zamanla renginiz solacak, yanaklarınız çökecek, gözünüzün feri gidecek. Öyle çok acı çekeceksiniz ki... Ah, gençliğinizin kıymetini bilin. En güzel
Sayfa 26·Kitabı okudu
Edebiyat