Bir Bilim Kurgu İle Hayatı Sorgulamak
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 01:43
Kitap için çok fazla ayrım mevcut, iki üç farklı yönelim var, burada yorumlara baktığınızda da görebilirsiniz. bir grup kitabı anlamlandırmayı başarabilmiş ve bir gruba fazla uçuk bir dünya gibi gözükmüş bunların ikisi dışında bir grupta kitabı anlamlandırmayı başaramamış ve bu yüzden olay örgüsünün içine girememiş. Ben kendimi ilk grupta görüyorum. Serisinin diğer kitaplarını da en azından üç kitabını okudum ve dört ile beşinci kitaplarını da e kitap olarak temin ettim, zira dört ve beşinci kitaplar 600-700+ sayfa kitaplar olduğu için okumasından ziyade taşıması sorun. Kitaba gelecek olursak sayfalarca burada anlatım, özet veya yorum yapabilirim lakin kitap özetini benim yerime çok sayıda okur bu platformda yapmış bulunuyor. Özellikle kitap arkasındaki yazıyı buraya bir özet gibi yazanlarda yok değil. Ana karakterin gelişimi için özellikle diğer kitapları okuyan birisi olarak başta tahammül edilemeyecek derecede hayal ürünü ve çok bambaşka sıradanlıkla işlenmiş gözüküyor. Hatta burada o başta zikrettiğim kitabı anlamlandıramama durumu yaşanıyor çünkü bir sıradanlık ve basitlik oluyor. seçilmiş kişinin dokunulmazlığı felsefesi. Türk sinemasının başrol ölemez, ölürse dizi/flim biter mantığını direkt görüyoruz. Yazarda çeşitli blog sayfalarında ilk kitabı için amatörce kavramını kullandığını biliyoruz. Bu yüzden kitabın ilk 100-150 sayfası biraz normalden fazla sabır isteyen bir süreç lakin ilk 200 sayfayı devirmeyi başarırsanız kitap sizi uykularınızdan edebilir, zira ben bir kaç kere işe geç kaldım çünkü :) ikinci ana husus ise kitabın yazıldığı evrenin çok fazla geniş olması. Buna şu şekilde örnek vereyim, kitapta bir karakterin (ki spoiler olmasın diye isim vermeyeyim) bir yere gitmek için 37 gün yolculuk yaptığı ve bu yolculuğun 5-6 sayfada anlatıldığını okuyoruz.
1000Kitap
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,543 okunma
9/10
·372 syf.··
2026 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 11:50
Il Milione, yani yaygın adıyla Marco Polo’nun seyahatnamesi, 13. yüzyılda Marco Polo’nun Asya yolculuklarını anlatan en önemli eserlerden biridir. Kitap, Polo’nun deneyimlerini hapisteyken Rustichello da Pisa’ya anlatmasıyla ortaya çıkmıştır. Marco Polo yaklaşık 24 yıllık bir süreçte günümüz sınırları ile tam uyuşmasa da, günümüzde, Türkiye, İran, Irak, Ermenistan, Gürcistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Çin, Moğolistan, Japonya, Kore, Mynamar, Endonezya ve Sri Lanka ülkelerine denk gelen coğrafyayı dolaşmış, burada gördüğü insanları, yaşayış tarzlarını, inançlarını, yönetimlerini, giyim kuşamlarını, yeme içme ve geçinme kaynaklarını detaylı bir biçimde aktarmıştır. Sehayatinin büyük bölümünü, kendisi ile büyük bir dostluk kurduğu Kubilay Han'ın egemenliği altında bulunan Çin'de geçirdiği için, buraya dair anlatımları yoğunluktadır. Eser tarihi açıdan son derece değerli bir yapıttır, dünyadaki en popüler seyehatnamelerden biridir ve Colombus dahil birçok ardılına ilham vermiştir. Ancak anlatılanların hepsi birebir doğru değildir, zira Polo aslında gitmediği yerler ve buralar hakkında duyduklarına yer vermiş, anlatımlarını ortaçağdaki anlayışa uygun olarak bazı fantastik yaratıklarla, olaylarla veya büyü sihir gibi olgularla süslemiştir. Ayrıca bahsettiği bazı kişi veya coğrafi konumlarda hatalar yapmış, tarihleri karıştırmış, bazıları ise tespit edilmemiştir. Sonuç itibariyle dönemin uzakdoğu ve Hindistan coğrafyasına dair çok detaylı bilgiler içeren, tarihsel olarak son derece kıymetli, okunmaya değer, keyifli bir eserdir.
