7/10
·360 syf.··
2025 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 00:00
Selamlar ben kitabı beğendim. İlk kitabı birkaç sene önce okuduğum için karakter bağlantılarını kurmakta ve evrenin tarihiyle ilgili göndermeleri yakalamakta zorlandım. Guari, abisinin faşist bir kral olarak yönettiği ülkesinin iyiliği için abisini tahttan indirmek ve kraliçe olmak istiyor. Ancak geçmişte abisinin entrikalarının kurbanı olmuş ve düşman krallıkta tutsak düşmüş. Guari, saraydan atılmadan önce en yakın arkadaşı Nailin abisi tarafından hücreye atılmış. Guari, Nailin ve Arjun arasındaki ilişki yeterince net değildi bana göre. Arjun, Guari’nin arkadaşı mı yoksa sadece sarayda görevli bir komutan mı asla emin olamadım. Bu ilişki dinamikleri kitabın sonu için önemli olduğundan bu kısmın net olmaması bana kitapta boşluklar varmış gibi hissettirdi. Vikram ise bahsi geçen düşman krallığın kralla kan bağı olmayan varisi. Kral zamanında Vikram’ı yanına almış ve varisi olarak yetiştirilmesini sağlamış ancak kralın danışman meclisi Vikram’ı asla benimsememiş. Bu nedenle meclis Vikram’ın tahta geçmesini hiç istemiyor, geçse bile onun karar yetkisini tanımadan sadece görsel bir kukla olarak kullanmayı planlıyor. Tabii ki Vikram bu durumdan memnun değil ve bir kukladan çok daha fazlası olmak, kral olmak istiyor. Derken bir adamla karşılaşıyor ve adam ona Dilekler Turnuvası’ndan bahsederek Vikram’a giriş bileti veriyor. Böylece başlıyor hikayemiz. Guari savaşçı bir prenses ve Vikram’ı öldürüp krallıktan kaçmayı planlarken Vikram ona Dilekler Turnuvası’nda partneri olmasını, eğer turnuvayı kazanırlarsa ikisinin de birer dilek hakkı olacağını söyleyince Guari bu teklifi reddedemiyor ve birlikte turnuvanın yapılacağı büyülü şehre gitmek için yola çıkıyorlar. Karakterlerin atışıp durdukları sahneleri okurken çok eğlendim. Bir yandan kedi köpek gibi çekişirken diğer
Dilekler TacıRoshani Chokshi · Yabancı Yayınları · 202075 okunma
"Daha" kitabı üzerine.
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 20:18
Daha, daha, daha, daha, daha, daha ve daha ne kadar kötülük yapabilir insanoğlu? Tamda yazarın dediği gibi biz bu kitabı okurken bazı insanlar öyle acılar çekiyor ki... Benim için sıradan bir kitap deyip geçemeyeceğim bir kitap oldu. Büyük bir insanlık dramı, mülteci sorununu normalleştirip, romantizm eden insanlar için büyük bir tokat olabilir. Vahşet, acı, dram, korku, masumiyeti anlatan tabiri caizse gri bir kitap. Roman şöyle başlıyor, babam bir katil olmasaydı ben doğmayacaktım. Bir isyan aslında, dünyaya gelmek bir tür bir cezalandırma biçimi mi bilemiyoruz. Varoluş sancılarınızı iliklerinize kadar hissetirecek tarzda. Romanın baş kahramanı Gaza ve onun çevresinde gelişen olaylar. Gaza bir mülteci tüccarı, bir ülkeden başka bir ülkeye kaçak yoldan gitmek isteyenleri taşıyor! (Adeta işkence ediyor) Öyle ki bazı anlar keşke olduğu yerde can verseydi de bunları yaşamasaydı diyorsunuz. Gaza henüz 8 yaşında bir çocuk ve kötülük dolu bir çevreye doğuyor, gözlerini orada açıyor ve sonuçta berbat bir karaktere dönüşüyor.. Kitap bir yandan şunu da düşündürüyor? Felsefenin en mühim sorularından birisi; İnsan doğuştan mı kötüdür yoksa sonradan mı kötülüğü öğrenir yoksa boş bir levha mıdır? Benim düşüncem; İnsan doğasında kötülük vardır yani insan doğuştan kötüdür. Yıllar içinde kendini bir nevi ehlileştirir. Ben keyifle okumadım, sinirlendim, psikolojim ve dünyam karardı diyebilirim. Ama sonuçta Polyanacılık oynamaya gerek yok bizim dünyamız böyle!
