7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 11:08
Savaş yıllarının bunalımı eşliğinde, değişen Amerikan değerlerini temsil eden genç ve güzel kahraman Holly Golightly, okuması keyifli bir karakter. Kuralları sevmeyen, gelenek-göreneklerinin yanından bile geçmeyen, kafasına göre yaşayan, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmayan bu güzel ve çekici kadının hikayesini, aynı apartmanda yaşayan komşusunun ağzından anlatmayı seçmiş yazar. Süse, gösterişe, şaşaaya olan abartılı tutkusu ve ciddi konulardan sürekli kaçması ile Holly, savaş sonrası şekillenen yeni bir hayat tarzının prototipi gibi. Ne zaman bir sorunu olsa, ne zaman zor bir konuda karar vermesi gerekse, -romanda bir tek cümle dışında hiçbir yerde geçmeyen, ancak esere adını veren- Tiffany mağazasına gitmek istiyor. “Kötü kırmızılığa yaka­lanmak çok korkunçtur. Korkmaya ve cehennemdeymişsin gibi terlemeye başlarsın, neden korktu­ğunu da bilmezsin. Yalnızca kötü bir şey olacaktır, fakat ne olacağını bilmiyorsundur. En iyi şeyin, bir taksiye binip Tiffany'ye gitmek olduğunu buldum. Oranın sessiz ve gururlu görünüşü beni bir anda durgunlaştırıyor. Orada kimsenin başına kötü bir şey gelmez; güzel giysili iyi adamların, gümüş süslemeleri olan timsah derisi cüzdanların kokuları arasında böyle bir şey olamaz.“ Bir yandan çılgın partiler veren, delicesine para harcayan, bu parayı da zengin erkekler üzerinden, yazarımızın tanımlamasıyla “Amerikan usulü Geyşa’lık“ ile kazanan Holly, dışarıdan çok mutlu ve umursamaz görünüyor. İç dünyasında ise, erkeklerle olan ilişkilerinde yaşadığı aşağılanmanın, düşünmemeye çalıştığı geçmişinin ve derinlerde yatan acılarının altında eziliyor. Mutlu görünüyor ama hiç de mutlu değil. Kardeşini savaşta kaybetmenin, ailesini geride bırakmanın, geleneklerinden uzaklaşıp tek başına kalmanın acısını yaşıyor, Ama, bu acılara rağmen, özgürlüğünü
Tiffany'de KahvaltıTruman Capote · Sel Yayıncılık · 20082,140 okunma
10/10
·200 syf.··
2025 4. kitabı
Kitabı ikinci kez okuduğumda anladım ana mesajını. Burda kitabın içeriğinden bahsetmeyeceğim ama Yazarın Dört ayri insanında ayrı ayrı çok güzel işlendiğini ve karakterlere güzel bir bağ kurmamızı sağladığını düşünüyorum (bu sayede onlar için daha iyi üzüldük.) Lol. Kitabın vermek istediği mesajlardan biri olan geçmişte yaşananların sonucu olan bugünün değiştirilmesinin imkansız olduğunu sadece hatalardan ders çıkarıp bugünü iyileştirmenin bir yolu olduğunu veriş şekli mükemmelldi. İlk başta bende bugünün değiştirilemez olduğu kuralına şaşırmış, o zaman ne gerek var demiştim ama geçmişe gitmek karakterlerin yaptığı hataları,fark edemediklerini gözler önüne serdi ve daha sonra bu hataları düzelterek ya da en azından farkında olarak yaşadilar. Ayrıca kitabın son bölümünde hatta son sayfalarında tüm karakterlere değinilerek telmih yapılması da kitabın vermek istediği mesajı destekler nitelikteydi. Kısacası artık dün yok ve biz bugündeyiz bunun kıymetini en iyi şekilde bilmeliyiz.
