kapattık

kapattık
@gnfnnejrnsna
3/10
·%50 (88/176 syf.)
Orijinali 2005 yılında basılan bu kitapta yazar tıp tarihi ile ilk kez karşılaşan ve tıp tarihine giriş yapmak isteyen okuru hedeflemiş. Bununla birlikte onlar kendilerini biliyor düşüncesiyle atıf yaptığı meslektaşlarının ismini vermemeyi uygun görmüş. Kitap zaten kısa ve öz, çok uzatmayalım düşüncesiyle de atıfta bulunduğu kaynakların az bir kısmını kaynakçaya dahil etmiş. Okuyabildiğim yere kadar yazar daha çok Batı tıbbı üzerinde durmuş, Doğu tıbbından birkaç cümle dışında pek bahsetmemiş. Bu tutumunda yazarın Batı tıbbının gelişmesinin tıp tarihinin araştırılmasıyla sağlandığı düşüncesinin etkili olduğunu düşünüyorum. Gördüğüm eksikliklere örnek verecek olursam yazar kitabın başında Yunan mitolojisinde tıbbın ve sağlığın tanrısı olan Asklepios'tan ve onun sembol haline gelen üzerine iki yılanın dolandığı asasından bahsetmiş, tıp amblemi olarak kullanıldığını eklemiş. Ancak ne zamanına, nasılına pek girmemiş. Belki duygusal yaklaşıyorumdur ama bu sembolün 1937'de Süheyl Ünver'in önerisiyle ilk defa Türk hekimler tarafından kullanıldığını, seneler sonra 1956 yılında Dünya Tıp Cemiyeti tarafından Dünya Tıp Birliğinin sembolü olarak kabul edildiğini bilen birisi bu durum üzücü. Bir diğer eksik İbn-i Sina'nın isminin geçmemesi. İngilizce metni inceleyip çeviri ile kıyasladığımda çevirinin vasat olduğunu düşündüm, üzerine sık sık yazım hatalarının ve dil bilgisi yanlışlarının gelmesi şevkimi kırdı. Direkt İngilizce kaynaktan okusam daha az zorlanırdım. Hiçbir şekilde istifade etmedim diyemem ama tıp tarihine giriş için daha iyi, daha kapsamlı kaynakların olduğuna eminim.
Tıp Tarihi
Tıp Tarihi Nedir ?John C. Burnham · Islık Yayınları · 20178 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben ne okudum böyle?
1/10
·251 syf.··
2021 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2021 13:58
hizliresim.com/sh582kd Umut Sarıkaya'nın bu güzel karikatürü ile başlamak istedim çünkü kitabı çok güzel özetliyor. Yazar Aborjin kabilesi ile 4 ay sürecek bir çöl yolculuğuna çıkıyor. Başından geçen serüvenlerin gerçekten yaşandığını iddia ediyor ancak kabileyi yasal sorunlardan korumak için kimliklerini gizli tutmayı tercih ediyor (uçan adam Sabri abi misali). Kitabın çok okunduğunu ve puanının yüksek olduğunu görünce büyük beklentilerle başlayıp büyük hayal kırıklığına uğradım. Normalde nefret ettiğim kitap yoktur, bu kitap benim için bir ilk oldu. Üzgünüm kitap, bundan sonraki hayatına bardak altlığı olarak devam edeceksin. Senin de alacağın olsun 1000kitap... Simyacı tadında, kişisel menkıbe, amacını bulma gibi öğelerle dolu bu kitaba göre insanın dünyaya gelişindeki amaç bellidir ve bu amaç kişinin doğumundan önce belirlenmiştir. Yazara göre her insan tektir, her birimize özel nitelikler verilmiştir ve bunlar güçlendirilerek ömür boyu süren yeteneklere dönüştürülebilir. Herkes bu yeteneğini ortaya çıkarmak için ruhsal aydınlanma yaşamalıdır. Ruhsal aydınlanma ise doğaya dönmekle, maddeden sıyrılmakla mümkündür. Madem öyle teyzeciğim sormazlar mı sana sözüm ona 4 aylık aydınlanma, maddeden uzaklaşıp kendini bulma serüvenini kitap haline getirip neden 1.7 milyon dolara yayın haklarını sattın diye? Güzel para, Allah bereket versin. Ben materyalist değilimdir, metafizikle de bir sorunum yok. Ama sen de çok atmışsın be teyzem. Mesela 4. bölümdeki falcı olayı. Falcı beyefendi onun el falında Avustralya'ya gelişinin tesadüf olmadığı, bir amaca hizmet ettiği gibi kehanetleri görüyor. Meğer o kafede hiç erkek falcı yokmuş, olayın geçtiği gün kafede bulunması gereken falcı ise el falı değil iskambil falı bakıyormuş. Bak sen şu işe. Kabile üyeleri telepati
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
6/10
·392 syf.··
2021 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 14:21
Tarihi olayların edebiyat ile yeniden yorumlanması, gizemli bir bulmacanın eşlik ettiği kovalamacalı aşk hikayesi ve Divan Edebiyatı... Tebrikler, nur topu gibi bir İskender Pala romanınız oldu.