Alıntı
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
Reklam
10/10
·110 syf.··
2025 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 22:22
Söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı.Ben de sustum.! Yabancı;toplumsal düzenle bireyin özgürlüğü arasında ki açmazı,kişinin kendine ve topluma karşı yabancılaşmasını anlatan kült bir roman. Duygularımızı gerçek anlamda hissettiğimiz gibi özgürce yaşamaya hakkımız yok mu? Toplum tarafından dışlanmamak adına,kendi varoluşumuzu nasıl da kaybettik.Özgürlüğümüzü,benliğimizi hiçe sayıyoruz. Meursault;yaşıyor ama yaşadığından bile emin değil.Hiç bir şeyi olmayan bir adam gibi görünebilir ama kendinden emindi.Hayatından ve yaklaşmakta olan ölümünden… Okurken göz yaşlarıma hakim olamadığım bir eser oldu. Yine ne yazsam az kalacak.Cinayetle suçlanıp annesinin cenazesinde ağlamadı diye bir insan cezalandırılırsa ne olurdu ki? Eminin başka bir hayat istediğiniz zamanlar olmuştur.Zengin olmak,daha hızlı yüzmek,daha güzel bir yüz,daha güzel bir yaşam.Peki daha adaletli bir dünya? Bugünü anacağınız bir hayat?Hepsi aynı şeydi.Ama biz insanlar aynı değildik… Ona göre insanların adaleti hiçbir şeydi,Onu mahkûm edenlerin de insan olduğunu hatırladı… •••’Eh,ne yapalım,o halde öleceğim.Başkalarından daha erken ölecektim orası aşikârdı.Ama herkesin bildiği gibi,hayat yaşamaya değmez…’ Meursault’un binde bir şansı olsaydı,bir çok şeyi yoluna koymak için yeterliydi.Umudu kesmemek gerek,insanın başına ne geleceği belli olmaz ama yine de hayat yaşamaya değer diye düşünüyorum. Kitaplarla ve sevgiyle kalın. ”Duygularım olduğunu,iyi niyetli olduğumu göstermeye hakkım yoktu…” ”Burada durmak ya da gitmek aynı kapıya çıkıyordu…”
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
9/10
·272 syf.··
2025 92. kitabı
Dedesi Lâl'in omzuna eline atmış, gülümsüyordu. Kolyeyi verdiğinde gülümsemenin aynısı. Bıyıkları ardından ve gözleri dolu dolu lal taşı sevginin şefkatin masumiyetin sembolüdür bu kolye sana mutluluk getirsin isminle yaşa torunum deyip bırakmıştı lalin avcuna kolyeyi Kolyenin parlaklığını büyülenmişti lal avcuna düşen kırmızı bir su damlası gibi gelmişti ona. #sayfakırk @aysgl_uzn . Geceden kalan uyku borcunu ödediğini mutlu şekilde uyandı akşam vakti yataktan çıkası da yok adliyedeki kuşturmaca bittiğinde bunun hayalini kuruyordu zaten #sayfaseksenaltı . Rafika Ayşegül Uzun 1987 Ankara doğumludur. Bilkent Üniversitesi Endüstri Muhendisliği'nden mezun olduktan sonra Bahçesehir Üniversitesi Pazarlama alaninda yüksek lisans yapmıştır. . Boş boş yürüyor sokakta. "Mektubu yazan sen miydin?" diye soramadı Sevdaya. "Benim gitmek gerek" deyip kaçarcasına uzaklaştı kızın yanından. Solunda Varlı Holding. Önünde durdu öylece. Bakıyor. Sadece bakıyor. #sayfayuzdoksan . Ela'ya açılan dava ile başlayan romanımız bizi içine alıyor ve davanın neden açıldığını sorgulaması ile gelişmeler dahada gelişir. Varlı Holding'e kadar uzar. . Ela'nın ruhunun dinliyoruz. Bazen üzülüyor bazen düşünüyoruz. Bazen de sorguluyoruz. . Bu romanı bir sürü kitap okurla beraber okuduk . Teşekkürlerimizle @camkiz_zey Alican Doğan Solibri
