"İNCİ" Gelecekte olmasını istediğim şeyin ta kendisi.
40. BÖLÜM ✨️ Serkan ✨️ Ceketimi koltuğun arkasından kaptığımda, kapı bu anı bekliyormuş gibi aralandı. Asistanım, elindeki dosyalarla içeri girdi. Adımları hızlıydı, sesi ise bitmek bilmeyen telaşının tınısını taşıyordu. “Serkan Bey, üçte yönetim kurulu toplantınız var. Ayrıca sözleşme...” Sözünü, keskin bir tavırla kestim. “Toplantıyı yarına erteleyin.” “Ama yarın sabah için programınız tamamen dolu...” “O zaman öğleden sonraya kaydırın,” dedim, ceketimi omuzlarıma geçirirken. Gözlerim saatteydi. “Şu an gitmem gereken önemli bir görüşme var. Bu meseleyi kendi aranızda çözün.” “Emredersiniz.” Tam odadan çıkıyordum ki proje müdürüyle burun buruna geldim. Elindeki dosyalar bir barikat gibi önümde yükseliyordu. “Serkan Bey, yeni ihale dosyaları... Karar için süre daralıyor, mutlaka bakmanız lazım.” Hepiniz bu anı mı beklediniz? Dosyayı elinden hırsla çekip aldım. Sayfaları hızla, sadece can alıcı noktaları yakalamaya çalışarak çevirdim. “Şu teklifi kabul edin. Şu firmayı ise derhal listeden çıkarın; risk oranları çok yüksek, güven vermiyorlar. Diğerleriyle ön görüşmelere başlayın.” Müdürün kaşları hayretle yukarı kalktı. “Ama efendim, rakip firmanın fiyatı çok daha düşük, eğer...” “Benim dediğimi yapın! Fiyat her zaman tek kriter değildir. Kaliteyi ve hızı ön plana koyun, işi bize kendi ayaklarıyla getirsinler.” “Peki, Serkan Bey.” Koridor boyunca yürürken sekreterim peşimden geliyordu. “Serkan Bey, bu akşamki gala daveti için katılımınız özellikle bekleniyor...” Cidden sabrımı zorluyorsunuz...
1000Kitap
Dünya, küçük şeylerin büyük mucizesidir.' Detroit’in o gri, rutubetli odalarında, okuma yazma bilmeyen bir kadının ellerinde bir kitap yeşeriyor. Bir anne, oğluna bakıyor ve orada bir 'hiç kimse' değil, yıldızları yerinden oynatacak bir güç görüyor. Eğer bir kadının, evlatlarının alnındaki o kara kaderi bir silgi gibi nasıl silebildiğini görmek istiyorsanız; sevginin, sistemin paslı çivilerini nasıl tek tek söktüğünü duymak istiyorsanız, bu hikayeye sığının. Bu film, unutulanların, aşağı itilenlerin ve sessizce göğe tırmananların ilahisidir. Eğer kalbinizin tozunu almak ve bir neşterin nasıl bir umut kalemine dönüştüğünü görmek istiyorsanız, bu hikayeye kulak verin. Çünkü unutmayın, tarih sadece kazananları değil, direnenleri yazar... 'Acıyı hissetmeyen, neşteri tutamaz.' Ben Carson’ın hikayesi size pembe bulutlar vaat etmiyor. Bu adam, zihnindeki o aptallık canavarını boğarak öldürdü. O neşterle sadece et ve kemiği ayırmadı; kendisine 'yapamazsın' diyen o kokuşmuş dünyanın şah damarını kesti. Eğer steril bir odada tanrıcılık oynamanın bedelini, bir insanın kendi zayıflığını nasıl bir kurban gibi masaya yatırdığını görmek istiyorsanız izleyin. Bu, bir 'başarı' değil, bu bir 'isyan' projesidir. Kendinizi yeniden inşa etmek istiyorsanız, önce eski halinizin enkazını bu filmle izlemelisiniz... share.google/4RxCYCmC5BSSXhE8W
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kafka, Pavese, Tezer Özlü Bir Akşam Yemeğinde
