Düşler bireyden bireye ve geceden geceye hayranlık uyandırıcı düzeyde tutarlı nitelikler sergilerler. Biz bu niteliklere biçimsel diyor ve bu yolla da içerik olarak adlandırdığımız şey ile arasındaki farkı gösteriyoruz. Biçimselden kastettiğimiz şey şu: Düşler görsel ve yoğun bir biçimde duygusaldır, tuhaf bir mantıksal niteliğe sahiptir; zamanlar, yerler ve insanlar sonsuz düzeyde esnek ve değişebilir niteliktedir. Diğer bir deyişle, düş görme sürekli yinelenen bir düzeyde tuhaftır ve birçok insanın içeriğin yinelendiğini varsaymasına neden olduğunu düşünmemizi sağlayan da bu tuhaf niteliklerin yinelenişidir. İçeriğin kendisinin yinelenebileceğini biliyoruz - özellikle ele aldığımız travma düşlerinde. Fakat normal bireylerden gördüklerini ileri sürdükleri yinele nen düşlerin kayıtlarını oluşturmalarını istediğimizde, bizi şaşırtan nokta aslında yinelenenin biçimsel nitelikler olması; örneğin, endişe düşlerde ortak bir unsur olabilir. İyi de, ne hakkında endişe ? Örneğin, sınavlar hakkında endişe. Endişenin ya da genel olarak heyecanın düşlerin yapılanmasında büyük rol oynadığını düşünürsek, bu hiç de şaşırtıcı sayılmaz.