Söyleme Bilmesinler – Şermin Yaşar
7/10
·200 syf.··
2026 65. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 19:28
Bazı kitaplar vardır, okurken sizi başka bir dünyanın içine çeker, atmosferiyle sarar, karakterleriyle yaşatır ve son sayfayı çevirdikten sonra bile uzun süre zihninizde kalır. Bazıları ise daha çok insanların hayatlarına misafir olmanızı sağlar. Şermin Yaşar 'ın Söyleme Bilmesinler romanı benim için ikinci grupta yer aldı. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, kitap kesinlikle kötü bir kitap değil. Hatta aksine, Şermin Yaşar'ın dili oldukça güzel, sade ve anlaşılır. Anlatım son derece akıcı, kitap kendini rahatlıkla okutuyor ve okurunu yormuyor. Sayfalar ilerledikçe merak duygusunu canlı tutmayı başarıyor. Hikaye de güçlü bir temele sahip. Aile ilişkileri, kırgınlıklar, suskunluklar, geçmişten bugüne taşınan yükler ve kuşaklar arasındaki görünmez bağlar gerçekçi bir şekilde işlenmiş. Ancak kitabı okurken beni en çok düşündüren şey, anlatılan hikayelerin büyük ölçüde tanıdık gelmesiydi. Karakterler ve yaşananlar hayatın içinden, inandırıcı ve samimiydi, fakat çoğu zaman bana yeni bir şey söylemediler. Birçok olayın ve duygunun gerçek hayatta karşılığı vardı. Bu nedenle kitap boyunca beni şaşırtan, sarsan ya da "yok artık" dedirten bir anla karşılaşmadım. Benim için asıl eksik kalan nokta ise atmosfer ve edebi derinlik oldu. Romanlarda sevdiğim şeylerden biri, anlatılan dünyanın içine girebilmek, mekanları hissedebilmek ve karakterlerin ruh hallerine yaklaşabilmektir. Bu kitapta ise daha çok insanların sırayla kendi hikayelerini anlattığı bir yapı vardı. Karakterleri tanıdım, yaşadıklarını anladım ama onların dünyasında yaşayamadım. Dil akıcı ve başarılı olmasına rağmen, altını çizmek isteyeceğim cümleler, dönüp tekrar okumak isteyeceğim pasajlar veya kitabı bitirdikten sonra zihnimde yaşamaya devam edecek güçlü sahneler bulamadım. Duygusal olarak okura temas eden bir roman olsa da, benim
Alıntı
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,6bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 39. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 11:47
Babalar ve Oğullar – Turgenyev Babalar ve Oğullar, adından dolayı ilk başta sadece kuşak çatışmasını anlatan bir roman gibi görünse de, okudukça bundan çok daha fazlası olduğunu düşündüm. Kitap aslında değişen fikirlerin, eskiyle yeninin çatışmasının ve insanın kendi inançlarıyla sınanmasının hikâyesi. Romanın merkezindeki Bazarov karakteri beni en çok etkileyen şey oldu. Kendine son derece güvenen, her şeyi akılla açıklamaya çalışan ve gelenekleri reddeden biri. İlk başlarda oldukça güçlü ve sarsılmaz görünüyor. Ancak hikâye ilerledikçe onun da zayıf yönleri ortaya çıkıyor. Bu durum karakteri daha gerçek ve daha insani hâle getiriyor. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, hiçbir karakterin tamamen haklı ya da tamamen haksız olmamasıydı. Turgenyev her görüşe söz hakkı veriyor. Bu yüzden roman sadece bir fikir savunusu yapmıyor; farklı bakış açılarını anlamaya çalışıyor. Bence kitabın yıllar geçmesine rağmen hâlâ okunmasının sebeplerinden biri de bu. Aşkın romandaki yeri de oldukça ilginçti. Özellikle Bazarov’un duygularıyla yaşadığı çatışma, onun savunduğu düşüncelerle gerçek hayat arasındaki farkı göstermesi açısından etkileyiciydi. İnsan bazen ne kadar mantıklı olmaya çalışsa da duygularını tamamen kontrol edemiyor. Turgenyev’in dili oldukça sade ve akıcı. Rus klasiklerinde zaman zaman karşılaştığım uzun ve ağır anlatımlar burada beni yormadı. Buna rağmen karakterlerin psikolojisi ve fikir çatışmaları oldukça derin işlenmiş. Babalar ve Oğullar, bana insanların fikirlerinin zamanla değişebileceğini ama insan doğasının bazı yönlerinin hiç değişmediğini düşündürdü. Her nesil bir önceki nesli eleştiriyor, kendi doğrularına inanıyor ama sonunda herkes hayatın karşısında benzer sorularla yüzleşiyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok Bazarov kaldı. Çünkü onu
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202556bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Neşeli olmak nezaket gereğidir.”
10/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:10
Yazar, 40 yıllık hayat arkadaşının ölümünün ardından yaşadığı yas sürecini kaleme alıyor ve bunu yine kendine has nüktedanlığı ile yapıyor. Bu yas süreci oldukça gerçekçi yazılmış. (zaten gerçek) Çok süslü cümleler yok ama hayatın çok içinden farkındalıkların ifadeleri var. Birini kaybettikten sonra hayatımızda oluşan boşluklar, giden kişinin bıraktığı eşyalar, yarım kalan işleri ve her şeye rağmen hayatın devam etmesi ve yası yaşayan kişinin de devam etmek zorunda olması… Fournier bunları yaşarken anılara başvuruyor, günlük hayatından bahsediyor ve kitabı da eşine değil, ikisinin hayatına ithaf ettiğini söylüyor. Bahçedeki bir çiçek, cüzdanda kalan son para, indirim habercisi mesajlar, yazlıktaki insanlar ve güzel anları ölümsüzleştiren bazı fotoğraflar yazara eşinin kaybını gösteriyor. Ve sık sık onun kendisinden önce öldüğüne, neden onu bırakıp gittiğine dair kırgınlıklar yaşıyor. Biz okura da böyle garip bir his bırakıyor.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Merhabalar Bugün sizlere, “Sakkara’nın Kumları” ile kalemine hayran kaldığım Glenn Meade’in “Romanov Komplosu” kitabının yorumunu getirdim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu, elinize alıp bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman değil. İçerisinde çok sayıda karakter, farklı cephelerde ilerleyen olaylar ve tarihsel detaylar bulunuyor. Bu yüzden kitabı zamana yayarak, sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca Romanov ailesinin hikâyesine ve Rus Devrimi dönemine dair küçük bir araştırma yapmak, kitabın atmosferine daha kolay girmenizi sağlayacaktır. Kitap günümüzde başlayan bir gizemle açılıyor ve ardından bizi geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk boyunca yazar, sanki elimize bir yapbozun parçalarını tek tek veriyor. İlk başta birbirinden bağımsız görünen olaylar, karakterler ve sırlar ilerleyen sayfalarda yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor. Hikâye finalde yeniden günümüze döndüğünde ise tüm parçalar yerli yerine oturuyor ve o büyük resmi nihayet görebiliyorsunuz. Açıkçası bazı gelişmeleri tahmin ettiğimi düşünsem de yazar, finalde ters köşe yapmayı başardı. Hikâye günümüzde, Rusya’nın Yekaterinburg kentinde başlıyor. Ormanın derinliklerinde yürütülen bir arkeolojik kazıda, adli patolog Dr. Laura Pavlov ve ekibi Rus Devrimi’nin Kızıl Terör dönemine ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşıyor. Ancak buluntular arasındaki en dikkat çekici bulgu, sürekli don sayesinde kusursuz şekilde korunmuş bir kadın cesedi oluyor. Kadının elinde sıkıca tuttuğu bir zincir ve ucunda bir madalyon bulunuyor. Madalyonun ön yüzünde Romanov ailesine ait bir mühür yer alırken, arka tarafında birine ithafen yazıldığı düşünülen bir yazı yer alıyor. Ne var ki yılların ve pasın etkisiyle bu yazı artık okunamaz hâle geliyor. Dr. Laura Pavlov, madalyonun sırrını
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Romanov KomplosuGlenn Meade · Sia Kitap · 2025872 okunma
Pişmanlıkların Kıyısında Bir Gece Yarısı Kütüphanesi
9/10
·296 syf.··
2026 4. kitabı
