Puan vermedi·746 syf.··
2025 606. kitabı
Alman filozof, yazar ve eğitmen Schopenhauer’un başeseri ve felsefe tarihinin en önemli eserlerinden biri olan “İstem ve Tasavvur Olarak Dünya” özellikle insanı ve dünyayı anlamlandırma ve insanın yapıp ettiklerinin nihayi amacının belirlenimi açısından çok değerli. Düşünürün, ıztırap konusunu, özellikle insan türünün ıztırabı bağlamında ele aldığı eserde türün devamını sağlamaya/kendini devam ettirmeye dönük sonu gelmez istemlerin pençesinde kıvranan insanın, tüm yapıp ettikleri bu isteme iradesinin emrini uygulamak ve uygulamanın resmedilmesi olan tasavvurları fiiliyata dönüştürmek ve bunu döngüsel olarak devam ettirerek zamanı geldiğinde de varlık olarak çözülüp insan formundaki varolma şeklinden başka varlık formuna geçiş yapmaktır. İnsan için bu dünyada kısa mutluluk anlarının dışında uzun ıztırap anlarından başka bir ihtimalin olmadığını vurgulayan düşünür, bunun farkına varan insanın diğer tüm insanlar ile kurduğu özdeşlik sayesinde gelişen merhamet duygusunun toplum halinde yaşamı mümkün kıldığını ifade eder. İnsanın bu halini en iyi anlatma araçlarını da anlatan düşünür güzel sanatların bu konuda özellikle üstlendiği müstesna yansıtıcı işlevi aktarmaya çalışır. Kitap çok zengin bir içeriğe sahip. Niçe’nin bir kitapçıda görüp ilk sayfalarını okuduktan sonra adeta düşüncesi üzerinde ve ruhunda işlem yapmasına izin verdiğini ifade ettiği eser, dilindeki içtenliği ile de ayrıca dikkat çekiyor. Kitap boyunca Kant’ın eleştiriye tabi tutularak yorumlanmaya çalışıldığının görüldüğü ve ayrıca Kant’ın doğru anlalışmasına da yardımcı olabileceği görülüyor. 700 küsür sayfalık çok değerli bir kitap. Düşünüre göre bu eseri iki kez okumak lazımmış. Keyifli okumalar.
İsteme ve Tasavvur Olarak DünyaArthur Schopenhauer · Doğubatı Yayınları · 2020711 okunma
Yolların sonu
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2024 00:00
Atsız'ın ne kadar büyük bir şair olduğunu ispat eden kitaptır. Kağan Çapar'ın seslendirdiği şiirlerini hala ara sıra dinlerim. En sevdiğim şiirlerinden birini paylaşacağım. Bütün Türk Gençliğine Adalar Denizinden Altayların daha ötesine kadar bütün Türk gençliğine. I Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. Iztırap çek, inleme… Ses çıkarmadan aşın. Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yaşın; Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın Tek başına dileğe doğru at salmalısın. Ezilmekten çekinme… Gerilmekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan! Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan? Mefkuresinden başka her varlığı unutan Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın… II Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,
Şiir
Yolların SonuHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20198,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·64 syf.··
2025 15. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 16:06
Spoiler Erika bir gün müzisyen bir adamla tanışıyor onunla müzik yapıyor. Aşık oluyor. Ancak adam onu eve götürmek istediğinde istediği aşkın bu olmadığını anlayıp kapıdan kaçıyor. Sonrasında çektiği ıztırap sonucu bu adamın operasına gitmeye karar veriyor ve orada nispet yaparcasına adam başka bir kadınla eve dönüyor. Buna dayanamayan Erika ölümü düşünse de, bir genç adamla restoran odasına gidiyor ama beklenen gerçekleşmiyor çünkü çılgınca ağlıyor. Gencin şefkatiyle eve dönüyor ve yıllar geçtiğinde acının azaldığını görüyoruz.
