Melankolinin Melodisi: “Ondörtlünün Şarkısı” Üzerine
10/10
·130 syf.··
2025 7. kitabı
“Ondörtlünün Şarkısı” (Ay Adası, s. 19-22), geleneksel Türk şiirinin musikisini modern bir lirizmle birleştiren; aşk temasını derin bir hüzün, varoluşsal bir sarsıntı ve içsel çözülüşle işleyen bir metin olarak dikkat çekiyor. Şiir, aşkı romantik bir duygu hâlinden çıkarıp neredeyse duygusal bir çöküşe, yoğun bir tutkuya ve içe çöken bir hezeyana dönüştürür. Lirik benin yıllara yayılan yaraları, tutkuyu yangına çeviren eski mazmunlarla modern imgelerin iç içe geçtiği atmosfer, okuru hem geleneğe hem de içsel bir âleme çağırır. Şiirin sonunda beliren “ondörtlü” imgesi ise, bütün bu birikimin somutlaştığı merkezdir. Final, sadece bir kapanış değil; şiirin tamamını yeniden okutan güçlü bir kırılma anıdır. 1. Melankolinin İnşası: Bir “Müptelalık” Olarak Aşk Şiir, başından itibaren “arayışın tükenmişliği” ve “seçilmiş bir yenilgi” atmosferi içinde ilerler. Lirik ben, “bir hayalin peşinde” yıllarını tüketmiş, “belaları kendine elleriyle seçmiş” ve kaderine kendi rızasıyla ağır bir gölge düşürmüştür. “Kaybolmuş gelecek” ile “unutulmuş geçmiş” arasında sıkışmış bir "şimdi", onun için bir yaşam alanından ziyade bir acı mekânı hâline gelir. Bu melankoli, pasif bir hüzün değil; alışılmış, kanıksanmış ve neredeyse kişiliğe dönüşmüş bir hâlin dışavurumudur: “Aşina olduğumdan çilelerin özüne Gam çekmekle tükenmez dert yanıma kâr kalır.” Bu dizeler, acının geçici olmaktan çıkıp öznenin karakterinin temel bileşenine dönüştüğünü gösterir. Şairin “Melankolik bir derde müptela olduğumdan” ifadesi, Fuzuli’nin “Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib” mısralarını çağrıştırır. Bu ton, acının artık bir misafir değil; lirik benin evinin sakinlerinden biri olduğunu hissettirir. Geleneksel iç sızısı burada modern bir iç çekişle buluşur. 2. Geleneksel Mazmunların Modern Yüzleri Şiir,
Şiir
Ay AdasıAhmet Doğru · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20216 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2024 157. kitabı
Kuloğlu Mustafa, 17.yüzyıl Türk Halk Edebiyatı'nın önemli temsilcilerinden biri. 4.Murat döneminde saraya yakın biri, öyle ki 4.Murat'ın vefat etmesiyle sarayla bağlantısı kesilir, hattâ Cezayir'e sürgün edilir. Şiirlerinde ana teması aşktır. Ayrılık, gurbet, gam, felek ve ölüm gibi konular da sık işlenir. Şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır ancak aruz ile yazdıkları da vardır. Kuloğlu der, bülbül kondu bağlara Rast geldim şu yerde gönlüm eğlere Meğer başım alam çıkam dağlara Felek beni sevdiğimden ayırdı.