Efsaneİskender Pala · Kapı Yayınları · 202016,5bin okunma
7/10
·198 syf.··
2021 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 13:22
Jack London 'a ait okuduğum ilk eser. Bu kitabın yazarla tanışmak için ağır olduğu kanaatindeyim. Bununla birlikte yazarın gözlemleyeceği insanların arasına katılma cesareti ve güçlü tasvirleri takdir edilesi. Aktardığı duygular vesilesiyle yazarın oda demeye dili varmayıp delik olarak nitelendirdiği odalarda, özel hayatın ortadan kalkacağı kadar kalabalık şekillerde kalan insanların; o dört duvarı da bulamayıp sokaklarda yaşayan insanların fakirliğini, çaresizliğini ve insanlık onurunu ayaklar altına alan sefaletini okurken ruhum daraldı. Zaten yazar da başka hiçbir kitabı için bu kadar kalp ağrısı çekip gözyaşı dökmediğini belirtiyor. Bir düşünün; London gözlemlediği ortama dayanamadığında kaçıp başını sokabileceği bir eve, bir yatağa, harcayabileceği paraya ve karnını doyurma imkanına sahipken öte yanda kaldırımda bulduğu çürük meyve kabuğunu yemeye, yemek artığı çalmaya mecbur, bu müzmin sefaletten kaçma imkanı olmayan insanlar... Sosyalist görüşü sebebiyle yazarın fikirlerinin ve eleştirilerinin görülmesinin mümkün olduğu bu kitap, çizdiği tablo ile insanı rahatsız ediyor; insana yaptığı lüks harcamaları, marka düşkünlüğünü sorgulatıyor. Ancak ikiyüzlülüğe gerek yok, bu his saman alevi misali çabucak sönüp gidiyor.
Uçurum İnsanlarıJack London · İletişim Yayınları · 20254,567 okunma
10/10
·632 syf.··
2021 18. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2021 13:50
Pandemi sebebiyle eve kapandığımız şu günlerde beni felç etmişçesine hareketsiz bırakan ataletin etkisiyle ibret almayı umarak yeniden okudum Oblomov’u. Beyhude bir uğraş oldu, kendi sıkıntım yetmezmiş gibi bir de kitabın yaşattığı keder ile mücadele etmem gerekecekti. Ama pişman değilim, vaktim olursa bir daha okurum. Ve bir daha… Aslında sitede yapılan yorumlardan, yazılan incelemelerden farklı bir şey ekleyebileceğimi düşünmüyorum. Benim için yeri ayrı olan bu kitap için bir şeyler yazmak istedim sadece. Peki Oblomovluk nedir? Oblomovluk, Gonçarov’un Rus Edebiyatındaki “gereksiz insan” tiplemesine getirdiği yeni bir soluktur. Öyleyse gereksiz insan nedir, kimdir? Gereksiz insan, sahip olduğu yetenekleri gerçek hayata uyarlama yolunda başarısızlığa uğrayan, aklını kemiren düşünceleri gerçekleştiremeyen, bunun sonucunda da derin bir ruhsal çöküntünün içerisine düşen, bulunduğu ortama yabancılaşan ve toplumda kendisine herhangi bir yer edinemeyen insandır. Gereksiz insan tiplemelerini yansıtan karakterlerin genç olmaları, amaçsız bir yaşam sürmeleri, eylemsizlikleri, sorumluluktan kaçışları, kayıtsızlıkları, kaygısızlıkları, pişmanlıkları, tatminsizlikleri, içe kapanık oluşları, hem ruhları hem de bedenleri için işkence haline dönüşen tembellikleri ve benliklerini bürüyen can sıkıntıları ortak özellikleri arasında yer almaktadır. Puşkin’in Onegin’i, Lermontov’un Peçorin’i, Turgenyev’in Rudin’i ve Gonçarov’un Oblomov’u gereksiz insanı yansıtır. Çocukluğu göz hapsinde geçer Oblomov’un. Ailesi ve hizmetçiler daima peşinden koşar, çoraplarını ve ayakkabılarını onlar giydirir, merdivenlerden tek başına inmesine izin vermezlerdi. Sıradan bir çocuk gibi koşup hoplamasına engel olurlardı. Böyle koruyucu bir ortamda büyüyen Oblomov için yetişkinliğinde de kendi işini
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma