10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:21
En son ne zaman bir kitaba kendimi bu kadar kaptırdım bilmiyorum. İkinci cildin sonuna geldiğimde bile keşke devamı olsa diyordum. Öncelikle bu kitabın yazarı, üstün zekâsına hayran kaldığım Alexandre Dumas'ya teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Kitabın ana konusunun intikam olduğunu zaten arka kapağında da okuyoruz. İçerisindeki, her biri ayrı bir olayla var olan onlarca karakter bana okuma zevkinden çok izleme zevki verdi. Evet, sanki film izliyor gibi bütün olayları izledim, tanık oldum. Her şey çok akıcı ve merak uyandırıcıydı. Kitap bitince; başka bir ülkeye gezmeye gitmişim, çok sevdiğim insanlar tanımışım ve bir sürü olaya şahit olduktan sonra artık evime dönmek zorunda kalmışım gibi hüzünlendim. Ah Kont! Benim üzümlü kekim...
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendini Tanımayan Dengini Zor Bulur
10/10
·224 syf.·
2026 3. kitabı
EVLENMEDEN ÖNCE- DOĞAN CÜCELOĞLU/2017 “Evlilik bir çiçekçi dükkanı gibi farklı olanaklar sunar; çiçeklerden nasıl bir demet oluşturacağınız size kalmış..” Ben bu kitabı bir "evlilik rehberi" gibi değil, bir "insan tanıma ve kendini tanıma rehberi" gibi okudum. Kendimi tanıma sürecimde karşılaştığım bu kitapta kendimden çok fazla iz buldum. Zaman zaman bu kitabı açıp kendime hatırlatmam gereken noktaların olduğunu biliyorum. Kitapta anladığım noktalardan biri “Bir insanı sevmeniz onunla uyumlu olduğunuz anlamına gelmiyor.” İki insan birbirini gerçekten sevebilir ama: Hayata bakışları farklıdır. Aile beklentileri çatışıyordur. Değer sistemleri uyuşmuyordur. Biri gelişime açıktır, diğeri değildir. Biri konuşarak çözmek isterken diğeri kaçıyordur. Bu durumda sevgi tek başına yeterli olmayabiliyor. Bazı kitaplar bilgi verir, bazı kitaplar ise insanın elinden tutup onu kendisine götürür. Doğan Cüceloğlu'nun Evlenmeden Önce kitabı benim için ikinci gruba ait oldu. Kitabı kapattığımda evlilik hakkında daha çok şey öğrenmiş olmaktan ziyade, kendim hakkında daha fazla şey fark ettiğimi hissettim. Çünkü bu kitap bana eş seçmeyi öğretmeden önce kendime bakmayı öğretti. Belki de yıllardır cevabını aradığım birçok sorunun yanlış yerden başladığını fark ettim. Ben hep "Nasıl biriyle evlenmeliyim?" sorusunun peşinden gitmişim. Oysa kitap bana daha temel bir soru sordu: "Sen kimsin?" İnsan kendisini tanımıyorsa neyi aradığını da bilmiyor. Neyi aradığını bilmiyorsa bulduğu şeyi doğru değerlendiremiyor. Sonra da kader dediği şeyin içinde aslında kendi bilinçsiz seçimleriyle karşılaşıyor. Kitapta geçen "Kendini tanımayan dengini zor bulur" cümlesi bu yüzden zihnime kazındı. Çünkü düşündüm. Ben kendimi ne kadar tanıyorum? Kırıldığım yerleri biliyor muyum? Neden bazı davranışlar beni
Psikoloji
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20217,5bin okunma
hepimiz kendi faustumuzla yaşıyoruz,
9/10
·504 syf.·
2026 82. kitabı
Çok şey demek istiyorum aslında ama eseri yeterince anlayamadığımdan korkuyorum. O kadar farklı şeyleri bünyesine alan bir hikaye ki incelemesini okumayı da düşünüyorum. Faust hepimiziz. Bir insanın uyanışı, isyanı, yalan söylemesi, kandırması, kandırılması, şeytanla iş birliği , ahlakı önemseyişi buna rağmen yaptığı tezatlıklar... Okuduğum zaman diliminin sıkışıklığı sebebiyle bazı yerlere gereken değeri vermediğim halde arkadan sürekli ince ince dokunmuş karakterlerle tanıştım durdum. Hikayedeki herkes çok gerçek (aslında coğu öğe mitolojik ve doğaüstü ama gerçekten kastım hayatın içinden olmaları) ki bir kişinin bunca karakteri böylesine güzel yazabilmesine hayran oldum. Okurken durup durup bu karakterleri yalnızca BİR KİŞİNİN yazdığını kendime hatırlatmam gerekti çünkü onların kendi kişilikleri olup bunların sanki yaşanmış konuşmaları olduğuna inandım. