gece
ıssız bir mağazada yapayalnız
iki kız boy aynalarına girmiş
sessiz sedasız yüzlerini değişeceklermiş
birbiri olmak için
hangisi hangisidir
artık anlayamadığımız
onlar mı yalan söyledi
aynalar mı yalan
yüzlerinden mi bıkmışlardı artık yoksa birbirine mi hayran
ne olursa olsun
neresinden bakılırsa bakılsın
artık tek bir şey kesin
bir daha çıkamayacaklar
girdikleri aynalardan
Sayfa 67 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bir gece yarısı çalınır kapın
Alıp götürürler erkeğini,
Kaçak mıdır, kaçakçı mı bilmezsin.
Yüreğine kızgın hançer sokulur.
Uyku girmez kalan yaşlı gözüne
Gökte misin, yerde misin
Bekleyişin ezgi olur, açılır,
Türkü olur yaprak yaprak dökülür:
"Pencerelerde perde misin?"
-Dağlarca'yla bitsin-
"İşte hiç derinliği yok evrenin
Sanki kocaman bir taşın kabartmaları.
belki yazıdır bunlar belki süstür.
Kuş, ırmak, gece, ölüm."
Yüreğimdir gerçekte kadife
Tenim değil.
Gece mavisi kadife,
isimler sayıklayan, saklayan.
Çekici bir ten olmamanın
Korkusunu kapayan
Kıvrımları arasına aklının.
Aşkımdır aslında tüm sevgim
İyicilliğim değil,
Ezici, zorba bir aşk,
Kötülüksever, kıskanç olan.
Belki de sevememenin
Yitikliğini barındıran
Tuhaf arzuların köşelerinde.
Benimdir bilirim kendimin sevgilisi,
benim sevgilim değil.
Coşkuyla koşulan uzaklıklar
Dönüştükçe serin çıkmazlara
Örtülü, acımasız olan.
(Bu böyle yazgısı bilirim)?
Zorlamam artık düşsel bir yalnızlık aşımını.
Suskun dururum
biraz da ölü
bu oluş yazısında.
Ocak, 84