Cezalandırmaların suç işleme eğiliminde olanlara ibret ol
masını sağlamak için mutlaka halkın önünde yapılması adetten
di. Teşhir yine bu anlamda çok büyük önem taşıyordu. Suçlula
rın ya da cesetlerin çeşitli şekillerde teşhir edilmesi Ortaçağ Türk
devletlerinde yaygın bir gelenekti. Böylece suç işleme eğiliminde
olanların bundan ibret alarak korkacağı ve suç işlemekten vaz
geçeceği düşünülürdü. Çoğunlukla şehirlerin giriş kapılan çok
kullanılırdı. Mesela Kahire' deki Zuveyle kapısı bu iş için en fazla
kullanılan mekandı. Kapıyı ilk gördüğümde hala geçmişteki
özelliğini koruyor olması beni çok şaşırtmıştı. Ahşap görünümlü
olmakla birlikte çok heybetli bir görünüşü vardı. Yüzyılların yor
gunluğunu taşıdığı her halinden belli olan kapının ahşap kısım
lan üzerindeki demir çubuklar ve halkalar, sağlamlığının sanki
birer delili gibiydiler. Şu anda tarihin tozlu sayfaları arasında kal
mış olan dönemlerinin oldukça popüler pek çok şahsiyeti, ya bu
kapıda asılmış ya da cesetleri teşhir edilmişti. Kapının önünde
durmuş bunları hayal ederken, sanki bunlardan birisini o an ye
niden yaşıyordum: Memluk Dcvlcti'nin son hükümdarı Tuman
bay'ın, Yavuz Sultan Selim tarafından bu kapıda asılmasını ... O
heybetli sultan kullanılan urganın iki kez kendisini taşıyamayıp
kopması üzerine ancak üçüncü kerede asılabilmişti. Zuveyle ka
pısı kim bilir daha nice farklı ölümlere şahit olmuştu. Belki de o
nedenle bu kadar yorgun gözüküyordu!
Sayfa 265 - Küre yayınları 2010