İşsizlik sigortası ile evini geçindiren bir erkek akşam eve geldiğinde, karısı bir süre onu kendi haline bırakıp sigarasını ve çayını içmesini hoş karşılar. Erkekler sandalyelerinde oturup dünyanın halini düşünür ve yorum yaparlar.
Büyüklerin çocukların soru sormasından hoşlanmadığını biliyorum. Ama onlar her türlü soruyu bize sorup duruyorlar: Okul nasıl? Uslu duruyor musun? Dualarını ezberledin mi? Biz kalkıp da onlara, dualarını okuyup okumadıklarını sorsak, kafamıza bir şey yeriz muhakkak.
Leamy'de altı öğretmen var ve hepsinin de kayışları, kamışları ve dikenli sopaları var. Sopayla insanın omuzlarına ya da kıçına, bacaklarına ve özellikle avuçlarına vururlar. Okula geç kalırsan vururlar, gülersen vururlar, kalemin mürekkep akıtırsa vururlar, konuşursan vururlar, dersini bilmezsen vu rurlar. Tanrı'nın bu dünyayı neden yarattığını bilmezsen, Lime rick'in koruyucu Azizi'ni bilmezsen, Apostles Duası'nı ezbere okuyamazsan vururlar. On dokuzu kırk yediyle toplayıp birbirinden çıkartamazsan vururlar. İrlanda'nın otuz iki böl gesinin büyük şehirlerini ve ürünlerini bilmezsen, vururlar.
Duvardaki mürekkep lekesi ve tükürük izlerinden geçilme yen haritada Bulg aristan'ın yerini gösteremezsen vururlar.
Haritayı bu hale getiren yaramaz çocuklar okuldan sonsuza dek atılmıştır.