Reinhold Nieburh’un ünlü sükunet duası:
Tanrım, değiştiremeyeceğim şeyleri
Sükunetle kabul etme lütfunu bahşet,
Değiştirmem gereken şeyleri
Değiştirmek için cesaret
Ve ikisi arasındaki ayrımı
Yapabilmek için bilgelik ver.
Adamin çaresiz bir şekilde oynattiği kolunun ucundaki korkunç yaranin çürümeye başladiği açikça belliydi. Fakat bu kanli et yiğini tüm işkencelere rağmen insanliğindan bir şey yitirmemişti. Çarmihin önünde duran bir cellat, işkence gören adamin vücuduna iki çivi daha çakmakla meşguldü. Çekici indirdiği anda adamin vücudundan fişkiran kan sütunu geniş bir kavis çizerek meydani kaplayan tozlarin arasina karişiyordu. Fakat kurban kahkahalar atarak öyle bir güluyordu ki, yanaklarindan aşaği yaşlar süzülüyordu. Bunun sebebi çektiği şiddetli aci olabilir miydi ? Rüstem Efendi'nin sesi duyuldu:
" Bu adam el-Hallac."
" Basimi kesip kör kuyuya atsalar... Şah damarimdan oluk oluk kani akitsalar... Dokuz yurda tenimi lime lime dagitsalar... Yedi çakal sürüsü vücuduma saldirsalar... Kirmazdi acilar beni, yorardi belki teni. Özümsün, özümle ararim Mevlana'm seni. Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasini isterdim. Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş. "