İnsanlığın kapalı toplumlardan açık toplumlara geçmesi, ilahi dinler sayesinde mümkün olmuştur. Peygamberler insanları Allah sevgisinden yola çıkarak insan soyunu sevmeye çağırıyor. Felsefe hareketleri ise bunu başaramamıştır; çünkü filozoflar, yalnız akıldan yola çıkarak insanlığın ortak yönü olan akılda insanlığa baktırıyorlar. Oysa ne kapalı toplumda, ne de açık toplumda iradeyi etkileyen güç akıldır. Kapalı toplumda iradeyi etkileyen güç toplum baskısıdır; bu baskı insanlarda sosyal alışkanlıklar doğurur ve insan bu alışkanlıklar sayesinde toplumun isteklerini adeta farkında olmaksızın otomatik bir tarzda yerine getirir. Akıl ise toplumun isteklerine inandırıcı gerçekler bulmakla yetinir. Deyim yerindeyse kapalı toplumlarda sosyal alışkanlıklar, hayvan topluluklarındaki içgüdülerin karşılığı oluyor. Açık toplumda ise iradeyi etkileyen güç, toplum baskısı değil, Allah inancı ve sevgisidir. Din, baskı yapmaz; sadece davet eder ve çağırır. 
Sayfa 31
Alıntı
Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Müslümanların, hâlen içinde yaşadıkları gerçekler, aslında onların yaşaması gereken gerçekler değildir.Müslümanlar, hâlen dünyanın her yerinde kendilerine ait olmayan bir hayat tarzını yaşıyor.
Bazen gerçekler yalandan daha çok acıtırdı canımı.
1000Kitap
Joe, eve ölçülü uyaklı mektuplar yazıyor, sağlam gerçekler diye kabul edilmiş ne varsa, hepsine bir iyi saldırıyordu. Samuel, Joe’ya yazdığı mektupta, “Dinsiz olmasan, hayal kırıklığına uğrayacaktım,” diye yazıyordu. “Senin yaşına ve zekâna bakarak, bilinemezciliği, tok karnına yenmiş bir kurabiye gibi kabul edişini hoşlanarak okudum. Ama senden, bütün kalbimle, annenin inançlarım değiştirmeye kalkışmamanı diliyorum. Son mektubun, onun, senin pek iyi olmadığını düşünmesine yol açtı. Annen, kuvvetli bir çorbanın iyileştiremeyeceği hastalıklar olabileceğine inanmıyor. Senin, uygarlığın yapısına yönelttiğin yürekli saldırıyı, o, karın ağrısına bağladı. Telaşlandı. Annenin imanı bir dağdır oğlum ve sen, daha bir kürek bile kazamadın.”
“Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır! (…) ‘Neysen o ol.’ Gerçekler olmadan kişi ‘kim’ ya da ‘ne’ olduğunu nasıl keşfedebilir?”
Sayfa 81 - Nietzsche
Alıntı