Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan..
Seni gören ben değildim.
Yürek! Onu unutacağız!
Bu gece - sen ve ben!
Sen verdiği sıcaklığı unutabilirsin
Işığı unutacağım ben!
İşini bitirdiğinde, ne olur söyle
Ki hemen başlayayım!
Çabuk ol! yoksa sen oyalanırken
Ben onu hatırlarım!
Gece yarısı, kelimelerin bittiği tekinsiz sınırda aşk; ötekinin içindeki suskun ve ulaşılmaz boşluğa, onu değiştirmeye çalışmadan, sadece sessizce refakat edebilmektir.
"Sen kek mi pişiriyorsun?"
"Evet."
"Saat neredeyse gece yarısı."
"Geç saatte mutfak felaketleri yaratmakta ustayımdır. Ayrıca, eve geldiğinde atıştıracak bir şeyler istersin diye düşündüm ve yaban mersinli muffinlerim efsanevidir. 'Efsanevidir' derken 'yenilebilir' demek istiyorum. Otursana." (erkekler birşey yaptığında yenilebilir olması bile mucize anlaşılan djdjdj)
Gitmeseydi de bunları diyemezdim büyük ihtimalle. Seni seviyorum, derdim bir tek. Derdim seni sevmem, yoksa ölürdüm rahatlıkla. Derdim seni sevmek, yoksa ölene kadar yaşardım rahatlıkla! Şimdi hangi gece rahat koyabilirim başımı yastığa.Sen ellerini de alıp gittikten sonra hangi ilaç kapatır yaralarımı?
Öleceğim günden kaç gün önceye tekabül eder gözlerinin gözyaşlarıma en son rast gelişi? Kalsaydı yanımda, korktuğumu söyleyebilir miydim göğsümü gere gere?Yaşamaktan da, ölmekten de ve hatta beni yaşamak ile ölmek arasında bırakan sevgisinden korktuğumu söyleyebilir miydim bir çırpıda? Seni seviyorum, diyebilirdim bir tek.