Kitabı ve yazan kişinin emeğini küçümseyerek kötüleyenlere cevap.
Puan vermedi·424 syf.··
2026 1. kitabı
Kitapta birçok tehlikeli unsur bulunmakta evet kötü şeyler zararlı şeyler kutsallaştırılmış evet ancak kimsenin yazarın emeğini çürütmek gibi veyahutta başka bir kitabı beğenip bunu onunla karşılaştırıp bu kitabı kötülemek gibi bir hakkı yok. Bu kitabı yazan kişinin emekleri beğenen kişilerin duyguları veyahutta kitaptaki karakterleri aynalar empati yapmasını bilen kişilere hakarettir bu, eleştiri yapılabilir evet ama asla emeklere ve duygulara hiçbir söz söylenemez kitaptaki konuları olayları idrak edemeyen küçük yaştaki okurları durdurmak onların çevresi ve ebeveynlerinin sorumluluğudur. Bunu kitaba veya yazara yöneltmek çok yanlış bir davranış,eğer yanlış birşey yapıyorsanız çevrenizdekiler size dur demeli kitaptan beklediğiniz şeye merakla baktım isminden bile küçük yaşlara uygun olmadığı belliyken küçük yaşta okuyup saçmalıklar ile uğraşan kişiler veyahutta okuyanları durdurmak yerine geç kalınmış bir şekilde buraya inceleme niyetine sadece iğneleyici sözler yazan rehber öğretmeni olacak şahıs gibi sözler yazma hakkına sahip değilsiniz öğretmensen daha öncesinde fark edip okuyanları durdurmalıydın burada kitabı kötüleyemezsin ve küçük yaşta okuyan kardeşlerim küçüklerim anlayamayacağınız şeyleri okumaktan anlasanız bile belli bir yaşa gelmeden önce bu tarz şeyleri okumanız zaten saçma ve etik dışıdır sizin okuyup saçmalamanız ne yazarın ne de kitabın suçu değildir. HİÇBİR ESERE HİÇBİR EMEĞE SAYGISIZLIK ETME HAKKINIZ YOKTUR.
Ölüme Fısıldayan AdamBüşra Yılmaz · Epsilon Yayınları · 202014,7bin okunma
Geç kalınmış bir UYANIŞ.
8/10
·200 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:55
Öncelikle Divan Edebiyatı ve Tanzimat dönemi yazarlarının eserlerinde tasvirler ve betimlemelere çok fazla yer verdiklerini görüyoruz. Bu kitapta da yerine göre yapılan benzetmeler hikayeye renk katarken, yersiz olanlar malesef hikayeden koparacak düzeyde. Yinede Edebiyatımıza büyük katkı sağlamış Namık Kemal’in ilk edebi romanımız olarak sayılan İntibah eseri dönemin havasını hissetmek ve İstanbulun tarihi dönemlerine tanıklık etmek açısından merakı olanlara ziyadesiyle tatmin edecektir. Neyse Uzatmıyayım. İyi aile terbiyesi almış, yüksek tahsilli, görgülü ve ahlaklı bir genç olan Ali Bey, gençliğinin baharında "kara sevda" olarak tabir edebileceğimiz bir aşkla fahişe bir kadına tutulur. Mahpeyker isimli bu kadın, dönemin İstanbul’unda bu kötü ünüyle ve çevirdiği entrikalarla tanınan biridir. Atalarımız "davul bile dengi dengine" der... Ali Bey’in saf ve içtenlikle duyduğu aşka karşılık, Mahpeyker’in yaradılışında bulunan para ve şehvet düşkünlüğü, gül gibi bir evladın adım adım mahvolmasına sebep olur. Oğlunu bu beladan kurtarmak isteyen annesi, Dilâşûb adında iyi ahlaklı ve temiz bir cariyeyi eve getirerek oğlunu onunla baş göz etmek ister. Ancak Mahpeyker tarafından çevrilen entrikalar ve atılan iftiralar, Dilâşûb’un sevdiğine kavuşamadan, bu karşılıksız sevginin mutluluğa eremeden acı bir şekilde son bulmasına yol açar. İntibah, köklerinden kopan ama modern dünyaya da ayak uyduramayıp yönünü kaybeden bir neslin ve toplumun trajik faturasıdır.
