Godard
Geçen yıl Godard benden, o zamanlar adı Sauve qui peut (la vie) (Kaçan Kurtulur [Hayat]) olan bir filminin kısa bir sekansında oynamamı istemişti. Ben oynamak değil ama, onunla kısa bir söyleşi yapmak istedim. Bunun üzerine beni çağırdı, 79 Ekiminde oluyor bu, gittim Lozan'daydı görüşme; görüşme yerinin ve saatinin, her şeyin ayarlandığını söyledi. Beni bir okula götürdü; teneffüsün ya da derslerin başlama saatiydi, unuttum, öğrencilerin inip çıktığı tahta bir merdivenin altındaydık. Söyleyişi yaptık. Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum. O da benim söylediklerimden bir şey anlamıyordu; bunun nedeni sadece okulun o cehennemi andıran gürültüsü değildi; neyse, bundan bir söyleşi çıktı. Sonunda güldü ve: ''Bu yerde konuşmak için seni kaldırıp ta Paris'lerden buralara getirdim, düşünsene,'' dedi. Sonra birbirimizi daha iyi tanıdık galiba, ona karşı büyük bir dostluk besliyordum. Galiba o zamana kadar onunla benim, sinemayla ilgili sorunlarımız birbirinin tersiydi, özellikle metin görüntü ilişkisi konusunda. Ama kim bilir, belki de değildir, bu onun ne diyeceğine bağlı, bir şey diyecek olursa... Okuldan sonra bir arabanın içinde, ama şehirde dolaşan, giden bir arabanın içinde, kayıt yaptık. Bandı dinledim. Söylediklerimiz galiba zaman zaman, kırmızı ışıklarda, bayağı anlaşılıyor. Ayrıca Lozan'ın bir binadan öbürüne uzanan üst geçitleri hakkında da ilginç şeyler vardı yanılmıyorsam. Ben bunların güzel olduğunu söyledim. O da bu geçitlerden çok atlayan olduğunu söyledi. Sanki intihar etmek için mahpus yapılmış, dedim. Evet, dedi.
Jean Luc Godard Hakkında
Filmlerinin kavramsal anlamı, resimsel güzelliği ve belgesel doğruluğu vardır.
Sayfa 138·Kitabı okuyor
Sinema
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Godard filmlerindeki grotesque görüntüleri hatırlatırdı, geceleri ve gündüzleri. Godard çalışan işçilerin, devinen makinelerin üstüne aşk sözcükleri bindiriverir, çarpıcı bir karşıtlık/koşutluğu yakalayabilmek, gösterebilmek için. Emek-üretim-aşk-tükeniş.
Sayfa 401
Alıntı
Geceleri şantiye dışında dolaşmak sakıncalı, kentten "Araplar" içki içmeye geliyorlar buralara, biz de beton havuzlar garip makineler filtre yatakları arasında dolaşıyoruz, Godard'sı bir atmosferde dansederek, şarkı söyleyerek, kimi zaman da karate numaraları çekerek birbirimize Kağan'la.
Sayfa 44
Alıntı
Bir hikaye anlatıldığı zaman, yalnızca tek bir hikaye anlatılmaktadır ve her seyirci kendi hayal gücü kadar tek bir hikayeyi işitmektedir. Fakat hiçbir şey söylenmediği zaman, sanki birçok şey söylenmiş gibidir. Güç seyirciye geçer. Andre Gide önemli olanın konu değil bakış olduğunu söylüyordu. Yine Godard da perdenin üzerindeki şeyin öldüğünü, ona yaşamı seyircinin bakışının üfleyeceğini söylemiştir.
Godard sinemayı dönüştürdü, sinemaya düşünceyi dahil etti. Sinema üzerine düşünce üretmiyor, sinemanın içine öyle ya da böyle bir düşünceyi koymuyor, sinemanın düşün­mesini sağlıyor - sanıyorum ki ilk kez oluyor bu.