Bu kitabı elime aldığımda ve kapağını ilk açışımda bende böyle büyük bir hayranlık ve hayret oluşturacağını asla tahmin edemezdim. Ahmet Arif'in Leylim'ine aşkı, cümleleri, bağlılığı, tutkusu beni çok fazla etkiledi. Etkilenmemek de mümkün değil diye düşünüyorum.
Ahmet Arif, Leylim'ine sarsılmaz bir bağla bağlı. Tabiri caizse adeta Leylim'i onun gözünde bir Tanrı. Bir insan bir insanı nasıl bu kadar çok, tutkulu, güzel ve naif sevebilir hayret ettim. Bu kadar beklentisiz. Leylim'inin kendisine karşılık vermediğini ve evli olduğunu bildiği halde bir an için sevgisinden vazgeçmemiş. Leylim'ini sadece sevgili olarak görmemiş; dostu, kardeşi, ailesi olarak benimsemiş. Ahmet Arif mektuplarında "Kimim var ki senden gayrı, benim bütün hayatım, mutluluğum sensin." diyerek bunu birçok kere dile de getirmiş. Kıskanılacak şey doğrusu. Bunun yanında aşkı ifade edişindeki, Leylim'ine hitap edişindeki cümleleri de hayranlık uyandırıcı. Aşkın daha önce bu kadar güzel ifade edilişine şahit olmamıştım sanırım.
Bu mektupları o kadar çok sevdim ki mektuplarda altını çizdiğim cümleleri paylaşmaktan imtina ettim, kendime saklamak istedim. Bize ve Türk edebiyatına bu cümleleri kazandırdığın için teşekkürler Ahmet Arif. Ayrıca bu mektupların yayımlanmasına vesile olan Leyla Erbil'e ve vesile olan başka her kim varsa teşekkürler...
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Burada çoluk çocuk, ana baba, karı kız çalışan aileler tanıdım. Akşama kadar güneşin altında kavruluyorlar. Bir parça ekmek için. Ne yapsınlar. Bir büyüklük, bir saygılı yaşayış bulurum bunlarda. Sessiz, bilisiz ve alçakgönüllü, gene de sevişiyor, dövüşüyor, mapus yatıyor, çocuk doğuruyorlar.
Ama bütün bunlar cemiyet içine girmeden, sosyoloji okumadan evvelki zamanda idi. Sonra cemiyet içinde çalışan insanları, çalışmayan insanları, açları, tokları, mesut olanları, mustaripleri gördük, büyük, küçük şehirlerde gözlerinde ümit parlayan.. bazen dizlerinde derman kalmayan insanları gördük.. Hikayeler dinledik Leylâ.. Kan kusanların hikayelerini, altın kusanların hikayelerini ve daha neler gördük Leylâ, daha neler dinledik bu şehirde. Kitaplarda okuduklarımız da caba.
Sahip, ad koyandı. Evcil hayvanına ad veren bir çocuk ya da sırf kendilerine göre doğuda diye koca bir coğrafyaya Doğu diyen ve bu adı orada yaşayanlara da kabul ettirmiş olan Amerikalı ve Avrupalılar gibi!