Osmanlı aydını lngiltere'yi anlamaya çalışıyordu ve kafa yoranlardan biri de Sultan Il. Abdülhamid'in yeğeni Prens Sabahaddin'di (1877-1948). Fransız Frederic Le Play'in kurduğu Science Sociale okulunun takipçilerinden olmasına rağmen Prens eğitim örneği açısından gözünü İngiltere'ye çevirmişti.
Türkiye Nasıl Kurtanlabilir? Meslek-i içtimai ve Programı başlıklı eserinde düşüncelerini açıklıkla ortaya koydu. Eserinde iki toplumun insan yetiştirme yönetimlerini ve insan karakterlerini analiz ediyor; İngiliz gençlerinin çocukluktan itibaren aldıkları eğitimle bireysel kimliklerini geliştirdiğini, ayakları üzerinde duracakları bir sistem içerisinde yetiştirildiklerini ve bu nedenle de erken yaşta olgunlaşıp hayata atıldıklarını, dünyayı merak ederek dışarıya yöneldiklerini anlatıyordu. Osmanlı gençleriyse tam tersi bir sistem içinde yetişiyorlar, durağan bir eğitime tabi tutuluyorlardı. Gençlerin aldıkları eğitim, girişimcilik ve bağımsız olma düşüncesini geliştirmek yerine gelenek-görenekleri öğrenmek üzerine bina ediliyordu. Türkiye'de eğitim, insan kişiliğini geliştirmek ve merak duygusunu uyandırmaktan ziyade memurluk mesleğinin gerekleri için yapılıyor, sonuçta devlete bağlı memurluk mesleğinin alanı durmadan genişliyordu. Prens Sabahaddin, ülkelerin gücünün siyasal rejimlerinden değil de toplumsal özelliklerinden kaynaklandığını; bir ülkenin güçlü olmasının, bireyin güçlü, kendine güvenen ve girişimci bir kimlik oluşturmasından geçtiğini düşünüyordu. İngiltere'nin eğitim tecrübesinden faydalanmak çok önemliydi ve Türk gençlerinin mutlaka İngiltere'ye gönderilerek Anglo-Sakson eğitim almaları sağlanmalıydı. Diğer taraftan Prens Sabahaddin, merak etme duygusuna o kadar büyük bir anlam yüklüyordu ki eğitimde yaşanacak en büyük devrimi; "her Türk gencinin