O zaman sen de kendini yargılarsın demiş kral. Ondan zor bir şey yoktur. Kendi kendini yargılamak, etrafındakileri yargılamaktan çok daha zordur. Kendini doğru yargılamayı başarırsan gerçek bir bilgesin demektir .
Kişisel olarak elde edilen en büyük zaferler ise cehalete karşı olanlardır.
Cehalet konusunda ise maalesef, şöyle bir gerçek var ki:
Günümüz dünyasında cahil olanlar bilge, bilge olanlar cahilmiş gibi görülebiliyor.
Bu öylesine bir gerçek ki bunun dünyadaki tüm sorunların ana kaynağı olması ve birçok şeye etki etmesi kaçınılmazdır.
Ne yazık ki, kitleleri etkisi altına alarak cehaleti büyüten insanlar da var. Daha da kötüsü, birçok kişi cehaleti besleyen bu kitlenin bir parçası olduğunun farkında bile değil. Bu yüzden kendini bilmek büyük önem arz ediyor.
Kendini bilirse bir kişi yanılgılarından sıyrılır ve yanlışlarını azaltır. Fakat belli anlayışa sahip kişilerin yanılgılardan sıyrılıp, yanlışlarını azaltması zordur. Örneğin: "Böyle gelmiş böyle gider gibi bir anlayışa sahip olmak."
Bilinçli olarak tercih edip istemesen de çevrenin etkisi ve geçmişin birikimiyle sen de bu ve benzeri anlayışlara sahip olabilirsin.
Eğer kendinde böyle bir anlayışa sahip olduğunu fark edersen şunu hatırla:
Bilginin peşinde olan ama bilgide sıkışıp kalmayan biri olmak senin elinde.
Duymak isteyen herkese başına gelenleri en küçük ayrıntısına kadar anlatıyordu, açıklığa kavuşmayan
bir tek şey dışında: O da mağduriyetine neden olan gerçek kişinin kim olduğu, bunu nasıl, ne zaman yaptığıydı, çünkü aslında hiç kimse onun Santiago Nasar olduğuna inanmamıştı.