Pandemi sebebiyle eve kapandığımız şu günlerde beni felç etmişçesine hareketsiz bırakan ataletin etkisiyle ibret almayı umarak yeniden okudum Oblomov’u. Beyhude bir uğraş oldu, kendi sıkıntım yetmezmiş gibi bir de kitabın yaşattığı keder ile mücadele etmem gerekecekti. Ama pişman değilim, vaktim olursa bir daha okurum. Ve bir daha… Aslında sitede yapılan yorumlardan, yazılan incelemelerden farklı bir şey ekleyebileceğimi düşünmüyorum. Benim için yeri ayrı olan bu kitap için bir şeyler yazmak istedim sadece.
Peki Oblomovluk nedir? Oblomovluk, Gonçarov’un Rus Edebiyatındaki “gereksiz insan” tiplemesine getirdiği yeni bir soluktur. Öyleyse gereksiz insan nedir, kimdir? Gereksiz insan, sahip olduğu yetenekleri gerçek hayata uyarlama yolunda başarısızlığa uğrayan, aklını kemiren düşünceleri gerçekleştiremeyen, bunun sonucunda da derin bir ruhsal çöküntünün içerisine düşen, bulunduğu ortama yabancılaşan ve toplumda kendisine herhangi bir yer edinemeyen insandır. Gereksiz insan tiplemelerini yansıtan karakterlerin genç olmaları, amaçsız bir yaşam sürmeleri, eylemsizlikleri, sorumluluktan kaçışları, kayıtsızlıkları, kaygısızlıkları, pişmanlıkları, tatminsizlikleri, içe kapanık oluşları, hem ruhları hem de bedenleri için işkence haline dönüşen tembellikleri ve benliklerini bürüyen can sıkıntıları ortak özellikleri arasında yer almaktadır. Puşkin’in Onegin’i, Lermontov’un Peçorin’i, Turgenyev’in Rudin’i ve Gonçarov’un Oblomov’u gereksiz insanı yansıtır.
Çocukluğu göz hapsinde geçer Oblomov’un. Ailesi ve hizmetçiler daima peşinden koşar, çoraplarını ve ayakkabılarını onlar giydirir, merdivenlerden tek başına inmesine izin vermezlerdi. Sıradan bir çocuk gibi koşup hoplamasına engel olurlardı. Böyle koruyucu bir ortamda büyüyen Oblomov için yetişkinliğinde de kendi işini