Her sanat şiire dayanır, hatta şiir bile…
TALAN
Güzel de çirkin de fâni dünyada Doğarmış, büyürmüş, viran olurmuş Sevda denen yangın meğer sonunda Gözyaşıyla dolu hicran olurmuş Dostlar ayrılırmış yüze bakar da İzleri kalırmış hatıralarda Ümitler yeşerir her ilkbaharda Sonbahar gelince duman olurmuş Gülleri açınca gönül bağının Zehri bal kesilir Leylâ dağının Mevsimi geçince cilve çağının Hayaller, yeminler yalan olurmuş Issız köşelerde yalnız başına Zavallı girermiş en son yaşına Konulunca o musalla taşına Kendi evi bile yaban olurmuş Bir ömür gariban, mahzun, derbeder Mü'minse, mezarda bitermiş keder Mutlulukla gelip acıyla gider Kalanların hepsi talan olurmuş
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Reklam
Genellikle bu dünyada yapayalnız olma duygum gururlu bir üstünlük hissinin eşliğinde ortaya çıkar: İnsanların değersiz olduğunu düşünürüm; kirli, çirkin, beceriksiz, cimri, kaba, sığ yaratıklardır. Yalnızlığım beni korkutmaz, hatta görkemlidir. Ama o anda tıpkı diğer insanlar gibi kendimi kötü özelliklerim, alçak davranışlarım nedeniyle yalnız hissediyordum. Dünya değersiz ve kötüydü ama ben de onun bir parçasıydım; böyle durumlarda kendimi yeryüzünden silmek isterim, intihar fikri hoşuma gider, sarhoş olurum, fahişeleri ararım. Kendi alçaklığımı ve beni çevreleyen diğer kirli canavarlardan bir farkım olmadığını düşünmekten açıkça tatmin duyarım.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Sanat sorunlarının kendi doğrultularında insan sorunlarına dönüşebilmesi, daha doğrusu bazı insan sorunlarını yüklenebilmesi ancak köklü girişimlerin sonucu olarak doğuyor. Ne yönde olursa olsun, köklü bir sanat girişimi eninde sonunda bir insan girişimidir.
Sayfa 24 - YKY·Kitabı okuyor
Tevbe Suresi
50. Sana bir güzellik kısmet olursa, fenalarına gider / keyiflerini kaçırır ve eğer bir belâ gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine döner giderler. 51. De ki: "Hiçbir zaman bize, Allah'ın bizim için yazdığından başka bir şey dokunmaz. O, bizim efendimizdir ve mü'minler bundan dolayı yalnız Allah'a tevekkül etsinler."
Âyet-i Kerime meali
Kendisine yalnızlığı neden eş seçtiği sorulacak olsa, gözlerini gökyüzüne doğru kaldırır ve Esirgeyici'ye olan siteminin gözyaşlarını güçlükle tutar; ama yanıtlamaz gözkapaklarının karına sabah gülünün kızıllığını yayan bu düşüncesiz soruyu. Konuşma uzarsa kaygılanır, yaklaşan bir görünmez düşmanın varlığından kaçmaya çalışıyormuş gibi gözleriyle ufkun dört bir yanını tarar, eliyle çabucak vedalaşıp uyanan utancının kanatları üzerinde uzaklaşır ve ormanda yitip gider.
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam