Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek. Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:) İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,320 okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2026 30. kitabı
Herkese selam. Bu kadar ince bir kitaba nasıl böylesine çok duygu ve yaşanmışlık sığdırılabilir, diye şaşırıyorum... Mualla… hayatla ölüm arasındaki ince çizgide yürüyen, görünürde sessiz ama derin yalnızlıkla yoğrulmuş bir ruh. Kardeşi Süreyya, ablasının intiharından sonra yıllardır yan yana olduklarını sandığı o geçmişi, şimdi kayıp bir parçayı arar gibi tekrar gözden geçiriyor. Anlatıcımız Süreyya, ablasının çocukluk ve gençlik yıllarını zihninde süzerek kendi farkındalığıyla hesaplaşıyor aslında. Bu kitap; bir kardeşin, kaybettiği ablasının varlığını -zamana yayılan anılarıyla- yokluk içinde var eden hüzünlü bir hesaplaşma. Her sayfasında fark edilmemiş sessiz bir çığlık… Kitapta bu çığlık öyle kelimelerle atılıyor ki içselleştirmemek imkânsız! Bu kitabı okuduğunuzda sadece bir hikâye değil, aynı zamanda hayatın görünmeyen çizgilerinde, bir kardeşin gözünden kayıp bir ruhun yankılanışına tanıklık edeceksiniz. Okuyun, okutturun…Kitapla kalın. Ölmek Mualla’ya yaramıştı. Bizim aile tatile çıkmaz. Hiç tatile çıkmayışımızın ayıbı beni utandırır, mutlaka tek başıma da olsa artık bir tatile çıkıp ailenin şerefini kurtarmalıyım der ve yine de çıkmam. Yalnız başıma ne yapayım oralarda, derim, oysa mesela nerelerde?.. Üstelik kendimi bikiniyle hayal edemem. Bir ömür oramızı buramızı saklamaya çabaladıktan sonra ansızın gündüz vakti iç çamaşırından hallice bir kılıkla, üstelik güneşin hiçbir sırrı saklamaya imkân bırakmadığı bir aydınlıkta arz-ı endam etmeyi normalleştiremem. Şu hayatta beklenenin asla gelmeyeceği, kovalananınsa daima kaçacağı kaidesinden daha şaşmaz ve asaba halel getiren bir kaide daha var mıdır? Hayat ki rastlantısallığından ödün vermemek için en sabırlı insanı bile delirtebilir... Ölü’m başını salladı. Ölüm başını salladı. O ki bir ömür sabırla başını
MuallaGünay Çetao Kızılırmak · İletişim Yayınları · 202619 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yol Uçuruma galebe çalar mı?
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
#Yoluçurumu @bir_aybüke_akgül'ün ilk eseri. Yola beraber çıktığımız kardeşlerimden. Bir bebeği bekler gibi bekledik Yol Uçurumu'nun gelişini. Daha müjdesi verilmeden çok sevmiştik onu. Edebiyatımızda kalıcı izler bırakacağına inandığım Yol Uçurumu ve onu takip edecek eserleriyle Aybüke Akgül'ün kaleminin münbit olması dileğiyle... Kelamullah'tan feyzlenen kelimeler, köklerden göklere uzanacak hikâyeler düşsün nasibine... 