"Yaşamadığımız hayatların pişmanlığıyla yaşarken, elimizdeki tek hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?" Merhaba kitap dostları, sıradaki durağımıza, yani ihtimallerin dehlizlerine açılan Gece Yarısı Kütüphanesine hoş geldiniz! Bu sefer sizleri ekrandan tek bir admin olarak, biraz mahcup bir tebessümle karşılıyorum. Çünkü itiraf etmeliyim ki, bu kitabı okuma konusunda diğer adminimizin biraz gerisinde kaldım. Ama olsun; bazen bir kitabı sadece okumuş olmak için değil, hayatımızın tam da ona ihtiyaç duyduğu o doğru saniyede okumak gerekir ya, benimki de tam olarak öyle bir serüven oldu. Geç de olsa aynı sayfalarda buluşabilmiş olmanın mutluluğuyla bu yolculuğu sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Aslında kitabın adını uzun zamandır her yerde sıkça duyuyordum. Fakat geçtiğimiz yaz akşamlarından birinde, kendimi derin bir içsel sorgulamanın ortasında bulmuştum. Tam da kitabımızın baş karakteri Nora Seed gibi, geçmişte aldığım kararların, seçtiğim yolların ağır pişmanlığına düştüğüm; hatta belki de onunkinden çok daha kabarık, kalın kaplı bir Pişmanlıklar Kitabına sahip olduğumu hissettiğim bir andı. İşte tam o anda, hayatımda çok değer verdiğim, ruhumu iyi tanıyan insanlardan biri bana dönüp kitabın kalbini oluşturan o tılsımlı soruyu sordu: ”Başka bir hayatı yaşıyor olsaydın, onun istediğin gibi kusursuz geçeceğinden nasıl emin olabiliyorsun?” Ve ardından okumam için bana bu kitabı tavsiye etti. Bunun üzerinden biraz zaman geçtikten sonra diğer adminimiz de ”Hâlâ okumadın mı?” diye beni tatlı tatlı teşvik ettiğinde, nihayet kitapla buluşma kararı aldım. Ve şunu büyük bir samimiyetle söyleyebilirim: Okumak için bu kadar geç kaldığıma öyle pişman oldum ki, kendi hayali Pişmanlıklar Kitabı’ma bir madde daha eklemiş oldum! Matt Haig'in kurduğu o
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,8bin okunma
8/10
·426 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:09
"Ölümcül Hafta Sonu", bir insanın hayatının birkaç saat içinde, nasıl geri dönüşü olmayan bir kâbusa dönüşebileceğini gösteren, temposunu son sayfasına kadar hiç düşürmeyen güçlü, psikolojik gerilimi yüksek polisiye roman. Hafta sonunu ailesiyle huzur içinde geçirmek isteyen başkahraman, beklenmedik bir cinayet ve ardı ardına gelişen olaylarla kendisini ölümcül bir komplonun ortasında buluyor. Birbirinden bağımsız düşünülen cinayetler, kaybolan deliller, kimliği belirsiz saldırganlar ve sürekli değişen şüpheliler olay örgüsünü derinleştirirken, kahraman hem kendi masumiyetini kanıtlamaya hem de gerçek katilin peşine düşmeye çalışıyor. Yazar güven, ihanet, güç, çıkar ilişkileri ve adalet kavramlarını sorgulatan psikolojik bir akış benimsemiş. Her yeni ipucu okurun bütün varsayımlarını değiştirirken, karakterlerin gizledikleri geçmişler ve ikili ilişkiler olayların yönünü sürekli farklı noktalara çekerek, roman tahmin edilebilir olmaktan uzaklaşır. Başkahramanın baskı altında verdiği kararlar, ailesini koruma içgüdüsü ile gerçeğe ulaşma arzusu arasında yaşadığı iç çatışmalar onu bir suçun tanığı ve psikolojik olarak dönüşen bir karakter hâline getiriyor. Yardımcı karakterlerin hemen hepsi gri tonlarda çizilmiş; kimse bütünüyle masum ya da tamamen suçlu görünmüyor ve bu belirsizlik gerilim duygusunu sürekli canlı tutuyor. Ridley Pearson'ın kısa, akıcı ve sinematografik anlatımı; hızlı bölüm geçişleri, zaman baskısını hissettiren kurgu tekniği ve beklenmedik final hamlesiyle "Ölümcül Hafta Sonu", cinayetin failini bulmaya odaklanan bir polisiye değil; kriz anlarında insan doğasının nasıl değiştiğini, korkunun insanı hangi seçimlere zorladığını ve gerçeğin görünenin çok ötesinde saklandığını gösteren, yüksek tempolu, zekice kurgulanmış ve finalindeki şaşırtıcı çözümle
1000Kitap
Ölümcül Hafta SonuRidley Pearson · Martı Yayınları · 2010139 okunma