!!! Dikkat spoiler içerir !!!
6/10
·48 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:06
Bir memur olan Akakiy Akakiyeviç'in paltosunun eskimesi üzerine terzi Petroviç'e yeni bir palto sipariş etmesiyle olaylar başlıyor. 80 ruble olan paltonun 40 rublesi hali hazırda duruyorken kalan 40 ruble için bir süre aç kalan, masraflarını kısan Akakiy Akakiyeviç, paltosuna kavuştuğunda sanki sevgilisine kavuşmuş gibi mutlu oluyor. Yeni paltosunu kutlamak için birazda şerefine yapılan doğum günü partisinden evine dönerken paltosu çalınıyor ve dünyası başına yıkılıyor. Zaten çekingen sessiz olan karakterimizin bu konuyla alakalı şikayette bulunmaya gittiğinde yediği azar da hastalanmasına ve ardından da ölmesine yol açıyor. Adaletin sesi çıkmayan garibanlara işlemiyor oluşu, hem mazlum hem gariban hem mağdur olan kişilerin nasıl ezildiğini okumuş olduk. Çerezlik mini bir hikaye, daha iyisini beklerdim de ölmüş gitmiş dünyaca ünlü bir yazarı da burada eleştirmek olmaz tabii
PaltoNikolay Gogol · Kızıl Panda Yayınları · 046,2bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:25
Eseri meraklısına öneririm. Mikro tarihçilik örneği. 1600'ler, Çin'in o zamanlar için en yoksul, en geri kalmış, üst üste felaketler yaşamış bir şehri, ve o şehrin sosyal yaşantısından bize kalan kayıtların bir derlemesi. Bölüm bölüm farklı hikayeler/vakalar var. Kaynak olarak o zamanın meşhur bir sulh hakiminin güncesi, mahkeme kayıtları ve bir hikayecinin anlatıları kullanılmış. "Wang Hatun" ise, kitabın sonunda yer alan bir cinayet vakası. Toplamda karşınıza toplumsal gerçekçilik çıkıyor. Geri kalmışlık, yoksulluk, cehalet ve yozlaşma varsa aynı trajediler her yerde ve zamanda yaşanabilir. Sebep-sonuç ilişkisi çıkarabilirsiniz. Bir imparatorluk kültürü, merkezi yönetimin nüfuz edemediği çeperlerde idari yetersizlikleri görebilirsiniz. 1600'ler Çin kültüründe toplumun kadın algısını, cinsiyet rollerini, aile ve sosyal yaşam pratiklerini öğrenebilirsiniz. Yasalar, suç ve ceza özdeşliği konuları ilginizi çekebilir. Ben beğenerek okudum. Ginzburg'un Peynir ve Kurtlar kitabını Peynir ve Kurtlar okuyup beğenenler, bu kitabı da sevebilirler. Aralarındaki fark, Peynir ve Kurtların baştan sona bir değirmencinin engizisyonda yargılanması olması, burada ise birden fazla örnek vakaya yer verilmesi. Söz uçar, yazı kalır. Yazılı kültürün kıymetini de anlıyor insan. O son vakada, gariban Wang'ı kim hatırlardı yoksa? Wang Hatunun Ölümü Jonathan D. Spence
Wang Hatunun ÖlümüJonathan D. Spence · Metis Yayıncılık · 200632 okunma
Reklam
Tarihimizde Garip Vakalar
8/10
·120 syf.··
2026 29. kitabı
Devlet-i Aliyye zamanında yaşanan garip olayları edebi bir dille anlatıyor.En garibime giden olaylar Maymunları idamı ve Abaza Mehmet Paşa oldu. Akıcı bir şekilde giden bir kitap elinizden bırakamayacaksınız.
Tarihimizde Garip VakalarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 20251,454 okunma
6/10
·128 syf.··
2026 40. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:00
Atları da Vururlar adlı kült eser, Büyük Buhran Amerikasında geçiyor. Halk yoksul, gariban çaresiz. Yeni tanışmış çiftimizin, çift diyorum ama aralarında romantik bir ilişki yok, kalacak yerleri hatta yiyecek yemekleri bile yok. Bu çaresizlik içindeyken, bedava yemek ve yatak imkanı sunan bir dans yarışmasına katılıyorlar, kazanana da para ödülü var. Fakat dans yarışması çok insanlık dışı, durmaksızın dans ediyorlar, sadece 2 saatte bir 10 dakika molaları var, bu molada uyuyup duş alıp vs ne ihtiyaçları varsa gidermeleri isteniyor. Kitabın başında çocuğun kızı öldürmekle yargılandığını öğreniyoruz ve o noktaya nasıl gelindiğini okuyoruz. Kitapta alt ve üst kesim arasındaki keskin sınırı görüyoruz, dans yarışmasına katılan insanların adeta sirkte gibi seyirciyi eğlendirmesi, para edecek ne varsa yapması isteniyor. Burada sağlam bir sistem eleştirisi var aslında. Kapitalist sistemi anlatıyor bize. Bu durumun eski çağlardaki kölelik sistemiyle bir farkı yok bence, insanların çektiği işkenceyi izlemek için bilet satın alıyorlar. Bir yandan da izlemeye gelen insanların ahlaksızları da bize gösteriliyor, bu şova gelmeleri, sponsor olmaları, para ödülleri koymaları gibi ahlaksızlıklar yetmezmiş gibi bir de aralarında türlü suçlar da işleniyor. Adamın kadını öldürmesi konusunda şöyle düşünüyorum, istese kadın intihar edebilirdi ama bir noktada cesareti buna yetmiyordu, nitekim adam da bunu düşünebilirdi, sonuçta cinayet işlemek basit bir eylem değil sonuçlarını biliyordur. İşin ucunda idam cezasına çarptırılacağını biliyorsa eğer hayata karşı aynı hevessizlikten adamda da olabileceğini düşünüyorum fakat daha öncesinde ileriye yönelik planlar yapıyor olması beni bu konuyu sorgulamaya itti. Büyük Buhran’da insanların neler yaşadığını, kapitalist sistemin bizi nelere ittiğini