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hiçbir Şey Yapmama Kitabı
8/10
·264 syf.·
2025 6. kitabı
Jenny Odell, dijital alanda uzmanlaşmış Amerikalı bir görsel sanatçıdır. Aynı zamanda Stanford Üniversitesi'nde sanat profesörü ve İngiliz edebiyatı mezunudur. Filipinler'den bir anne ve Amerika Birleşik Devletleri'nden bir babadan dünyaya gelmiş. Hem Batı kültüründe hem de dışarıda bir ayakla "ikisi arasında" olmasına izin veren bu çifte kimlikten dolayı rahat olduğunu söylüyor. Cupertino'da (Apple’ın genel merkezi) büyüdü ve şu anda Oakland'da yaşıyor. 21. yüzyılda "Hiçbir Şey Yapmamak" Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçek bir olaydı. Özellikle Barack Obama'nın onun hakkında söylediği birkaç sözden sonra… O zamandan beri yazar sanatsal enstalasyonlar yaratmaya, öğretmeye ve yazmaya devam etmiş. Ayrıca dijital çağda verimlilik kültürü ve ekolojisi konusunda da birçok makale yazmıştır.  Eğer hiçbir şey yapmamak tek gerçek çağdaş devrimci eylem olsaydı, sonunda bizi ekranda geçirilen boş zamanın zulmünden uzaklaştıran eylem olurdu. Sürekli tüketen bir dijital üretkenlik ölçütüyle değerlendirildiğimiz, dikkatimizden para kazanmak için tasarlanan teknolojilere bağımlı bir dünyada, boş zamanın anlamı nedir? Çünkü bu anlar dijital hayatımıza tüketmek için boş zamandan başka bir şey olarak mı veriliyor? Ya da mevcut boş zamanımızdan para kazananlar için kendimiz bir ürün müyüz? Bunlar, Odell'in dikkat ile olan ilişkimizi, dünyadaki yerimizi ve doğa ile olan bağlantımızı sorgulayan bu aydınlık makalesinde ortaya koyduğu sorular. Dijital detoks tariflerinden uzak olan bu metin, okuyucuyu bir deneme ile bir direniş manifestosu arasında felsefi, şiirsel ve bilgili bir yolculuğa davet ediyor. Atlantik'teki viral bir fenomenin kökenindeki Odell'in tezleri, Amerika'nın en çok satanı haline gelen ve Barack Obama tarafından vazgeçilmez bir okuma olarak kabul edilen bu kitapta
Alıntı
Hiçbir Şey Yapmama KitabıJenny Odell · Siren Yayınları · 202414 okunma
Canını Sıkacak Bir İnceleme
10/10
·240 syf.··
2025 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 01:33
Şununla başlayayım, çok uzun bir inceleme olacak çünkü içimdeki yaranın büyük olduğu bir konu, ve kimseyi kandırmayalım bu durum çoğumuz için böyle. Bölüm 1: Yeni Bir Farkındalık; Sıkılmak Bahsedeceğim esere dair spoiler vermeden kısa bir konuya değineceğim. Cesur Yeni Dünya'da Bernard adında bir karakter var. Doğal olanı, olması gerekeni içten içe bilen ve bu yüzden toplumdakilerle ters düştüğü için diğerleri tarafından dışlanan bir karakter kendisi. Tecrübelerime dayanarak; farkındalık kazanmanın kişiye verdiği haz, herhangi bir hayvani hazla kıyaslanamayacak seviyede oluyor. Kişi bir konuda farkındalık kazandıkça kendini Bernard gibi hissediyor. Kendi eski haline ve çevresine baktığında onlar için göğsünde bir hüzün duygusu hissediyor. Bazen de bunu "Onlara da bunu bildirmeliyim!" motivasyonu takip ediyor. Bu benim farkındalığı ölçme metodum. Bu kitap boyunca bu hislerin ikisini de doruklarda hissettim. Bu yazıyı okumanızın sebebi de işte bu hisler. Uyumadan hemen önce, tek başına sessiz bir yürüyüşte veya kitap okurken düşüncelere daldığımız o özel, sadece kendi sesimize kulak verdiğimiz o anları arttırdığımızda bir şeylerin yolunda olmadığını daha çabuk idrak ediyoruz. O anlarla beraber düşüncelerimiz olgunlaşıyor, ve o günden sonra eylemlerimiz daha içten ve samimi oluyor. Ve ben bunu yapabilen insanlara hayran kalıyorum. "İnsanlığın tüm sorunları, insanın bir odada sessizce tek başına oturamamasından kaynaklanıyor." Sıkılmak neye benziyor biliyor musunuz? Garip bir benzetme olacak; Fırtına öncesi sessizlik gibi. Biz o sessizliğin, sıkıldığımız her anın rahatsız edici olduğunu düşünüp bozmak için elimizden geleni yapıyoruz. Elimiz telefona gidiyor, Twitter'a bir göz atıyoruz, Instagram'da storylere bakıyoruz veya Pinterest'te yeni pinler bizi bekliyor. Kendi
