Çek bilgin üzüncüne dalıp gitmiş, herkesin unutmak istediği, o şanlı yapı işçiliği döneminden somut ve elle tutulur bir ânı geliyor aklına, bir avuntu olarak: Kusursuz kaslar. Ölçülü bir hoşnut luk gülümsemesi beliriyor yüzünde, çünkü burada bulunan insanların hiçbirinin onunki gibi kasları olmadığı kesin bir gerçek.Evet, ister inanın ister inanmayın, bu açıkça gülünesi düşünce rahatlatıyor bilgini.
“Babacana
Seni özleyeceğimi mi sanıyorsun? Yanılıyorsun. Seni hiç özlemeyeceğim, çünkü hep yanımda olacaksın.
Sana hep gerçek öyküler anlatmamı isterdin, ama artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum. Eskiden gerçek olanlar bana şimdi aptalca birer masal gibi geliyor; bir zamanlar anlattığım ve senin tahammül edemediğin masallar gibi. Emin olduğum tek şey şu: Keşmir’imizde ölüler sonsuza dek yaşayacaklar; buradaki diriler yaşıyor numarası yapan birer ölü aslında.”
İslâm mutluluk dinidir. Kalbe şifâ, ruha huzur, vicdana serinlik verir. İnsana umut kapılarını açıp yaratılışındaki yüce hikmeti öğretir. İnsansız İslâm olamıyacağı gibi, İslâm'sız insan da gerçek manāda yok demektir. Bu bakımdan İslâm şerefine erişenler hep bahtiyardır ve bu bahtiyarlık üzere ölmelidirler.