Jan Agir

Jan Agir
@georgesperec
Nevermore...
İlk oğlundan ağzı yandığından beri hayatında tecrübe ile edindiği ve yazma vaadinde bulunarak bütün felsefesini özetlediği mevhum ahlak kitabının belki de özünü oluşturan öğütleri Keyûmers’e veriyordu. “Dünyada iki türlü insan vardır: Çarpan, çarpılan. Çarpılanlardan olmak istemiyorsan, başkalarını çarpmaya bak. Fazla okumak lazım değil. İnsanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. Ama matematik dersinde dikkatli ol. Dört işlemi bilmen yeter. Para hesabını becerebilirsen kazıklanmazsın, anladın mı? Hesap önemli; en kısa zamanda hayata atılman lazım. Gazeteyi okuyabiliyorsun ya, kâfi. Ticaret öğrenmeli, insanlarla muhatap olmalısın. Beni dinlersen eğer, bir ton kitap okuyacağına, git ayakkabının bağını işporta tahtasına koyup sat, daha iyi. Yüzsüz olmaya çalış; unutulma sakın! Elinden geldiğince ortalarda boy göster. Kendi hakkını al; küfürden, hakaretten yılma. Laf dediğin havada kalır. Bu kapıdan kovulursan, öbür kapıdan gülümseyerek gir. Anladın mı? Yüzsüz, kaba ve cahil. Bazen işlerin yolunda gitmesi için doğruymuş gibi davranmak gerekir. Memleketimizin bugün böyle adamlara ihtiyacı var. Günün adamı olmak lazım. İtikat, din, ahlak, bunların hepsi laf salatası. Ama takiye yapmak gerek. Çünkü halk için önemlidir. İnsanlara itikat gerek; yular takmak lazım onlara. Yoksa toplum dediğin bir engerek yuvasıdır; nereye elini soksan, sokarlar. İnsanlar itaatkâr, kaza ve kadere itikatlı olmalı ki sırtlarında güven içinde iş yapmak mümkün olsun. Önemli olan yemek yemek, selam vermek, insanların arasına karışmak, kadınlara sırnaşmak, dansetmek, yapmacık yapmacık gülmektir. Hele hele yüzsüz olmayı mutlaka öğren. Bu devirde böyle şeyler geçerli olduğuna göre, ayak uydurmak lazım. Yüksek makamlarla irtibat kurmaya çalış. Herkesle, her akide ile uyum içinde ol ki daha iyi
YKY
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Biliyor mu­sun, İngilizler karımı vurdu, İrlandalılar da köpeğimi elim­den aldılar. Hayat çok acı." "Evet, hayat acı, diyor annem, ama Tanrı iyi yüreklidir." "Öyle, hanımefendi. Tanrı bu korkunç dünyayı yarattı ama kendisi iyidir."
Edebiyat
Mikey, sen dalga mı geçiyorsun, diyor. Din için ölmek palavra. Sadece bizi korkutmak için bu palavraları atı­yorlar. İrlanda uğruna ölmek de palavra. Artık kimse hiçbir şey uğruna ölmüyor. Yeteri kadar insan ölmüş. Ben ne İrlan­da uğruna ne de din uğruna ölürüm doğrusu. Belki, annem için ölebilirim.
Edebiyat
İnsanın kafasının içine kimsenin karışamaması çok güzel bir şey. Kafalarınızı doldurun. Tıka basa doldu­run. Sizin en büyük hazineniz kafalarınızdır ve yeryüzünde hiç kimse kafalarınızın içindekilere karışamaz.
Edebiyat
Müdür, din uğruna ölmek büyük bir onurdur diyor. Ba­ bam ise, İrlanda uğruna ölmek büyük bir onurdur, diyor. Hiç yaşamak isteyen yok mu, diye düşünüyorum. Kız kardeşim ve ikiz kardeşlerim öldü. Acaba onların ölümü din uğruna mıydı, İrlanda uğruna mı? Babam onların böyle amaçlar uğ­ runa ölmek için çok küçük olduklarını söylüyor. Annem ise, açlık ve hastalıktan öldüklerini, çünkü babamın hiçbir zaman doğru dürüst bir işi olmadığını söylüyor. Babam bu sözler üzerine, ah, Angela, ah, diyor ve kasketini takıp yürüyüşe çı­kıyor. İrlanda uğruna ya da dinleri uğruna ölmemiş bir sürü insan da yaşıyor aslında. Bu nasıl oluyor diye sorsam, kafama bir şey yiyip otururum. Haydi, sen git oyna. Alacağım cevap bu olur.
Edebiyat