"Peter," dedi tereddütle, "seninle uçmamı mı istiyorsun?"
"Tabii ki, o yüzden geldim.
"Biraz sert bir sesle, "Bahar temizliği zamanı geldi, unuttun mu?" diye ekledi.
Birçok bahar temizliğini atladığını söylemenin faydası olmayacağını biliyordu Wendy.
"Ben gelemem," dedi özür diler gibi. "Uçmayı unuttum. "
"Sana hemen öğretirim yine. "
"Ah Peter, peri tozunu bende boşa harcama."
Wendy ayağa kalktı, nihayet Peter'ın içine bir korku düştü. "Ne oluyor?" diye bağırdı, bu sefer o büzüştü.
"lşığı yakacağım," dedi Wendy," o zaman kendi gözlerinle göreceksin."
Bildiğim kadarıyla bu Peter'ın hayatı
nda korktuğu tekandı . "lşığı yakma," diye bağırdı .
Wendy ellerini zavallı oğlanın saçlarında gezdirdi. Artık küçük bir kız olmaması oğlanın kalbini kırmıştı; ona gülümseyen yetişkin bir kadındı o, tabii gözü yaşlı bir gülümsemeydi bu.
Sonra ışığı açtı ve Peter onu gördü. Acıyla çığlık attı ve o uzun boylu güzel yaratık uzanıp onu kollarına almak istediğinde sert bir hareketle geri kaçtı.
"Ne oluyor?" diye bağırdı Peter yine. Artık ona söylemesi gerekiyordu.
"Ben yaşlandım Peter. Yirmi yaşımı geçtim. Uzun zaman önce büyüdüm ben. "
"Büyümeyeceğine söz vermiştin! "
Hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır
Hangi aynaya baktıysam seni gördüm
Gel desen gelemem
Git desen gidemem
Öl desen kanım akmaz
Anladım artık seni sevmek yüce bir şey
Anladım seni sevmek Tanrı’ya yaklaşmak gibi.
Selime Teyze'nin düğümleri çözülmüş, anlatıyor. İçinden geldiği gibi, durmadan... Anlatsın. Nasıl kaçtığını anlatsın. Kastamonu'dan buraya nasıl geldi? Ben İstanbul'dan kalkıp taşmamam şuraya. Ardımda gitme diyecek kimse yok, nereye diye soracak kimse yok, gidersem "Vardın mı sağ salim?" diye arayacak kimse yok. Yanımda gelecek kimse de yok. Yine de gelemem. Yine de tası tarağı toplayıp düşemem yola. Sen nasıl geldin buraya, Selime Teyze? Nasıl attın kendini dağ ardına?
-İyi de, bir karın, ailen, evin, saygınlığın olsun istemez misin? Üç yılda bir yeni araba?
+Sıkıntıya gelemem ben, babalık, kafese giremem. Tek istediğim aylak aylak gezinmek.