Muradın anlarız ol gamzenin iz'ânımız vardır
Beli söz bilmeziz ammâ biraz irfânımız vardır
O şûhun sunduğû peymâneyî reddetmeziz elbet
Anınla böylecê ahd-etmişiz peymânımız vardır
Münasibdir sanâ ey tıfl-1 nâzım hüccetin al gel Beşiktaş'a yakın bir hâne-î virânımız vardır
Elin koy sine-î billûra rahm-et âşıka zirâ
Beyaz üzrê bizim dê Pençe-ber Fermânımız vardır
Güzel sevmekde zâhid müşkilin vâr ise bizden sor
Bizim ol fende çok tahkikımız itkaanımız vardır
Kocup her şeb meyânın cânınâ can katmadā ağyâr
Behey zâlim sen insaf et bizim dê cânımız vardır
Sıkılmâ bezme gel bigâne yok da'vetlimiz ancak
Nedimâ bendeniz var bir dahi Sultânımız vardır
Mutfakta, banyoda, koridorda, kitaplarda, tabaklarda, kapının kolunda bile yokluğunun izi... Sen seversin diye antepfıstıklarını masanın üzerinde bırakmıştım, dün gece bir onlara baktım, bir kendime. Çok fena saldık kendimizi canımın içi, çık gel karanlığından da topla bizi...
ben…
sessiz misafir sevdiğinin kapısında bekleyen
rüzgârın yönünü şaşırdığı çaresiz yelken
sen…
yüzüne bahar sürülmüş kadın
göğsünde turnalar uçuran saklı bahçe
.
hangi dağın sabrından yontulduysa sesin
taşlar bile yeşerir adını duyunca
.
hangi bahçenin duasından düştüyse ellerin
kurumuş dallar bile çiçeklenir değince
ve kalbin…
sağır bir dervişin heybesinde taşıdığı
sırrı çözülememiş gizli ayet
.
okursun can olur
dokunursun kıyamet
.
ve aşk…
ansızın açan nar çiçeği
.
dokunursun ateş olur
koklarsın çocukluğun
ve ayrılık…
cebinde güneş unutan kış günü
.