Sissy uzanarak Petey'nin hissiz kolunu Trevor'ın boynuna doğru uzattı. Trevor, hiç kimse Petey'nin kolunun ağırlığını bu şekilde hissetmiş midir, diye merak etti. Trevor'ın annesiyle babası, onları gölgelerin ardından kırgın bir sessizlik içinde izliyorlardı. Annesi, gözlerini hafifçe sildi.
Petey, yavaş yavaş rahatladı ve daha önce hiç tanımadığı duygularla uykuya daldı.
Trevor, Petey'yi bırakarak başını kaldırdı. Güneş, Petey'nin penceresinin dışında, ufuktan yavaşça yükseliyordu. "Petey ölüyor mu?" diye fısıldadı.
Sissy duraksadı. "Hepimiz doğduğumuz andan itibaren ölüyoruz. Yaşamak, o yüzden bu kadar önemli."
Trevor, "Petey onun için bana balığa gitmemi söyledi, değil mi?" dedi. "Ona ihtiyaç duymadan hayatımı yaşamam gerektiğini kastetti."
Sissy, gözlerinde yaşlarla gülümsedi. "Petey'ye her zaman ihtiyaç duyacağız. Ama haklısın. Petey, bu gece ölebilir... ya da önümüzdeki hafta. Trevor, önünde yaşanacak upuzun bir hayat var. Petey'nin hayatı, yaşamaktan zevk almak üzerine kuruluydu. Eğer bu konuda onu kendimize örnek alabilirsek, varlığı çok büyük anlam kazanmış olacak. "
Trevor, Petey'ye, ardından Sissy'ye baktı. Gözyaşlarını tutmaya çalışarak güçlükle gülümsedi." O zaman balığa gidelim."
Sissy, Trevor'a sıkı sıkı sarılıp " haydi, balığa gidelim, " dedi.
Trevor, Sissy'ye sarıldıktan sonra annesiyle babasının kapının önünde durduğunu fark etti. "Ne zamandır buradasınız?" diye fısıldadı.
Babası, "Gerektiği gibi bir aile olmadığımızı anlayacak kadar uzun süredir," dedi.
Trevor yutkunarak, "önemli değil," dedi. Babası çekinerek Petey'ye baktı. "Önemli. Sanırım biz anlayamadık. Şefkatin herkesin sahip olması gereken bir şey olduğunu görmemizi sağladın. "
Trevor'ın annesi " bir yerde kalıp kök salmamızın zamanı geldi."
Trevor, annesiyle babasını inceleyerek "Gerçekten