19 hikâyenin yer aldığı eserde ilk öykü Nahir'in Gözleri. O masalsı dokusuyla en etkilendiğim metinlerden biri. Satırlar boyu Nahiri yeşilin nasıl bir renk olabileceğini düşündüm. Rüyayla gerçeğin yer değiştirdiği, gözlerin bir insanın benliğinin en önemli parçası olduğunu anlatan hikâye, arayışlarımız üzerine de düşündürüyor. Bir ömür boyu aradığımız, gördüğümüz, bildiğimiz şey aslında "Bir ben var bende..." sözlerinin işaret ettiği gerçek olmasın? İki Çay, "Bazılarının kaderini bir veba, bir bulaşıcı hastalık gibi nefesinde taşıyıp başkalarına bulaştırdığını düşünüyorum." cümlesiyle başlıyor. Hayatımızdaki karmaşaların, çözüm bulamadığımız problemlerin kaynağını başkalarında değil kendimizde aramalıyız fikri üzerine kurgulanmış hikâye nasip, kısmet dediğimiz mevzuyu hatırlatıyor. Şans, baht, talih, uğursuzluk değildir bu, aslolan "Kader gayrete aşıktır." "Bereketi hep sonundaydı ama ben, son yudumu içemem, içemem o kadar." diyen bir adamın hikâyesi Son Yudumu İçemem hikâyesi. Hayatında yarıda bıraktığı ilişkileri, bir türlü itiraf edemediği gerçekleri bardağın sonunda biriktiriyor. Biriktirdiklerimiz kadarız sanki, bardağın dibindeki damlalar kadar. "Talihimiz yokluktan da nasibini almış, bitmesini istemezdik bir şeylerin." "Sadece bir kere çok yakınından geçtiler birbirlerinin. Hava güneşli değildi." Behzat ve Leman'ın kavuşamama hikâyesi Ufuk
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
Coğrafya kaderdir
9/10
·147 syf.··
2026 35. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 23:09
Bu kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey bir hikâyeden çok bir ağırlık oldu. Sanki okuduğum şey bir kurgu değil de, gerçekten yaşanmış hayatların sessizce önüme bırakılmasıydı. En çok da şu soru kaldı bende: İnsan bunların hepsini nasıl taşır? Kitap bana en çok “insan gibi yaşamak” dediğimiz şeyin ne kadar basit görünüp aslında ne kadar zor olduğunu düşündürdü. Güvende olmak, sevdiklerinle aynı sofraya oturmak, korkmadan uyuyabilmek… Bunlar çok sıradan şeyler gibi duruyor ama bu hikâyenin içinde aslında ne kadar büyük bir şeye dönüştüğünü görüyorsun. Bir de şu gerçek var: Biz çoğu zaman insanların yaşadığı büyük acıları sadece televizyonlarda birkaç dakikalık görüntülerle görüyoruz. Sonra ekran kapanıyor ve hayat devam ediyor. Ama bu kitap, o birkaç dakikaya sığmayan hayatların gerçekte ne kadar uzun, ne kadar kırılgan ve ne kadar gerçek olduğunu hatırlatıyor. Bu yüzden böyle kitapların daha çok yazılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ancak o zaman gerçekten farkındalık yaratılabilir. Ama şunu da görmezden gelemem: Böyle bir kitabı yazmak çok zor olmalı. Çünkü insan hem anlattığı acının içinde kaybolmamalı, hem mümkün olduğunca tarafsız kalmalı, hem de kelimelerini çok dikkatli seçmeli. Çünkü bu tür hikâyelerde tek bir cümle bile yanlış anlaşılabilir. Bu kitap bana şunu bıraktı: Bazı hayatlar sadece yaşanmıyor, taşınıyor. Ve biz çoğu zaman bunun ne kadar ağır olduğunu fark etmiyoruz. Kimsesizler Coğrafyası
1000Kitap
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma
10/10
·102 syf.·
2026 23. kitabı