Kuloğlu MustafaNecdet Şengün · Ketebe Yayıncılık · 20189 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Şair Mahmut Topbaşlı'nın Şiir / Gönül Dünyası “Gönül Bu” Şair Mahmut Topbaşlı’nın, Yüzakı Yayıncılık etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu şiir kitabı. “Sevgi Irmağı, Açık Dilekçe ve Sevinçlerin Ardında” bölümlerinden oluşmaktadır. Yüz seksen dört sayfa hacmindeki eserde, yüz on üç şiir yer almaktadır. Gerek M. Ali Eşmeli’nin takdim yazısı gerekse de Musa Serin’in samimi bir şekilde yazdığı takriz yazısı ile şiirlere dair bir ön çerçeve sunulmaktadır. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere şiirler gönüle, aşka, maneviyata, insana ve hayata dair konular ihtiva etmektedir. “Gönül Bu” ayrıca kitaptaki ikinci sırada yer alan şiirin adıdır. Şiir geleneğimizde olan hece şiirlerinin genelinde, şairin Günbeyli mahlasını kullandığını görmekteyiz. Şiir tekniğinden, hece ve kafiye düzeni gibi kalıplardan ziyade şiirlerin daha çok özüne, derinliğine ve anlatımına odaklanmak istiyorum izninizle. Şu kadarını söyleyebilirim ki şiirlerin geneli dörtlüklerden oluşmaktadır. Beyit tarzı, beşli, üçlü mısra formunda yazılmış şiirler de yer almaktadır. Satırlar dolu dolu ve anlatım derinliği taşımaktadır. Şiirlerde abartılı tezyinler içermez. Zarifoğlu’nun tabiriyle “ayran kabartan” hamaset taşıyan şiirlerinden değillerdir. Ayakları yere basan dinginliktedir şiirler. Son zamanlarda okuduğum en güzel hece şiirlerinden diyebilirim. En dikkatimi çeken şey ise bazı şiirlerde son bölümde yer alan birer satırlık pekiştirme mısralarının kullanılmasıdır. Kitapta daha çoğunlukta konulu şiirleri görmekteyiz. Şairin genel manada bir kültür şiiri yazmış olduğunu söylesek yanlış olmaz. Medeniyetimizin bir “gönül medeniyeti” olduğunu bizde söylesek yeridir. Gönül, aşkın dostudur. Bedeni, dünya kabul edersek gönüle, ukbâ diyebiliriz. Gönülde yaşlanma yoktur. Olsa olsa dünya değiştirme vardır. Nefis,
Gönül BuMahmut Topbaşlı · Yüzakı Yayıncılık · 20151 okunma
10/10
·178 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
“Güvercin Çığlığı” Şiir Kitabı Üzerine Derkenar "Güvercin Çığlığı" Şair Sündüs Arslan Akça'nın 2019 yılında, Gece Kitaplığı etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu 3. şiir kitabı. Yüz yetmiş sekiz sayfa hacmindeki kitap da yüz on sekiz şiir yer almaktadır. Hece ve serbest şiirlerin harmanlandığı, konu çeşitliliğinin olduğu, insan yüzlü şiirler okudum. Başka bir ifadeyle duygu yoğunluğu içerisinde ele alınmış lirizm ve toplumsal ileti içeren şiirler desek de yeridir. Geleneğimizin ve halk edebiyatımızın tadının karıştığı, müzikalitesinin yüksek olduğu şiirler desek yeridir. Daha çok şiir geleneğimizden beslenen, anlaşılır bir dil. Akıcılığı, ahengi ve şiir sesinin öncelendiği bir anlatımla ele alınmış güzel şiirler. İzlek ve biçem olarak halk edebiyatımızın özünü ve izini hissettiriyor. Bazı şiirlerin uyum ve ahenginin yanında, hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde sözcük disiplini gözetilmiş görülüyor. Başka bazı şiirlerde ise özgürce farklı dokunuşlarda bulunulmuş. Şiirlerde duygunun yer yer önde olduğunu söyleyebilirim. Şair, şiirlerin birçoğunda hem kendine hem de karşıya sesleniyor. "Seslerinde yırtılayazdı şafaklarım" (sayfa 22), "tuşba yazın mezar taşıma benim" (sayfa 93), "mecruh geceden çıkıp avare gezen benim" (sayfa 116), "bendensiniz hanımefendi” (sayfa 52), “anlat bana evladım" (sayfa 54) gibi. Bu seslenmeler de doğal olarak şiir sesi yükselmektedir. "Güvercin Çığlığı" kitap ismi, kitap da yer alan aynı isimli şiirden mülhem isimlendirildiğini anlıyoruz. Bununla birlikte "Hüzün Kuşları", "Kuşların Hatırı Vardı" gibi aynı temadaki başka şiirlerinde olması, bu ismin verilmesinde isabetli bir tercih olduğunu söyleyebilirim. Mesela Şair “Kuşların Hatırı Vardı” şiirinde kuşları şu şekilde ele alır: “Toprak mı yüzümüzü güldüren/ bir dost, hatırlanışı belki/ filizlenip
