“Kralın Dönüşü”, J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin son halkası olarak hem büyük bir savaşın hem de bir çağın kapanışını anlatır. Roman iki büyük bölüme ayrılır: beşinci kitapta Gondor’un ve Rohan’ın mücadelesi, altıncı kitapta ise Frodo ile Sam’in Mordor’daki yolculuğu yer alır. Ancak Tolkien’in anlatısı sadece savaş ve kahramanlık üzerine değildir; her bölüm, gücün yozlaştırıcı doğası, sadakatin sınırları ve umudun dirençli doğası üzerine derin bir düşüncedir.
Beşinci kitabın başında Gandalf ve Pippin, Gondor’un başkenti Minas Tirith’e ulaşır. Burada, ülkesini savunmakla birlikte umudunu kaybetmiş olan Vekilharç Denethor’la karşılaşırlar. Denethor, Palantír taşıyla Sauron’un gücünü görmüş, bu yüzden karanlığa teslim olmuştur. Aynı sırada Mordor’un devasa ordusu batı topraklarını kuşatmak üzeredir. Rohan tarafında ise Aragorn, Legolas ve Gimli, Kral Théoden’in çağrısına cevap verir. Aragorn’un kaderinde artık gizlenmek değil, kimliğini kabul etmek vardır. Bu noktada “ölülerin yolu”ndan geçip geçmişte yeminini tutmamış lanetli ruhları kendine çağırması, onun hem soyuna hem de kaderine sahip çıkışını simgeler.
Pelennor Çayırları Savaşı romanın ilk doruk noktasıdır. Rohan atlıları Gondor’un imdadına yetişir. Kral Théoden cesurca savaşır ama düşer. Onun yeğeni Éowyn, Merry’nin yardımıyla Cadı Kral’ı öldürür. “Hiçbir erkek beni öldüremez” kehanetinin, bir kadın tarafından bozulması Tolkien’in erkek egemen epik anlatısında beklenmedik bir kırılma yaratır. Aragorn’un ölülerin ordusuyla gelişi savaşın kaderini değiştirir. Gondor kurtulur, ama zaferin ardında büyük bir yıkım vardır. Denethor, umutsuzluğuna yenilip kendini ateşe verir. Faramir kurtulur, ama halkın ruhu ağır bir bedel ödemiştir. Aragorn’un iyileştirme sahneleri burada anlam kazanır: “Kralın eli