Bana, “Dur, gitme.” dedin.
Olduğum yerde kalakaldım o zaman. Bir şey feci dokundu içime. Birinin bana gitme demesi mi, birinin birine gitme demesi mi, birinin gitmek üzere olması mı yoksa, bilemiyorum.
"Nerede olduğunu ,bunca yıl ne yaptığını,niye beni hiç aramadığını sormayacağım.Çok sevineceğim dönüşüne,kalbim dayanırsa.Bir de 'Artık gitme!' diyeceğim fısıltıyla.Sensiz gecelerde çok korktum."
AYFER TUNÇ,Evvelotel
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Esasen dev bir yarayım ben...
Ana rahmine düştüğüm an duyumsadım acıyı. Kaburgalarımı saran sezgilerim gitmem gereken yeri tarif edip durdular yıllarca. Ruhumun ortasına çöken gitme arzusuna bir süre sonra mukavemet gösteremedim ve oraya gitme isteğiyle ayağa kalkmaya çalıştı fakat ne zaman yürümeye yeltensem dönüp dolaşıp bu dev yarayı, kendimi, tavaf etmekten öteye geçemedim.
Sokaklar bomboştu...
Bahçeler, eyvanlar, köşeler, balkonlar, pencere arkaları, dükkanlar bomboştu.
Kent bir ölü kentti.
Denizin dalgaları tepeler gibi yükseliyor, kıyıya büyük bir gümbürtüyle vuruyor, parçalanıp ağarırken bağırıyor, yakınıyordu.
Gözlerine dolan tozu temizlemeye çalışırken nereye gittigini, nereye bastığını bilemiyordu.
Pancurlar kapatılmış, kepenkler mandallanıp kilitlenmişti. Yol uzadıkça gökyüzü daha çok kararıyordu. Köpekler kediler bile kendilerine bir yer bulmuşlardı.
Bir kendisiydi ve yapayalnızdı sokakta.