Hazreti Ömer'in müminlerin emiri olduğu dönemde bir görevi de hutbe vermekti. İnsanlara yapmaları gerekenler hususunda tavsiyelerde bulunup onlara dürüstlüğü hatırlatıyordu. Bir gün gezinti esnasında bir pencereden içeriyi gördü. İçeride içki içen ve sarhoş gibi görünen bir genç vardı. Hazreti Ömer'in celali hepinizin malumu! Kapıyı yıkıp içeri girdi, genci yakasından kavrayıp şöyle söyledi; “Demek benim gözetimim altında iken içiyorsun?” Genç ise, “Ben bir haram işledim, sen ise üç diye cevap verdi. Hazreti Ömer bu cevap karşısında şaşırıp kalmıştı. "Sen neden bahsediyorsun deyince genç; "Evvela benim penceremden içeri baktın. Bir Müslümanın mahremiyetine hürmet etmen gerekirdi; içeri bakmamalıydın. İkincisi, benim içki içtiğim zannında bulundun. Bunu bilemezdin. Su veya süt içiyor da olabilirdim. Müslümanlar hakkında zanda bulunmamaliydin. Üçüncüsü, evime benim müsaadem olmadan girdin, bunu da yapmamalıydın. Davet edilmediğin sürece iman eden birinin evine girme. Üç haram fiilde bulundun!” deyince, Hazreti Ömer özür dileyerek genci serbest bıraktı ve oradan ayrıldı.
Devlet reisiydi, “Bak bak, demek senin de ağzın var!” “Gel bakalım benimle, ben sana ne yapacağımı bilirim” diyebilirdi pekâlâ. Ama hayır. Sadece oradan ayrıldı. Aradan birkaç hafta geçti, Hazreti Ömer mescitte hutbe verdiği sırada aynı genç içeri girdi. Hazreti Ömer hutbeyi bitirince genci yanına çağırıp tenhada ona dedi ki; “O vakitten beri hakkında tek bir kötü söz sarf etmedim.” Genç; “Ben de o vakitten beri ağzıma bir yudum içki koymadım.” diye cevap verdi. işte ‘tevasi’ böyle olur. Her ne kadar liderlik poziyonunda olsa da dinlemeye istekli. İçmiş bir genç olsa bile, kimseyi görmezden gelmiyor. Alkol kokan bir gencin öğüdünü tutuyor Hazreti Ömer. Onlar Asr süresinde geçen 'tevasav bi'l-hakk’ ne