SessizRefika Ayşegül Uzun · Doğan Solibri Yayınları · 202582 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 20:33
“Coşkulu gözükmek gerek, hayatın tadını çıkarıyormuşuz gibi gözükmek gerek.” “Birbirlerinden nefret ettikleri halde hiç düşünmeden sürekli ‘aşkım’ sözcüğünü kullanan çiftler vardır ya hani, işte biz de onlardanız; seni bir daha asla görmek istemiyorum, aşkım.” Hızlı düşünceler. Sert düşünceler. Rahatsız edici düşünceler. Çoğu zaman bilinçaltına itilen, görmezden gelinen gerçek düşünceler. Evet, Geber Aşkım’ı ancak bu şekilde tanımlayabilirim. Ya üzerine söylenecek çok şey vardır ya da neredeyse hiçbir şey. Tıpkı diğer rahatsız edici kitaplar gibi okurken sizi yerinizde huzursuz edecek türden bir kitap. Annelik kutsaldır derler. Her kadının içinde doğuştan gelen bir annelik içgüdüsü vardır. Ve kadın, ne yaşarsa yaşasın bir çocuğu dünyaya getirmeyi büyük bir minnet ve mutlulukla karşılar. Hamilelik zordur ama her saniyesine değerdir. Doğum mu? Göz açıp kapayana kadar geçer. Geçmedi mi? Bebeğini gördüğün an tüm acılarını unutursun. Doğum sonrası mı? Asıl kutsal yolculuk şimdi başlıyordur. Gönüllü bir şekilde girdiğin hiçbir kötü duygu barındırmadan her anını seveceğin, sonu olmayan o tatlı endişelerle dolu yolculuk… Kulağa ne kadar doğru geliyorsa o kadar da yanlış hissettiriyor. Geber Aşkım, kadınların kendi aralarında bile itiraf edemedikleri hatta bazen kendilerinden bile gizledikleri duyguları apaçık biçimde sunuyor. “Fakat aslında hiç kimse hiçbir zaman hakikati istemez.” Belki de erken anne oldum. Belki de hiç çocuk istemiyordum. Belki çocuk istedim ama bu kadar zor olacağını bilmiyordum. Berbat hissediyorum. Kullanılmış hissediyorum. Bencil hissediyorum. Yorgun ve tükenmiş hissediyorum. Korkunç bir deneyimdi. Hiç kolay değildi.
Geber AşkımAriana Harwicz · Çınar Yayınları · 20191,063 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 09:16
En merak ettiğim şey bu Kuru kız nereli ? Yazar bu kitabında fiziksel özelliklerinden ve evlenmemiş olmasından dolayı kendisine kuru kız denilen bir kadının yaşamını ele almış. Taşranın ücra bir yerinde varolma mücadelesi veren kuru kız, etrafına göre silik bir karakter, çevresi tarafından saf, aptal o hiç bir şeyden anlamaz denilen biri olarak görünür. ailesindeki tüm fertleri tamamen kaybettikten sonra gerek mahalleli gerek dayısı tarafından elindeki küçük tüm varlıkları alınmaya çalışılır. Ancaaak kuru kızımızın yaşantısı internet ile tanışınca tamamen değişir. Sosyal ağlarda izlediği gezi videolarından etkilenip bir anda tüm yaşantısını değiştirecek bir karar alır. Youtube videosunda fin del mundo (dünyanın sonu) denildiğini duyup aslında isteğinin gitmek olduğunu anlar ve ver elini Ushuaia :) Kitapta etrafımızda mahallemizde, çevremizde, gördüğümüz yaşamları dedikodudan ibaret, dar görüşlü, art niyetli kendi gibi olmayan insanları hor gören insanlara karşı saf rolünü oynayan Kuru kızı çok sevdim. yazarın kalemine sağlık. keyifli okumalar.
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
Reklam
Reklam