Dijital MinimalizmCal Newport · Metropolis Yayıncılık · 20171,653 okunma
Eğer cesur olmazsan özünü keşfedemez ve anlayamazsın
7/10
·224 syf.··
2025 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2025 08:17
Kişisel gelişim kitapları okumayı seviyorum zaman zaman. Tabii her gelişim kitabını değil, bana iyi gelecek, beni düşünce olarak geliştirecek ve daha ileriye götürecek olan kitapları elbette.. Osho nun kitapları da bunlardan. Ve başta belirteyim ufak spoiler içerebilir. Aslında Osho nun kitaplarını daha iyi anlayabilmek özümsemek için onun gibi aynı kültürden yani Hintli olmak gerek belki.. Mistisizim e daha yakın olmak gibi ya da .. Ama yine de anlamak çok zor değil.. Genel olarak güzel şeyler anlatıyor aslında Cesaret kitabında. "Unutma : Cesaret Korkusuzluk Demek Değildir" diyor. Eğer bir insan korkusuzsa, ona cesur diyemezsin, o korkusudur. Cesaret sadece korku okyanusu içinde varolabilir.. Toplumun şablonları içinde yaşama, özünü, iç sesini dinle.. seni tehlikeye götürse de hatta ölüme de götürse istediğin neyse yap demek istiyor. Sınırsız sev, hayatı herşeyi sev.. Sevgi içten gelir, korku da öyle.. Ama sevgisiz insanlar daha çok korkuyorlar çevremde görüyorum. Daha küçükken korkuyu öğretirler yönetmek için, oysa cesur olmak gerekir hayatta bir birey olarak kalabilmek için. Yazar bir çok geçmişteki ünlü kişileri ve kendi yaşamı üzerinden örnek vererek yansıtmış iç sesini dinlemeyi. Mesela beni etkileyen "Vincente Van Gogh resim yaparken çok mutluydu. Tek bir resmi bile satlmadı, fakir, aç. Kardeşi yemek için para gönderiyordu. Haftanın dört günü oruç tutar, üç gün yemek yerdi çünkü geri kalan parayla tuval, boya ve fırça alması gerekti. Ama yinede o çok mutluydu. Otuz üç yaşındayken öldü, intihar etti onun intiharı bile senin sahte hayatından daha iyidir.". . diyor Osho.. Çünkü en büyük arzusu içine sinen bir günbatımı resmi yapmaktı Van Gohg un. Ve resmini bitirdiği gün blr mektup yazdı." İşim tamamlandı, tatmin oldum.. "dedi ve intihar
Duygu ve Düşünce
CesaretOsho · ganj yayınları · 2015744 okunma
5/10
·110 syf.··
2025 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2025 02:50
Bir eserin beğenilmemesi, onu yazanın başarısız olduğu anlamına gelmez. Ayrıca her eser her okuyucuya hitap edecek diye bir kaide de yoktur. Gelgelelim bu düşüncelerimle beraber belirtmek isterim ki yazarın bu eserini hiç ama hiç beğenmedim. Kitabın belli bir bölümüne kadar “Ne olacak?” diyerek bekledim. Zaten bir şey olmayacağını anlayınca da beklemekten vazgeçtim. Vefat eden ebeveynlerinden kalan mirasla zengin olan bir adamın yıllar boyunca belli bir rutinde, elit sınıftan biri olarak yaşamasını anlatıyor kitap. İstediği her şeye sahip olabiliyor bu adam. Bu yüzden de hayat sıradanlaşmaya başlıyor ve artık içinde hiçbir şeye karşı, hiçbir şekilde bir heyecan besleyemiyor. Bir pazar sabahı Prater’e gitmek istemesiyle başlıyor büyük(!) değişim. Önce at yarışlarını izliyor, arada çapkınlık yapıyor, fakat her şeyi gelişigüzel makineleşmiş bir biçimde yaşıyor. At yarışları bittikten sonra da etrafta dolanmaya kendini sorgulamaya başlıyor bu adam ve artık çok geç bir saate geldiğinde -inanın nasıl olduğunu ben de anlamadım, sanırım içindeki hesaplaşmalardan olsa gerek- herkese çok farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya ve anlamaya başlıyor, ondan sonrasında bütün hayatı değişiyor ve tüm insanlara yakın olmaya, onları dinlemeye başlıyor. Yani çok da yermek istemiyorum ama şu kadar inceleme yapmamı bile gerektirmeyecek bir kitap. Belki yazdıkça bir ilham gelir de anlarım diye düşünmüştüm ama. Kitap hala çok sıkıcı, çok üzgünüm! PS: Adam yaşadıklarını kağıda dökmüş ve bunu yakınları adam öldükten sonra buluyor. Başlarda adam öyle bir anlatıyor ki “O gece şöyle oldu, böyle oldu inanamazsınız.” tarzında abartıyor. Dedim ne oldu acaba? Hiçbir şey olmamış.
İnceleme
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Anonim Yayıncılık · 2020171,8bin okunma