.. İstemem! Hesaplamak, korkmak, sararıp sormak, Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek, Kendini mi tanıtmak gerek? İstemem! Eksik olsun! Ama şarkı söylemek, hayal kurmak, gülmek, Tek başına özgür olmak, Gören göz, titreyen ses olmak, Canı isteyince şapkayı ters giymek, Karışanı olmamak, hiç yoktan, Kılıcını çekmek ya da şiir yazmak! Para, şan şöhret kaygısı olmadan, Çalışmak, aya gitmek istediğin zaman! Kaleme sarılmak, ancak duyarak, Alçakgönüllüce yazmak, sonra içinden, Yavrum, demek, çiçekleri, meyveleri Yaprakları hoş gör hatta, bu topladığın, Kendi bahçenin ürünleri de, çekinmeden! Sonra olur da kazanırsan büyük zaferi, Onu kazanan da sensin, başkası değil! Borçlu kalmazsın hiç kimseye, Hakkını ara kendinde bile, Kısaca, sarmaşık gibi asalak olmaktan sakın, Ihlamur ya da kavak olmasan da ne çıkar, Çok yükselere çıkamasan da yalnızsın!
"Çekip gitmek de zor ya, Bay Allen. İnsanın kimi kez unutmak, kimi kez de anmak istediği şeyler olsa gerek bütün bunlar. Gelgelelim çekip gitmek de güç, çünkü o zaman her şeyin bittiğini anlıyor insan, temelli bittiğini."
Sayfa 163·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bakışlar iyice bulanıklaştığında gitmek gerek; başka coğrafyalara, başka sokaklara, gökyüzünün henüz aydınlık vermeye devam ettiği yerlere.
Sayfa 89 - Doğan yayınları
1000Kitap
Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi...
Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın gerekse öte dünyanın bilgisi.
Sayfa 122 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
CatıŞmalanmız genellikle sabahlan gerçekleşirdi ve aşağı yukarı şöyle giderdi: BEN: (lki saat önce kalkmışım ve Manuela)ıı okula götürmüşüm. . . Gayet diplomatça.) Papi, on dakikaya çıkmam gerek. (Pekdoğru değil. Olacaklan bildiğimden, bu noktada hep yalan söylerdim.) Benle geliyor musun? (Kent merkezine otobüsle gitmek en azyanm saat beklemek ve duruma göre yol boyunca otobüsün dışına tutunarak tehlike içinde gitmek demekti.) VlCTOR: (Aşağı henüz inmiş, kahvaltısını -her daim bir fincan çay ve haşlanmış yumurta- etmekte ve homurdanarak gazeteokumaktadır.) Hı-hı. BEN: (Sekiz dakikalık sessizliğin ardından, biraz daha yüksek sesle ve daha anlayışla.) VlCTOR, HEMEN çıkmam gerek yoksa derse geç kalacağım. VlCTOR: (Ne söylediğimi yeni anlamaktadır.) Ha . . . Tamam, bekle, mamita . . . Hemen geliyorum. BEN: Tamam ama ACELE ET. Ben arabayı çalışurayım. (Hep uzun sürenli.) (Victor gider, üstünde yeşil bornozuyla merdivenlerde kaybo-lur. . . Banyoya girişini duyanm. . . Sesler kesilir . . . Sonra su sesi gelir. . . Arada şarkı söyler.) BEN: (On dakika sonra, iyice öfkelenmiş, marşa sabırsızca basar, banyo penceresine doğru bağınrdım.) VlCTOR, GlDlYORUM BEN. GEÇ KALAMAYACACIMI BlLlYORSUN. TANRI AŞKINA, ACELE ET!
Sayfa 223·Kitabı okudu