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026643 okunma
Puan vermedi·604 syf.··
2026 5. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 13:15
*Dikkat Spoiler İçerir!!!!* Arif Ergin’in *Tekvin* romanı, çok fazla hakim olmadığım bir konu olan İlluminati ve gizli cemiyetler dünyasını, Türk sanat tarihinin en gizemli figürlerinden Osman Hamdi Bey’in eserleriyle harmanlayan, oldukça akıcı ve sürükleyici bir kurguya sahip. Kitap kendini rahatlıkla okutuyor ve merak unsurunu canlı tutmayı başarıyor. Ancak finaline geldiğimde, açıkçası yazara ayıp olmasın ama kendimi kahkaha atarken buldum. Hani birisi size çok ciddi bir şey anlatır, siz tam o sırada dayanamayıp gülersiniz de karşınızdaki bozulup *"Neye gülüyorsun?"* der ya; ben de kitabın son sayfasını kapattığımda tam olarak bu hissi yaşadım. Hikaye boyunca gariban başkarakterimiz Hakan; sahip olduğu ciddi su korkusuna rağmen yeraltı dehlizlerine giriyor, suların içine batıp çıkıyor, patlamalar atlatıyor ve kurşunların hedefi oluyor. Tüm bu ölümcül cefayı ise tek bir amaç için çekiyor: Kendisinin aslında kim olduğunu ve neyi koruduğunu öğrenmek. Finalde nihayet o dehlizlerden çıkıp İlluminati’ye karşı savaşan kadim bir cemiyetin son soyu olduğunu öğrendiğinde ise kurgu benim için biraz komik bir hal aldı. Çünkü o esnada sekreteri Ahu, sadece bilgisayarının başında oturup Fransız hükümetinin birkaç nüfus kayıt sistemine girerek Hakan’ın aslında kim olduğunu (Kenan Ruzly olduğunu) çoktan keşfetmişti. İnsan düşünmeden edemiyor: Hakan o karanlık dehlizlerde canını dişine takıp sürünmek yerine, en başta oturup Ahu ile birlikte iki tıkla ufak bir internet araştırması yapsaydı, zaten sonda öğreneceği hakikate hiç bu kadar eziyet çekmeden ulaşabilirdi. Kitaba dair bir diğer eleştirim ise bitmel bilmeyen sis muhabbeti. Ne sismiş arkadaş, dagılmadı gitti, dedim. Hikayede o kadar çok olay, o kadar yoğun bir koşturmaca var ki; tüm bunların belirtilen o dar zaman diliminde
TekvinArif Ergin · Doğan Yayınları · 20182,723 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:11
Sanırım bu zamana kadar okuduğum ve anlam vermek için epey zaman harcadığım kitaplar arasında ilk sıralarda yerini alır. Eserde bir olay örgüsünü geçtim, hangi duygunun üzerinde yoğunlaştığını anlamak bile çok zordu benim için. Çünkü birden fazla duygu var ve yaşanan olaylar o kadar kopuk ama bir o kadar da bir ki bağlam kurmak oldukça zahmet istiyor. Anlatıcı sürekli olarak farklı mekanlarda bulunuyor lakin biraz dikkat ettiğimiz zaman tasviri yapılan mekanların bir olduğunu görüyoruz. Yani yaşananlar hep bir yerde geçiyor ama anlatıcı öyle bir bilinç kaybı yaşıyor ki bunun farkına bile varamıyor. İmgeler sürekli olarak tekrar ediyor; kişiler, kurulan cümleler, var olan duygular ve mekanlar. Buradan anlıyoruz ki anlatıcı zaman ve mekan kavramlarını yitirmiş. Sürekli olarak anlattığı kişilerdeki kusurları öne sürüyor lakin bunları anlatırken iğrenmenin yanında garip bir haz ile onların yaptıklarını yapma eğilimi gösteriyor. Bu da bende, bahsettiği tüm kişiliklerin aslında kendisi olduğu izlenimini oluşturdu. Bahsettiği kişiliklerde sürekli olarak "kambur bir duruş" olduğunu vurguluyor; ben burada kamburluğun sebebini fizikselden ziyade ruhsal bir olayla bağdaştırdım. Hikayenin başında bir kadından bahsediyor ve sürekli olarak o kadının gözlerine odaklanıyor. Kadının bedeninin yaşıyor olmasına rağmen kurtlanıyor olması, çürüme belirtileri gösteriyor oluşu onun garibine gitmiyor; çünkü buradaki aslında bir kadın değil, hikayenin sonunda öldürdüğünü öğrendiğimiz karısının kendi üzerinde oluşturduğu "vicdan". Yani zannımca buradaki kadın metaforu aslında vicdan kavramı ile ilişkilendirilmiş. Ve dikkat ederseniz sürekli olarak kadının gözlerine odaklanıyor, onu unutmak istemiyor. Gözlerine bakarken rahatsızlığın yanında garip bir haz duyuyor. Nedenini anlamadığım bir
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Reklam
Reklam