Hugo kızını denizde kaybettikten sonra
O ilk anda dünyam yıkıldı, deliye döndüm Ah, üç gün üç gece ben ne gözyaşları döktüm. Sizler, umutları ellerinden alınanlar. Yüreğine acı düşen anneler, babalar Benim yaşadığımı siz de yaşadınız mı? Taşlara vurmak istediniz mi başınızı? Bir zaman isyan ettim, o korkunç saatlerde. Boşluğa saplandı gözlerim, o berbat şeye 'olamaz' sözcüğüyle doldurdum defterleri. Yüreklere acı salan bu kötülükleri Hiç karşılıksız,cezasız bırakır mı tanrı. Keşke bütün bunlar bir karabasan olsaydı. Keşke beni bir başıma koymasaydı böyle. Yan odadan gülüşünü işitseydim yine. Ah keşke ölmeseydi, yaşasaydı bugün de. Kapı açılsa şimdi ve o içeri girse Kaç kez 'sus' dedim ona, sözümü dinlemezdi. Duyuyorum işte kapıyı açıyor eli. Bakın işte geliyor, bırakın dinleyeyim Biliyorum o şu an bir yerlerinde evin.
Sayfa 72
Şiir
İstanbul senin gözlerinden akmış gibi kapkara; sen şehir oluyorsun birdenbire, karanlık bir İstanbul, içinde kayboluyorum, bulursam kendimi vuracağım, ama karanlık, bulursam kendimi vuracağım, bir Ahmet Kaya şarkısını boşaltacağım beynime, kalbimi bir cami avlusuna terk edeceğim, ama kapkaranlık, pencereden bakıyorum ve gece yarısı bir radyo istasyonundan taşan delilik gibi bırakıyorum kendimi şehre; senin karanlığına. Senin gözlerini siler gibi dokunuyorum gökyüzüne. "Beni onlara verme."
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaz bana, memleket karışmış tuttuğun takım maçı kaybetmiş en sevdiğin film tekrar vizyona girecekmiş muhakkak yaz. İşten çıkınca, sokakta bir kediye rastlayınca gökte bulutları belki armuda benzettiğin vakit yaz. Bulutun armuda benzemesi nereden baksan şaşırılacak şeydir. Boynu bükük çiçek görürsen yaz. Gri kaldırım taşlarının arasına karışmış kırmızı renk taşı görünce yaz. Bahane çok, sen birini tut yakasından onun için yaz. Canın sıkılır belki, yaz; ben gülmenin her koşulda bir yolunu bulurum, güldürürüm seni. Sen gülmek için yaz. Az çok anlarım şiirden, kelimeler yüreğini daraltırsa yaz. Şarkılar söylerim sana. Oje rengi seçmek istersen, belki sadece susmak istersen yaz. Seni sevmek, en sevdiğim iple bana örülmüş kazak gibi bi histir şimdi. Sen tut ilmeğin ucundan, onun için yaz. En sevdiğin sanatçı ölmüş, savaş çıkacakmış, mahallenin kedisi uzun süre sonra görünür olmuş, muhakkak yaz. Hiç ummadığın bir sokakta denize denk geldiğinde, belki kravatını bağlayamazsan yaz. Ben de bilmem kravat bağlamayı ama öğreniriz, sen yaz. Bir gece uyanırsın ansızın, neden olduğunu bilmezsin, su içesin de gelmez hani, yaz. Bir boşluk, bir coşku, bir keder, belki bir sevinç, sen yaz. İnsan ki paylaştıkça var, paylaştığı kadar yer kaplar, yerin hazır, sen paylaşmak için yaz. Az çok anlarım hangi çiçeğin suyu ne kadar sevdiğinden. Gönlün çöle döndüğünde yaz. Bir şiirin ne kadar manasız olduğundan ve bir şiirin nasıl bir çağ başlatacağından bahsederiz. Seni sevmek, bir şiirin öznesi olmak gibi bi’ histir şimdi. Sen şiire yakın bir selam vermek için yaz.
Mendilimde Kan Sesleri
Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet abi sen de bağışla. Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden böyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konya'nın beyaz Antep'in kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) V e sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakışına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gece kondularına Hasretine, yalanına benzer
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Şiir
Boğazda Gece
Bir kadın doğdu bir lahzada bir dalganın sağrısından siyah, lacivert bir kadın köpük köpük saçlarıyla yaşadı, sevdi, öldü bir lahzada hazdan çığlıklar atarak yaşamanın ötesinde… Bu eski Burgoyn şarabı sert ve buruk lezzetinde yavaş yavaş ve adım adım yumuşak bir gece gibi ilerliyor bende. Sanki ömrümü baştan başa toparlayan bir rüyanın ortasındayım iki sevgilim Paris ve İstanbul el ele raks ediyorlar derinde, bütün yazlarımın bahçesinde Ahmet Hamdi Tanpınar -Bütün Şiirleri-
Gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın. Kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla ve her gece yatağımda bir engerek bulmanın sürüngen iğrentisiyle dolardım. Sesin öylece kusmuk gibi kalırdı ağzımda.