Bu savaşçılara, hareketlerimizle, sözlerimizle ödememiz gereken bir borcumuz var. Bahtın onlara nasip etmiş olduğu yolculukta, bütün şehir, bütün yakınları, yanlarında gitti; ilk borcumuzu böylece ödemiş olduk. Şimdi artık, onlara karşı duyduğumuz saygıyı sözle belirtmemiz kalıyor. Bunu, kanun buyurduğu gibi, kendimize vazife de sayıyoruz; çünkü, güzel bir nutuk, güzel hareketlerde bulunmuş olanları, dinleyicilerin daima hatırlamasını, saymasını sağlar. Onun için, ölüleri gereğince övecek, yaşayanları tatlı tatlı teşvik edecek bir nutuk gerek. Oğullarını, kardeşlerini bu ölülerin erdemlerini taklide sürükleyecek; analarını, babalarını ve hayatta olan daha uzak atalarını teselli edecek sözler gerek. Nasıl bir nutuk söylemeli? Hayattayken, erdemleriyle bütün yakınlarına sevinç vermiş; yaşayanların sağlığını da hayatlarıyla ödemiş olan bu yiğitleri övmek için söze nasıl başlamalı? Bence, tabiatın, bunlara, o erdemleri verdiği sıraya göre gitmek yerinde olur. Onlar erdeme eriştiler, çünkü, erdemli anaların, erdemli babaların evlatlarıydılar. Onun için önce, böyle asil doğuşlarını övelim; sonra, gördükleri terbiye ve dersleri. Bundan sonra da o başardıkları yüksek işlerde, doğuşlarına ve aldıkları terbiyeye layık olduklarını nasıl ispat ettiler, onu görelim.