Güvercin ÇığlığıSündüs Arslan Akça · Gece Kitaplığı · 20195 okunma
bülbül ve gül
10/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2020 10:29
BÜLBÜLÜN KIRK ŞARKISI / İSKENDERE PALA (KİTAP İNCELEMESİ) Pandemiden önceki dünyalık telaşlarımı düşününce beni kitaplarla tekrar hemhal eden bu süreçte ‘’dünyanın dışı gaflet, içi ibretmiş’’ meğer dedirten bu kitabı; beş yıl önce birinin tavsiyesi üzerine emanet alıp okumuş, emanet diye şöyle içime sinesi çize çize okuyamadığım için( o gün de en az bugünkü gibi çok etkileyici bulmuşum demek ki) kendime de almış, ‘’nasılsa okurum’’ diye kitaplığıma yerleştirmiştim. Aradan tam 5 yıl geçmiş. Nasılsa okurum dediklerime en değeni imiş meğer. Vaktini bekliyormuş… Ne çok öfke, ne çok acı biriktirmiştim yüreğimde. Son günlerde ölümler peş peşe geliyor, sevdiklerimi birer birer alıyordu. Yıllardır uykusuz gecelerimin tek sırdaşı kitaplarım, kelamımın yoldaşı kalemim olmuştu zaten. Bolca ilham , bolca yeni kelime, bolca alıntı, bolca yazı, bolca şiir demektir böyle kitaplar. Gam lokması dizildi boğazımda eğleşir, Dilim şekva ettikçe cefam büyür devleşir. Beytini yazınca kalemim işte dedim…işte aradığımı buldum. içinde ’gitme’ lerin, ’ağlama’ ların geçtiği tüm şarkı türkülere ağlarken bulurdum kendimi. Meğer ’al sana ağlama ’ diyecek bir sır saklı imiş bu kitapta. Taif satırlarını okurken ilhamım bana imtihanın sırrını haykırıyordu adeta. Efendimizin sükunu ve sabrında. İmtihan sırrı bu çırpınma boşa, Gül kokulu tacolan taş yedi başa. Beytimi yazarken kitabın yazarının ancak aşk avaresi dediği bülbülün vird ile zikrinde gönüllerin zinde kaldığını fark ettim. ‘’gönüller ancak Allah’ı anmakla mütmain olur’’ biliyorduk, biliyorduk bilmesine de.. meğer bu kitapta Gül’ü için kırk şarkı söylemeye dostu İbrahim’e söz veren Bülbül, kırk birinci şarkıyı Peygamberimizin ümmetine bıraktığını fısıldamış kulaklarımıza. Bülbülü her duyan bilsin ki Gül’ ün şarkısını dinliyor,diyor
Edebiyat
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,5bin okunma
Haydarinna Rinanay...
8/10
·160 syf.··
2019 5. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2019 14:37
Yıl 1999’u gösterdiğinde Osman Sınav yönetmeliğinde bir fragman yayınlandı, dönemin özel televizyon kanalında… Tamda istediğimiz gibiydi “Askerler nizamı biçimde giyinmiş, bir cadde üzerinde pusuya düşüyor ve şehit ediliyordu, bir otobüsten ise Haydarinna Rinanay sountrack efektiyle beraber, dönemin delikanlısı giyim tarzlı olan beyaz gömlek ve siyah kumaş pantolonlu yağız delikanlı, yerlerde yatarak, sağa sola kendini siper ederek pusu kuranları alaşağı ediyordu. Sonraları adının Yusuf Miroğlu olduğunu ve yasalarını öğrendik. O günden sonra Miroğlu yüzüğü, Miroğlu kemeri, Miroğlu tabancası ve paltosu, hele ki diziye destekleyici olan bir otomobil markası olan Nissan ve onun jipi vardı ki her binen kendini Miroğlu diye sağa sola atar olmuştu.” Güzel yıllardı o vakitler, pazartesi günleri ise Deliyürek günüydü. Kurgu ve yapılanları tasvip etmesem de edebi hikâyeler anlatan Kuşçu karakteri vardı, sonra ise dizinin sountrackı olan Yiğidi Gül Ağlatır türküsü, hepsi güzeldi. İşte o vakitlere dayanır bizim Ömer Lütfi Mete ile tanışıklığımız. Gerçi Gülce’yi duyduktan sonra asıl perçinlenen ve ezberlememe sebep olan şiiri görecektim, daha vakit vardı. “Yarıldı toprak, kalkalım artık gönül Tamamdır bu bağda vuslat ihtimalimiz” Bu tarz dizi, film, müzik ve benzeri tarzlarda bir sanatçıyı anmak ve keşfetmek, ben ve hocam için utanç kaynağıydı ki bir kere aşırı derece kızmıştı. Ben ona farklı bir şey söyleyecekken İbrahim Sadri ve Ihlamurlar Çiçek Açtığı zaman dediğimde beni kovmuştu. Ben ise İbrahim Sadri’nin şiiri popüler kültüre daha çok hitap eden bir yolla okura ulaştırdığı için; şiir yazan kişilerden ve kitap üzerinde okurun az olması sebebiyle, Bahaettin Karakoç ismi anılmazken İbrahim Sadri daha popüler olmuştur diyecektim, diyemedim. “Yiğidi gül ağlatır gam
GülceÖmer Lütfi Mete · Timaş Yayınları · 20191,598 okunma