Edebiyat
İntibahNamık Kemal · Kurgan Edebiyat · 201349,2bin okunma
Reklam
8/10
·675 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:24
Fernando Pessoa Huzursuzluğun Kitabı #birlikteokuyoruz kitap kulübünün arkadaşlarının bir kısmı ile okuduğumuz bir kitap idi. @lafazannn yönlendirmesi ile okurken daha düzenli olarak okuma yapıyordum ama tembel bir öğrenci olunca grup okumasından kopunca ben biraz geç bitirdim. Gruptan ayrılanı kurt kapar misali rehavete kapılıp çok uzun süreli olarak elimde kaldı. Kitaba gelince Fernando Pessoa kendi hayatından,düşüncelerinden ,hissettiklerinde,umutlarından veya karamsarlığından bahsettiği anlatı tarzı bir kitap. Zaman zaman Fernando Pessoa ben miyim ya da bu adam benim düşüncelerimi nereden bilebilir ki dediğim satırlar oldu. Çok kitap çizmeyi sevmem hatta okuduğum kitapları hiç incitmeden okurum ama bu kitabın her sayfasında o kadar çok cümlenin altını çizdim ki . Bazı alıntılar ile devam edeyim. " Kendini ifade eden,somut bir ruhum var benim. Ya varlık - dışı bir hal içinde durgunlaşırım ya da uyanırım ve bu durumda,tüm varlığımın gözü ansızın açılmışcasına kelimelere yansıtırım kendimi."sayfa 675 "Yaşadım yaşayalı kendimi anlatıyorum, kendimle olan sıkıntılarının en küçüğü bile, üzerine biraz eğilecek olsam,bir büyünün etkisiyle serpilip ezgili uçurumlarda açan renkli çiçeklere dönüyor hemen."sayfa 675 "Herşeyi hayal ettiğin için, hayatta var olanların tümü sana daha çok acı verecek. Bu da sırtında ki haçın olacak." sayfa 613 "En kesin bilim, kendi yasalarıyla kurallarının dört duvarı arasında yaşayan matematiktir."sayfa 463 "Hatırlamıyor, olduğumu fark ettiğime göre,demek uyanmışım." sayfa 451 "Hayat istemeden çıkılan, deneysel bir yolculuktur"sayfa 443 "Hayat tecrübesi insana hiçbir şey öğretmez,tıpkı tarih gibi "sayfa 187 "Karamsar değilim, hüzünlüyüm."sayfa178 "Hayat,hayatın dile getirilmesine engel olur. Büyük bir aşk yaşasam asla anlatamazdım."sayfa 163 "En
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Lev Tolstoyun İvan İliçin Ölümü əsəri məni çox düşündürdü. Əsərdə İvan İliç adlı bir insanın həyatının son dövrləri təsvir olunur. O, ömrü boyu cəmiyyətdə yaxşı mövqe qazanmağa, insanların gözündə hörmətli görünməyə çalışır. Amma xəstələnib ölümə yaxınlaşdıqca anlayır ki, həyatını həqiqətən xoşbəxt və mənalı yaşaya bilməyib. Məncə, əsərin əsas ideyası odur ki, insan yalnız başqalarının fikrinə görə yaşamamalıdır. Həyatda vəzifə, pul və ya şöhrət vacib olsa da, sevgi, səmimiyyət və vicdan daha önəmlidir. İvan İliç ölüm qarşısında bunları gec başa düşür və bu, əsəri daha təsirli edir. Kitabı oxuyarkən bəzi hissələr mənə kədərli gəldi. Xüsusilə İvan İliçin ətrafındakı insanların onun vəziyyətinə biganə yanaşması diqqətimi çəkdi. Bu əsər mənə həyatın nə qədər dəyərli olduğunu və hər anın qədrini bilməyin vacibliyini xatırlatdı. Ümumiyyətlə, əsəri maraqlı və düşündürücü hesab edirəm. Oxuduqdan sonra insan öz həyatına və seçimlərinə fərqli gözlə baxmağa başlayır. Bu səbəbdən əsəri bəyəndim və başqalarına da oxumağı tövsiyə edərdim.
Düşünce
İvan İliçin ÖlümüLev Tolstoy · İqra Nəşriyyatı · 201361bin okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202615 okunma
Ruhun En Büyük Yağması
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:46
​Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra bile içinizde bir yerlerde sessizce kanamaya devam eder. İskender Pala’nın Soygun’u benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Kelimelerin arkasına gizlenmiş o devasa yalnızlık ve kayboluş hissi, sayfalar ilerledikçe bir roman kahramanının trajedisi olmaktan çıkıp, insanın kendi içsel yangınına dönüşüyor. Yazar, alışık olduğumuz o muazzam tarihi ve edebi birikimini bu kez insanın en savunmasız, en çıplak haline; yani kalbinin soyulmuşluğuna ayna tutmak için kullanmış. ​Kitap boyunca sıradan bir hırsızlıktan veya maddi bir kayıptan bahsetmiyoruz aslında. Buradaki soygun, bir insanın hayallerinin, gençliğinin, inancının ve en nihayetinde saf sevgisinin elinden parmak uçlarıyla çalınması hikayesi. Okurken boğazımda düğümlenen o hüzün, aslında hepimizin hayatın bir döneminde uğradığı o büyük ruhsal yağmanın tanıdıklığından kaynaklanıyordu. ​ ​Kitapta öyle cümleler var ki, altını çizerken eliniz titriyor. Çünkü yazar, süslü laflarla değil, canı acımış bir insanın samimiyetiyle konuşuyor bizimle. ​İnsanın en büyük trajedisi, ne zaman soyulduğunu ve elinden tam olarak neyin alındığını iş işten geçtikten sonra anlamasıdır. ​Bu alıntı, romanın ve aslında hayatın en çıplak gerçeğini yüzümüze vuruyor. Çoğu zaman hayatın koşturmacası içinde eksildiğimizi fark etmiyoruz. Bir gün durup kalbimize baktığımızda, oradaki o muazzam boşluğu görüyoruz ama hırsız çoktan gitmiş, izini kaybettirmiş oluyor. Pala, bu tespitiyle okuyucuyu kendi geçmişiyle, kaybettiği o masumiyetle yüzleşmeye zorluyor. Eksiliyoruz ve bunun farkına vardığımızda elimizde sadece geç kalmışlığın o soğuk hüznü kalıyor. ​Gözyaşı, ruhun uğradığı haksızlıklarakarşı çıkardığı sessiz bir çığlıktır. ​Yazarın bu derin cümlesi, romandaki o sessiz çaresizliği o
1000Kitap
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,293 okunma
Reklam
Reklam