Erika Ewald'ın AşkıStefan Zweig · Yakamoz Yayınları · 20183,862 okunma
Doğu'dan Batı'dan 99 Teselli
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 14:18
Doğunun ve batının asırlarca oluşturduğu teselli birikimleri.. Bunca emeği birleştirip, anlatmaya çalıştığı her konuya emsal bir söz koyan yazarın kalemine sağlık hakikaten tam ismiyle müsemma bir kitap.Teselli dolu, her olaya farklı bir bakış açısıyla bakma şansı sunan, musibet olarak gördüğümüz şeylerin aslında altında neler yatabilecegi, musibetlerin başımıza gelen belki de kişiliğimize ve hayata bakışımıza tamamiyle ışık tuttuğu gerçeğiyle yüzlestiriyor. Örneğin; Kâinat aydınlık mı, karanlık mı? Iztırap mı, yoksa huzur mu veriyor evren? Alemi kuşatan sevgi mi, yoksa öfke mi? Yaşam mutluluk mu, yoksa keder kaynağı mı? Bu soruların cevabı kişinin kendisine bağlıdır.Çünkü her şey insanın iç dünyasında olup bitmektedir dışında değil. Gözlükler siyah olduğunda her şey siyah göründüğü gibi insan da kaygılı ve endişeliyken her yerde endişe ve korku görür.Kainatı öyle algıladığı için de yeniden endişelenmeye başlar ve bir kısırdöngüye girer. Cenab-ı Hakk, bir hadiste "Ben kulumun zannı gibiyim, Beni nasıl biliyorsa ona öyle muamele ederim" buyurmuştur. Hadise göre insan kâinatı nasıl bilir ve yorumlarsa, kâinat da ona göre şekillenmektedir. İnsanın endişeleri bütün âlemi endişeli, hüzünleri, kâinatı hazin hale getirebilmektedir. Yani sözün özü ben ruha şifa, manevi yaralara deva bu kitabi siyah gözlüklerle değil şeffaf görüyorum öyleyse size de şeffaf bir bakış açısıyla bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,2bin okunma
Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı
Puan vermedi
@Muslumann Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahı ile cihad edeceğiz.”(Bediüzzaman Said Nursi ,Tarihçe-i Hayat) Fatır-ı Hakimin ezelden beri cereyan eden bir kanunudur ki, herhangi bir milletin felâketlere maruz kalması, fertleri arasında fitne ve fesadın çoğalması, dalâletin hidayete, şerrin hayra galip gelmesi hâlinde, o milletin içinden bu tehlikeleri bertaraf edecek ve o milleti sahil-i selâmete çıkaracak bir peygamber, bir mürşit, bir müceddit veya bir mehdi gönderir. Bu İlâhî kanun Hz. Adem’den (ASM) bu yana böyle devam etmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Peygamberimiz’den (ASM) sonra peygamber gelmeyeceği için, bu vazife Peygamberimizin varisi olan âlimlere tevdi edilmiştir. İşte bu sırra Peygamberimiz (ASM) şöyle işaret etmiştir: “Cenâb-ı Hak lütuf ve kereminden her yüz senede, ümmetimin dinini tecdid ve takviye için bir veya birkaç müceddid gönderir.”1 Bediüzzaman Hazretleri de her asırda insanları irşadla vazifeli mürşit ve mücedditlerin bulunmasının zarurî olduğunu şöyle ifade buyuruyor: “Cenâb-ı Hak kemal-i rahmetinden şeriat-ı İslâmiye’nin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslâh etmiş; Din-i Ahmediye’yi (ASM) muhafazaetmiş. Madem âdeti böyle cereyan ediyor; ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müctehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek.”(Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat) Peygamber varisi olan bu mümtaz zatlar bütün
Din
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0859 okunma
Alıntılar
Puan vermedi·220 syf.··
2024 26. kitabı
Bizi yabancıların miskin seviyelerine alıştıran şey, onların yanımızda bulunmalarıydı. Fakat her türlü gürültü kesildiği, her türlü hareket yok olduğu zaman, bizi yükselten, bizi gerçek seviyemize götüren itici kuvvet nasıl bir kuvvetti! ~~~~ -Evet ama, o zaman onu sevmiyordum. Şimdi? -Şimdi seviyorum. -Bu sevgi, böyle, birdenbire mi doğdu? -Evet. -Luce evlendikten sonra, sende de evlenme hevesi depreşti. Ondan geri kalmak istemiyordun. Sana bir erkek isterdi. -Hissetmekten kendin âciz olduğun duyguları kir- letmeye yeltenme! -Bu âczimle iftihar ederim! ~~~~ ...o ne uzaklıktı! Biribirlerine yabancıydılar. Yabancıdan da beterdiler; çünkü, yabancılar arasında tanışma, dostluk kurma imkânları daima vardı; onların arasında ise hertürlü anlaşma imkânı ölmüştü. ~~~~ Her aile kendi kabuğuna çekilmiş, neşeleriyle, kederleriyle, meraklarıyla oraya kapanmıştı. Her aileyi sağdaki, soldaki, üstteki, alttaki öbür ailelerden yalnız ince bir çimento tabakası ayırıyordu; onların da kendilerine göre neşeleri, kederleri, merakları vardı, komşularınkiler umurlarında bile değildi. Zar biçimi kesilmiş, özenle kutuya yerleştirilmiş insan hayatlarından bir yığın. ~~~~ Luce öfkelendi, parmaklarını şaklattı. Küçük fino, dizlerinden atladı, kuyruğunu sallaya sallaya, minderine doğru gitti. Gérard: "Bu hayvan bir filozof." dedi. «Niçin?>> «Çünkü, bir kadının sinirlendiğini görünce köşesine çekilip uyumayı tercih ediyor. Ben de onun gibi yapacağım.>> ~~~~ Artık herşey bitmişti. Gerçekleşebilecek bir şey gerçekleşememişti. Başka birisini mi bulmalıydı? O, Luce gibi, rastgele bir kimseyle evleneceklerden değildi. Öfkesiyle, yoksunluğuyla yalnız kalacaktı. Kendisine yalnız bir hayat düzenleyecekti. ~~~~ ...kişiliğini feda etmesinin ne önemi vardı? Zevk içinde kendinden geçmek nefîs bir şey olsa
2024 Okuma Raporları
ÖrümcekHenri Troyat · Güven Yayınevi · 196712 okunma