Edebiyat tarihinin en melankolik, en “anlaşılamamış”, en çok tartışılan isimlerinden üçü bir akşam yemeğinde buluşsa ne olurdu? Prag’ın dar sokaklarında suçluluk duygusuyla yanıp kavrulan Franz Kafka, Torino’nun sessizliğinde yalnızlığını bir kadere dönüştüren Cesare Pavese ve tüm bu kasveti adeta bir kamçı gibi kullanarak yaşamın ucuna koşan Tezer Özlü… Geçtiğimiz günlerde Ekşi Sözlük’te karşıma provokatif bir “entry” çıktı. Metin, bu üçlüyü oldukça sert bir şekilde eleştiriyordu. Kafka’yı ezik, Pavese’yi özgüvensiz ve Tezer Özlü’yü “piç erkekleri” tercih edecek bir kadın olarak yaftalıyordu. Evet, şu “piç erkek” mevzusu eskimedi ve hiç eskimeyecek… Peki, bu kadar sığ bir okuma yapmak ne kadar doğru? Yoksa bu üçlünün arasındaki bağ bir mağduriyet yarışından çok daha derin, varoluşsal bir sancı mıydı? 1. Melankolinin İki Yüzü: Beklemek mi, Gitmek mi? Kafka ve Pavese için melankoli bir duraktı. Kafka, babasının gölgesindeki ve bürokrasinin labirentlerindeki o duraktan hiç ayrılamadı. Milena’ya yazdığı mektuplarda aşkı kavuşmaktan ziyade “imkansızlıklar silsilesi” olarak yorumladı. Onun için sevilmek denilen şey, bir suçun itirafı gibiydi. Pavese ise melankoliyi, yaşamını bir otel odasında noktalandıracak kadar büyüttü. Fakat Tezer Özlü için melankoli bir “yakıt”tı. O, Kafka’nın “ezikliği”ne aldırmadı. O ezikliğin içindeki sarsıcı dürüstlüğü sevdi. Pavese’nin yalnızlığını anlasa da o yalnızlığın içinde boğulmayı reddetti. Tezer, bu iki adamın yazdıklarını bir rehber gibi kullanarak yollara düştü. Tercihini gitmekten yana kullandı. 2. Masadan İlk Kim Kalkardı? Bir hayal etsenize: Bu üçlü beraber bir akşam yemeğine çıkmışlar, yan yanalar. Kafka garsona sipariş verirken bile tereddüt yaşıyor, Pavese hiçbir şey olmamış gibi şarabını yudumlarken masadaki sessizliği
Edebiyat
Ajan Zihniyeti
Programın 3 Temel Prensibi (Ajan Zihniyeti) 1. Fizyolojik Kontrol: Bedenin "savaş ya da kaç" tepkisini tanımak ve onu "susturmak". Beden paniğe girse bile zihnin soğuk kalmasını sağlamak. 2. Bilişsel Hakimiyet: Baskı altında basit düşünmek, gözlem yapmak ve karar vermek. Duygusal gürültüden ayıklamak. 3. Sistemik Genişleme: Konfor alanını her hafta bilinçli ve metodik olarak ihlal etmek. Belirsizliğe alışmak. A. GÜNLÜK "KALİBRASYON" (15-20 Dakika) Bu, her gün yapılması zorunlu olan "silah bakımıdır". 1. Sabah: Fizyolojik Aktivasyon ve Kalibrasyon (10 dk) • Zorunlu Fiziksel Stresör (5 dk): Güne "stres aşısı" ile başlayın. • Seçenek A (Önerilen): Soğuk Duş. Ilık duştan sonra son 1-2 dakikayı tamamen soğukta geçirin. Vücudunuz şoka girdiğinde (hızlı nefes alma, kalp çarpıntısı) göreviniz şudur: Yavaş ve kontrollü nefes verin (Taktiksel Nefes: 4 al, 4 tut, 4 ver). Amigdala'nıza (panik merkezi) "Tehlike yok, ben kontrolü elime alıyorum" mesajını fiziksel olarak gönderin. • Seçenek B: Yüksek Yoğunluklu Antrenman (HIIT). 5 dakika boyunca "burpee" veya "jumping jack" gibi sizi nefessiz bırakacak bir egzersiz yapın. Tükenme noktasında dikkatinizi içsel paniğe değil, tekniğinize ve saymaya verin. • Sensorimotor Farkındalık (5 dk): • Bir sandalyeye oturun. Gözlerinizi kapatın. • İşitme: Duyabildiğiniz en uzak sesi (örn: sokaktan gelen araba) tanımlayın. Sonra en yakın sesi (örn: kendi nefesiniz) tanımlayın. İkisi arasında gidip gelin. • Dokunma: Odanın sıcaklığını, kıyafetinizin teninize temas ettiği 5 noktayı, ayaklarınızın yerle temasını hissedin. • Amaç: Dikkati, kaygılı düşüncelerden çıkarıp "şu anki gerçekliğe" demirlemek. 2. Gün İçinde: Durumsal Farkındalık "Drill"leri (Anlık) • Oda Tarama (Giriş Drilli): Yeni bir ortama (kafe, otobüs, ofis) girdiğinizde, 20 saniye
Kişisel Gelişim
"American Psycho" dir. Mary Harron