☆Sevginin ölçülebildiği, denetlenebildiği eğer sevgi paylaşılırsa tükenebileceğini öğretmeye çalışan bir dünya. ☆Eğer sevilmediğinizi hissediyorsanız solmaya başlıyorsunuz. Yani hasta, ölüm döşeğinde olan biri gibi fonksiyonlar yavaş yavaş tükenmeye başlıyor. Sistem uyarıyor 48 saat içinde normale dönüş sağlanmazsa izole ediliyor. ☆Nara dört kızına eşit derece de sevgi vermeye çalışıp onları ayakta tutmak için uğraşıyor. Nara aynı zamanda ölümsüz çünkü sonsuz sevgiyi tatmıştır. Konusu kısaca bu şekilde. Sevgi temalı kitaplarda saatlerce konuşup yazabilirim sanırım. Bu kitabın bana ulaşmasınıda tevafuk gözüyle bakıyorum. ☆Gerçek hayatta da bu şekilde değil mi sizce? Sevilmediğimizi önemsenmediğimizi hissettiğimizde özgüven eksikliği ya da kalbimiz boşlukta sallanır gibi olmuyor mu? ☆ Başkalarını sevmen için, iyi olman için önce kendini sevmen gerektiği mesajını da veriyor kitap. Ben kendimi sevmesem iyi gelemesem inanın başkalarını da iyi gelemem etrafına negatif enerji dağıtan insanlar gibi olurdum sanırım. ☆Bir de insanın temelden alması gereken sevgi vardır ya. İnsan onu kavrayamayınca kendini sevmeye çalışırken sarsılıyor, önceden gerekli olan önlem alınmamış sen de sağdan soldan binayı ayakta tutmaya çalışıyormuşsun gibi oluyor. ☆Kitabın kurgusunu, ana temasını sevdim. Kurgu okumayı çok seviyorum zaten. Sadece biraz daha uzun ve derin bir anlatımının olmasını isterdim. Bahri Hocama yeniden teşekkür ediyorum. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.Rabbim kaleminize güç kuvvet versin.
SolanlarBahri Destan · Theseus Yayınevi · 20268 okunma
7/10
·430 syf.··
2026 37. kitabı
Bu kitap, "Peri Masalı" dendiğinde kafamda canlanan; ancak berrak bir nehirde suyun üzerinde beliren bir yansıma olarak görebileceğiniz, gizli, parlak, gerçeküstü güzellikte, minik ülkeler tasvirini o nehre koca bir taş atarak yok etti. "Aa bak burada ensest ilişkiye değinmiş", "bak burada da pedofili vakası var", "bu masaldaki aile içi şiddet hatta cinayet girişimi şu şekilde normalleştirilmiş", "ahlaksız karakterler var", "şu narsist", "bu falanca şeytani" diye diye bildiğim ve henüz hiç duymadığım bütün masallardan soğuttu beni. Üstüne bir de erkek masalcı-kadın masalcı kıyaslaması ve her zamanki gibi kadınların çırpınışını falan da anlatınca benim şalterler hepten attı diyebilirim. Tamam, kitabı türünün ne olduğunu bilerek alıp okudum ama "peri masalları söz konusuysa o kitap her türlü fantastik ve büyülüdür" diye düşünmüştüm... Elim boşa düştü resmen... Sonuç olarak, bu kitap kalbimi çok kırdı benim. :/ Sanki her gün yüzleşmiyormuşum gibi bir kez daha gerçeklerle yüzleştirdi beni. Bana hissettirdikleri ve elimden aldığı içimdeki hayalperest küçük kızı hesaba katarak puan verecek olsam kitaba 2 puan falan verirdim ama verilen emeği de görmezden gelemem. 3 puanı kırmış olmamın sebebi ise yazarın böyle bir konu tercih edilmiş olmasına rağmen kitabı inanılmaz sıkıcı hale getirebilmeyi başarmış olması. Bence çok daha etkileyici ve çekici olabilirdi bu kitap. İnat etmemiş olsam okumayı bitiremezdim bile. -------------------------------- Dünya gerçekten korkunç bir yer. Masallarına kadar leş gibi üstelik. Günümüzde yaşanan korkunç olaylar artık bu çirkinliği gizleyemediğimizin açık bir kanıtı maalesef. En azından masallarda, kötüler günün sonunda kaybediyor diye kendimi avuttuğum günler çok eskide kaldı aslında farkındayım ama insan umut etmekten hemen vazgeçemiyor.
Dayanılmaz Peri MasalıJack Zipes · Alfa Yayınları · 20188 okunma