Türkiye, dört sınırında yangınlar olan bir ev, Sultan Hamid, o yangınların eve bulaşmaması için hızla koşarak ateşe su serpen, kum döken ve keçe kapatan bir savunucu idi. Bu koşuşmaları sırasında yoluna çıkan bir iki çocuğa çarpıp düşürdüyse, suç onun değildir. Çünkü, yurdun çevresindeki yangınlar göğe yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu.
Ve sokmadı da...
Onunla olmak her defasında yeni bir muharebeye girmek gibiydi. Neyse ki ben bu savaşın dilini biliyordum. Rütbeli bendim, sakinliğim onun öfkesine karşı en keskin silahımdı.
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım.
sen Yusuf'a ağladın Züleyha
sen mısır yıkıldı ona ağladın,
gök yarılsa ona ağladın
senin kalbini kırdılar, sen yine ona ağladın güzelliğin büyüledi fıravunu, sen Yusuf'a ağladın.