Burada birkaç kişiyle ettiğimiz kısacık sohbetlerde, "American Psycho" eserinin beyaz perde uyarlaması ile ilgili sürekli olarak bir yazı ricası aldım. Yerine getirmek de boynumun borcudur. Umarım gerekli yerlere ulaşır. Başlamadan önce söylemeliyim ki, American Psycho 'yu bir kadının yönetmesi tam anlamıyla inanılmaz bir fikir olmuş. Uyarlamasının alındığı, filmin orijinali olan Bret Easton Ellis'in eserini adım gibi ezbere bildiğim için söyleyebilirim ki, kendisi kan ve vahşet arzusuyla ilgili bir romanı alıp, "bir kesim" erkeğin muazzam kibriyle ilgili gerçekten sürükleyici bir filme dönüştürmüş. Lütfen yanlış anlamayın, projenin başında erkek bir yönetmene sahip olsaydık muhtemelen ana karakterimiz Patrick Bateman'ın psikolojik geçmişi nedeniyle bir seri katile dönüştüğü bilgisi zihinlerimize yerleşmiş olurdu. (Bu çıkarımı yapmamı sağlayacak onlarca Hollywood yapımı sayabilirim.) Ancak Mary Harron onu kalıplaşmış ve klişeleşmiş Hollywood dürtülerinin kurbanı olmuş bir adam olarak görmüş ve öyle de servis etmiştir. Çoğu erkek testereli bir katil değildir; sadece iş dünyasında bu şekilde davranırlar. Örnek isterseniz, borsa zemininde birbirlerini yerden yere vuran tüccarları ya da "In the Company of Men", "Glengarry Glen Ross" "Boiler Room" ve yeni "The Big Kahuna" gibi yapımları inceleyin. Bu tarz, tabiri caizse, it dalaşlarının olduğu dünyalarda hayatta kalmak için "White Fang" olmanız gerekir. Bret Easton Ellis'in 1991'deki en çok satan romanı, bir yayıncıdan diğerine peynir ekmek gibi dağılmış, senaryo olarak ise yıllarca yönetmenler ve yıldızlar arasında dolaşmıştır. Projesinde Leonardo DiCaprio'yu oynatmayı planlayan Oliver Stone, bu fikirden bir süre sonra vazgeçmiş ve hemen ardından Harron ile Bale'ın kollarına geri dönerek en iyi seçimi yapmıştır. (Bu materyali
Film
Özdeyişler - Filozoflar
_Büyücü elini şıklattı, fakirlik yok oldu; büyücü bir kez daha elini şıklattı, savaşlar yok oldu. Politikacı elini şıklattı; büyücü yok oldu. _Halinize şükredin, zira Allah sizi Amerika, İsviçre ya da Fransa gibi bir ülkede yaşayan, her türlü sosyal hakka sahip, mutlu ve huzurlu zengin bir kâfir olarak da yaratabilirdi. _Yücelmek için özür dilenmez. Hatalı olduğun için özür dilersin. Bu da karşı tarafın gözünde seni yüceltir. _Standartları düşürmek, rezaletleri mazur görmenin ilk belirtisi. Yüksek standartlara sadık kalmak da tahamülsüzlüğün son sığınağı. _Sevgisizlik: Doğada boşluklar bulunmaz. Eksik kalmış bir duygunun yerini hemen karşıt duygular doldurur. Sevgi haznesi boşsa onun yerini sevgisizlik hatta nefret alacaktır. Adı üstünde sevgisizlik. _Evrende denge vardır ve neyin fazlasına sahipseniz, evren onun zıttını gönderir. Fazla merhametliyseniz, zalimlerle; fazla cesursanız, korkaklarla; fazla bilgiliyseniz, cahillerle ve fazla zekiyseniz de aptallarla sınanırsınız. _Güvenmen gereken tek şey, beynindeki küçük gri hücrelerdir. _Telаfisi olmаyаn şeylerin izаhı gereksizdir. Victor Hugo. _Öyle bir durum ki, ne izahı ne mizahı mümkün. _Yanlış bir görüşü geri almak onu savunmaktan daha çok kişilik gerektirir. Schopenhauer _İnsan doğasındaki en derin prensip, "takdir edilme" isteğidir. William James (ve psikolojik olarak insanı eleştirdiğin zaman kendisini eksik hissedip savunmaya geçer.) _Zaafınızı belli ederseniz zaafınıza oynarlar. Psikolojik Harp diye bir şey var. _Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez. Camus _Beni eleştirmek ve yüceltmek isteyenlerin, benden daha yüce olmaları gerekir. Rahip Emerson _Adalet, her şeyin Kraliçesidir. Başarı en iyi avukattır. Kaybetmek de bir kazanımdır. Tepkisizlik de bir tepkidir. _Cesaret, en
1000Kitap