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama hayran oldum denebilir. Hepimiz biraz Faustuz. Biz de görsek de inanamıyor, ahlak pazarlıyor ve kendi içimizde tezatlıklarla boğuşuyoruz. İyi ki mefisto adlı tiyatroya gitmişim de bu kitabı okuma yolculuğum başlamış. Zaten tiyatrodan da çok etkilenmiştim her ne kadar kitaptan çok başka bir noktada olsa da. Bu senenin altını çizdiğim anlarında bu kitapla hemhal oluşum da olacak. Teşekkürler Goethe.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · İthaki Yayınları · 202216,9bin okunma
Puan vermedi·140 syf.·
2026 4. kitabı
Kitabın son sayfasını kapattığımda aklımda keskin bir olay örgüsü ya da baskın bir karakter kalmadı. Daha çok, içime yerleşen ve orada genişleyen bir duygu kaldı. Sanki uzun zamandır uğramadığım eski dostların evine kısa süreliğine misafir olmuş, çaylarını içmiş ve odadaki havayı soluyup hiçbir iz bırakmadan, sessizce çıkıp gitmişim gibi... Okuru spot ışıklarının altında, hikayelerin tam merkezine oturtmuyor; aksine, hafifçe aralanmış bir kapının eşiğinden içeri bakmamıza izin veriyor. Kesmez'in öykülerinde karakterler genellikle hayatlarının o büyük, sarsıcı dönüm noktalarında değillerdir. Dışarıdan bakıldığında son derece sıradan, gürültüsüz günler yaşarlar. Fakat yazarın asıl büyüsü ve dehası da bu sıradanlığın içine gizlenmiş olan o görünmez ağırlığı bulup çıkarmakta yatıyor. Bir insanın yıllardır sırtında taşıdığı ama kimseye göstermediği bir kırgınlık, artık konforlu bir alışkanlığa dönüşmüş bir yalnızlık ya da bir daha asla geri dönmeyeceğini bildiği bir geçmişe duyduğu o ince sızı... Öyküler, eylemlerden ziyade bu köklü duyguların etrafında sabırla dolaşıyor. Kitabı okurken beni en çok yakalayan detay, karakterlerin başkalarıyla çatışmaktan ziyade, en çok kendileriyle uğraşıyor olmasıydı. Bu öykülerde geçmiş; yaşanıp bitmiş bir hatıralar albümü değil, zihinde hâlâ canlılığını koruyan hiç kesilmeyen bir iç konuşma gibi duruyor. Karakterlerin hiçbirinin tamamen kapatamadığı hesaplar, tam anlamıyla vedalaşamadığı insanlar var. Bu yüzden satır aralarında hep o tanıdık eksiklik hissi dolaşıyor. Ancak Kesmez, bu eksikliği karamsar ya da yıkıcı bir yerden kurmuyor; onu insan olmanın, büyümenin ve yaşamanın en doğal, en yalın parçası olarak kabulleniyor. Yazarın dili de tıpkı anlattığı hayatlar gibi mütevazı. Cümleler dikkat çekmeye çalışmıyor, okura edebi bir şov
Atları Bağlayın Geceyi Burada GeçireceğizMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 20175,2bin okunma
10/10
·154 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:38
Herkes gibi uzun uzun kitaptan bahsetmek istemiyorum.Zaten bahsetmişler.Ben ne zaman İhsan Oktay Anar okusam kendimi Osmanlı döneminde padişahlar, yeneçeriler arasında ve İstanbul sokaklarında Galata kulesi civarlarında hissederim.Sanki o döneme gitmişim o dönemi yaşıyormuşum gibi gelir.Siz de o dönemi solumak ve o sokaklarda gezinmek isterseniz mutlaka okuyun.Kitab-ül Hiyel ve yazarın diğer kitaplarını.Pişman olmazsınız.
Alıntı
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma