Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
''Müşrikler şirk koştukları varlıklara olağanüstü yani ilâhî özellikler yüklemişlerdi. Onların yardım isteyenin yardımına yetiştiğine, kendilerine şifa vereceklerine, dualarını kabul edeceklerine vs. inanıyorlardı. Rasûlullah'ın 'onların buna gücü yetmez, onlar sizi duyamaz, dualarınıza cevap veremezler' demesini, hakaret saydılar. 'İlahlarımıza dil uzatıyor, dinimizi ayıplıyor' sözünden kastettikleri buydu. Rasûlullah çirkin bir kelime kullanmamış, hakaret etmemişti ama yaptıkları ibadetin geçersiz olduğunu, ibadet ettiklerinin ibadete layık olmadığını veya ettikleri ibadete karşılık vermekten aciz olduklarını söylemesini müşrikler hakaret olarak nitelendirmişti.''
''Tevhid, kişiyi yaratılmışlara kul-köle olmaktan, onlara bel bağlamaktan, onları korku ve ümit duyulacak makam olarak görmekten, ameli onlar için yapmaktan kurtarır. Gerçek anlamda izzet ve şeref budur. Böylelikle kul, tek ilah olarak Allah (subhânehu ve teâlâ)’yı tanıyıp kulluğunu bir tek O’na arzeder. O’ndan başkasına ümit beslemez. Yalnızca Rabbinden korkar, haşyet duyar. Yalnızca O’na yönelip tevbe eder. Böylece kul felaha/necata/kurtuluşa erer.''