Azra Azbay

Azra Azbay
@gkok97
öğrenci
lise
Afyon
afyonkarahisar, 17 Temmuz 2007
7 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Mecburiyet
"Ve tavşanlara ben bakarım." "Ve tavşanlara sen bakarsın." Lennie mutlulukla kıkır kıkır güldü. "Ve toprağımızın geliriyle geçiniriz." "Evet!" Lennie başını çevirdi. "Hayır, Lennie, sen ırmağın karşısına bak. Yerimizi gözünle göreceksin." Lennie söz dinledi. George gözünü yerdeki tabancaya dikti. Çalılardan ayak sesleri gelmeye başlamıştı. George dönüp o tarafa baktı. "Hadi, anlat George. Ne zaman olacak bu?" "Yakında." "Seninle ben." "Sen... ve ben. Herkes sana iyi davranacak. Bir daha bela çıkmayacak. Kimse kimsenin canını yakmayacak, kimse kimseden hiçbir şey çalmayacak." Lennie, "Bana kızdın sanmıştım, George." Dedi. "Hayır," dedi George. "Hayır, Lennie, kızmadım sana. Hiçbir zaman kızmadım. Bunu bilmeni istiyorum." Sesler iyice yaklaşmıştı. George tabancayı doğrultup sesleri dinledi. Lennie yalvardı. "Hadi, hemen yapalım. Hemen alalım o yeri." "Tabii, hemen. Mecburum. Mecburuz!" Tabancayı doğrultup namluyu Lennie'nin ensesine yaklaştırarak nişan aldı. Eli titriyordu ama yüzü kararlıydı. Elini sabitledi sonra... Tetiği çekti. Merminin sesi tepelerde yankılanıp geri geldi. Lennie sarsıldı, yavaşça öne doğru devrildi, kumların üzerine serildi, hiç titremedi. ... Slim doğruca George'un yanına geldi, çok yakınına oturdu. "Üzülme," dedi. "Bazen mecbur kalır insan."
Sayfa 110 - George ve Lennie·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ve baktım: Minderde üstüste konmuş iki yastık,(Demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış.) Masanın yanında rafın önüne çekilmiş bir sandalye. (Demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış.) Ha... İşte masanın üstünde bir şişe: Kordiyal. (Demek annem bir fenalık geçirmiş.) Minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil.(Demek annem ağlamış.) Benim de bu şişeye, iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var, ben de Kordiyal alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Aşk
Sissy uzanarak Petey'nin hissiz kolunu Trevor'ın boynuna doğru uzattı. Trevor, hiç kimse Petey'nin kolunun ağırlığını bu şekilde hissetmiş midir, diye merak etti. Trevor'ın annesiyle babası, onları gölgelerin ardından kırgın bir sessizlik içinde izliyorlardı. Annesi, gözlerini hafifçe sildi. Petey, yavaş yavaş rahatladı ve daha önce hiç tanımadığı duygularla uykuya daldı. Trevor, Petey'yi bırakarak başını kaldırdı. Güneş, Petey'nin penceresinin dışında, ufuktan yavaşça yükseliyordu. "Petey ölüyor mu?" diye fısıldadı. Sissy duraksadı. "Hepimiz doğduğumuz andan itibaren ölüyoruz. Yaşamak, o yüzden bu kadar önemli." Trevor, "Petey onun için bana balığa gitmemi söyledi, değil mi?" dedi. "Ona ihtiyaç duymadan hayatımı yaşamam gerektiğini kastetti." Sissy, gözlerinde yaşlarla gülümsedi. "Petey'ye her zaman ihtiyaç duyacağız. Ama haklısın. Petey, bu gece ölebilir... ya da önümüzdeki hafta. Trevor, önünde yaşanacak upuzun bir hayat var. Petey'nin hayatı, yaşamaktan zevk almak üzerine kuruluydu. Eğer bu konuda onu kendimize örnek alabilirsek, varlığı çok büyük anlam kazanmış olacak. " Trevor, Petey'ye, ardından Sissy'ye baktı. Gözyaşlarını tutmaya çalışarak güçlükle gülümsedi." O zaman balığa gidelim." Sissy, Trevor'a sıkı sıkı sarılıp " haydi, balığa gidelim, " dedi. Trevor, Sissy'ye sarıldıktan sonra annesiyle babasının kapının önünde durduğunu fark etti. "Ne zamandır buradasınız?" diye fısıldadı. Babası, "Gerektiği gibi bir aile olmadığımızı anlayacak kadar uzun süredir," dedi. Trevor yutkunarak, "önemli değil," dedi. Babası çekinerek Petey'ye baktı. "Önemli. Sanırım biz anlayamadık. Şefkatin herkesin sahip olması gereken bir şey olduğunu görmemizi sağladın. " Trevor'ın annesi " bir yerde kalıp kök salmamızın zamanı geldi." Trevor, annesiyle babasını inceleyerek "Gerçekten
Sayfa 266·Kitabı okudu
Trevor, "sana bir şey sorabilir miyim?" dedi. Petey yanıt vermeyince, "benim büyükbabam olur musun?" diye sordu. Petey şaşırmıştı. "senin bir ailen yok, benim de...yani var sayılmaz. Kardeşim de yok. Büyükbabalarım ve büyükannelerim öldü, annemle babam sürekli çalışıyor." Petey'nin ağzından "naaasss?" kelimesi çıktı. "petey, aile kağıt üstünde bir şey değil,burada," diyen Trevor göğsünü işaret etti. "Aile, arkadaştan farklı bir şey. Sen benim kalbimde hep büyükbabam olacaksın. Benimle kalacaksın. Seni hiç bırakmayacağım." Petey gülümsedi. Ciddi olup olmadığını anlamak için Trevor'ın gözlerine baktı. "Büü baaa," dedi belli belirsiz. "Evet, büyükbaba." Petey'nin bakışları mutluydu şimdi;yüzünü sıcacık bir gülümseme kapladı. "Büü baaa," diye tekrarladı. "Ben de senin torunun olacağım." "Eeee, Eeee" diyen petey kendini bu keyifli düşünceye kaptırırken bakışları yumuşadı Bu anı tanımlayacak bir kelime yoktu. Trevor, eğilip kollarını petey'ye dolayarak başını onun göğsüne dayadı. Yanağını yüzyılın başından beri çarpan kalbi, durmaksızın var olan bir ritmi hissedebiliyordu. Sissy uzanarak Petey'nin hissiz kolunu Trevor'ın boynuna doğru uzattı.
Sayfa 264·Kitabı okudu
Aşağıya baktı ve pek onun tarzı olmayan bir şey yaptı, shmuel'in elini tutup sıktı. "Benim en iyi arkadaşım sensin, shmuel" dedi. "Hayat boyu en yakın arkadaşım." Shmuel bir şey söylemek için ağzını açtı, ama Bruno bunu asla duyamadım. Çünkü o anda odayı yürüyüşçülerden derin bir soluk duyulurken önlerindeki kapı aniden kapandı. Dışarıdan gelen metalik bir ses odada çınladı. Bruno bir kaşını kaldırdı, tüm bunların anlamını çıkaramıyordu. Yağmuru dışarıda tutup insanların hastalanmalarını engellemek için olduğunu düşünüyordu. Ve sonra oda kapkara oldu ve yaşanan Karmaşaya rağmen Bruno hala shmuel'in elini sımsıkı tutuyordu ve dünyadaki hiç bir şey Bruno'yu onun elini bırakmaya razı edemezdi... Bir daha Bruno'dan hiç haber alınamadı.
Sayfa 196197·Kitabı okudu