SeyahatnameMarco Polo · Alfa Yayıncılık · 2018261 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·142 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 03:48
Hayatında; bir dev içinde vaka başlar biterse, bu nevi bir başlayış fark etti. Seviyordu. Bu sevgi alı aylık bir yığın hatıradan sonra uçap gidiyordu, iki saatlik, bazen iki senelik bir hatıradan, bir boş hadiseden sonra bitiyordu. Mektep başlıyor, o da bitiyordu. Düşündü ki lise tahsilini bitirinceye kadar on mektep değiştirmişti. Vasati olarak hepsine birer sene düşüyor. Acaba bütün insanların hayatı da bu şekilde birtakım kopuk, yarım şeritlerden mi ibarettir? Romanlarda olduğu gibi bir başlangıç, bitiş arzu ediyordu. Her yarım şey, yahut her bütün fakat az şey onda inkisarlar, hüzünler yaratıyordu. Fakat yine de düşündü ki bu yarım yarım şeylerdir ki ona yeni yeni yaşamak hamleleri vermiştir. Fakat ne de olsa Fahri bir maceranın, bir romanın, başlayıp biten bir vak'anın içine kendini atmak istiyordu. Kalktı. Sevdiği kıza bir mektup yazdı: "Canım, Toprak en sonunda -insan ölünce üzüyorsa- insanın kendi boyundan bir karış uzun, beş karış enliliğinde, bir buçuk metre derinliğinde, insanoğluna yetişiyor. Ama yaşayan insanın, belki yedi sekiz dönüm, belki de biraz daha fazla bir toprağa ihtiyacı olsa gerek. İnsanoğlunun en basit, en temiz geçinme yolu, en büyük, en şerefli işi toprak kalmış. Kendi emeğiyle toprağı ekip biçerek, yahut kendinden başka türlü görmediği insanlarla ekip biçerek yaşama tarzı en namuskâr bir çalışma tarzı olduğu bence muhakkak. Senin toprağı sevdiğini bilirim. Sen basit insanları seversin. Basit, temiz yaşamak, tek gayendir. Ne olur canım? Ne olur? Gel evlenelim. Günün birinde insanların mesut olacaklarını, iyi günler göreceklerini söylerdik. O zaman birbirinden daha güzel meslekler sayar, tahayyül ederdik. Sen bunların içinde en güzelini, bir sürünün başında çobanlığı seçmiştin. Hemen hemen bütün şairlerin bilmeyerek arzular göründüğü, sever
Birtakım İnsanlarSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 20112,709 okunma
7/10
·272 syf.··
2026 13. kitabı
Tam bir genç yetişkin romanıydı ama özgün müydü orası tartışılır benim için.. Kurgunun dönüm noktası olan olay Sevdiğim Tüm Erkeklere serisinin e-mail versiyonu gibiydi. Bir ona takıldım. Yoksa gayet basit ve yalın bir anlatımla su gibi aktı kitap.. Birden fazla kitap okurken çok rahatlattı beni.. Malum bu aralar Türkiye'nin gündemi ortada.. Canım çok sıkkın bu nedenle.. Açıkçası biraz da kafam dağılsın diye hafif bir şeyler okumak için elime almıştım kitabı.. Muhtemelen başka bir zamana denk gelmiş olsa daha eğlenceli bir şekilde okurdum. Ama yine de severek okuttu kendini.. Sadece kötü ruh halimden midir nedir bazı yerlerde çift arasındaki o duyguyu hissetmekte bir tık zorlandım. Yoksa Sadie o kadar bizden biri, o kadar gerçekçiydi ki yaptığı her davranışı, insanlarla iyi geçinme çabasını canı gönülden anladım. Sürekli kendi hariç başkalarını memnun etmenin daha önemli olduğu öğretilen bir nesil olarak çok da yabancı gelmedi bana bu hali.. Yalan değil, rakipten aşka kitaplarında aralarındaki o tutku ve gerginlik nedeniyle gözüm bir smut arıyor ama böyle de iyiydi. Kitapta yetişkin hiçbir öğe yoktu. Çıtır çerezlik kafa dağıtmalık bir şeyler okumak isteyen herkese öneririm. Sadece sonu her ne kadar tatlı olsa da hava da kalmış gibi geldi bana.. Bu ikilinin üniversitede hangi alanı seçtiğini, üniversiteli hallerini falan okumak isterdim açıkçası.. Herkese iyi okumalar :)
Sana Ulaşmaması DileğiyleAnn Liang · Olimpos Yayınları · 2025328 okunma
6/10
·325 syf.··
2026 10. kitabı
Bilmek mi yoksa bilmemek mi daha iyidir? Bilmemek ve düşük bir zeka insana mutluluk getirebilir mi? Bilmek eylemi hayatın tek gerçeği olabilir mi? Bilmek eylemi insanı yalnızlaştırır mı? Benzerinde deli sorularla Daniel Keyes, "Algernon'a Çiçekler" adlı romanıyla karşımızda... Keyes, daha önce çizgi roman olarak tasarladığı ancak sonrasında kafasındaki düşüncelerle romana çevirdiği bu eseriyle birçok önemli ödül kazanıyor. Romanının ana eksenine bir fare ile zeka geriliği olan bir adamı koyan yazarımız, insanların empati yeteneğine güvenerek bir benzerlik sembolize ediyor. Burada Algernon adlı fare, aslında Charlie'nin gelişimini simgeleyen bir sembol. Ayrıca romanda yine empati kurdurmaktan vazgeçmeyen Keyes, Algernon üzerinden (dolayısıyla benzeştiği için Charlie üzerinden) en büyük oyununu kuruyor. Fare Algernon gibi, günlük hayatımızda biz insanlar da kör bir labirentin içindeyiz. Geçinme dertleri, parasal durumlar, iş hayatı, günlük sorunlar insanlığa kör bir labirent kurmuş; insanlar da her gün bu labirentte yolunu bulmak zorunda. Üstelik insanlar için bir ödül de mevcut değil. Duygusal zekalarını geri plana atmak zorunda kalıyorlar. Aşkı, tutkularını bu labirentteyken düşünemiyorlar. Sanki görünmez bir el yardımıyla duygusuzlaşıyor ve tek tipleşiyorlar. Daniel Keyes, kurgusuyla bu aydınlanmayı yaşamamı sağladı. Bu açıdan romanla ilgili tek kelimelik bir özet yapmam gerekirse bu kelime, "Farkındalık" olurdu. Farkındalık açısından cidden özel bir yere sahip kurgu... Üstelik diğer bir farkındalığı, bu sefer insan zekasına yönelik. Görünmez bir el yine iş başında, gelişmiş bir kapitalist düzende gerek popüler kültür gerekse korkutma yöntemiyle çok fazla negatif uyarıcı devreye giriyor. Görsel basın, sosyal medya, reklamlar, abonelikler vb. pek çok negatif uyarıcı,
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
40 senede memlekette hiçbir şey mi değişmez
7/10
·336 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 21:11
Kitap, Çetin Altan'ın 80-90'lı yıllarda gazete köşeyazılarında oluşuyor, o yıllarda çocuk olduğumu düşünürsek okumamış olmam lazım. Mesleksizlik ve hazineden geçinme, cami-kışla çatışması en çok eleştirilen konular olmakla birlikte şu geçen 30-40 yıl içerisinde memlekette teknoloji çağının getirdiği gelişmeler dışında iyi manada değişen hiçbir şeyin olmaması, özellikle siyasiler, devlet yetkilileri ve bürokratların kısır döngüde sadece isimlerinin değiştiğini gösteriyor.
Şeytanın Gör DediğiÇetin Altan · Yapı Kredi Kitabevi · 200747 okunma