Lutfiye 'den hediye. Bu kitabın bizim için anısı fazlasıyla manidar.
Gelelim kitaba.
Kitabı okumam o kadar zamanımı aldı ki. Okuma sürem yaklaşık iki ay gibi bir süre oldu. Sanıyorum ki üzerime baya bir Oblomovluk sindi. Tabi işin şakası burası uzun zamandır, kafa doluluğu, hayat yoğunluğu derken, hiç okumadığım günler oldu kitabı. Ama ben yine de kolaya kaçıp bendekini Oblomovluk olarak yorumlayacağım.
Kitap oldukça akıcı ve çok iyi klasiklerden birisi. Oblomov karakteri aslında ne kadar tembel olarak yorumlasak da hassas, düşünen, hayal kuran ama harekete geçemeyen bir adamdır. Oblomov’un arkadaşı Stolz ise onun tam tersidir. Disiplinli, çalışkan ve hareketlidir. Roman bu iki zıt karakter üzerine yoğunlaşırken bizi fazlasıyla psikolojik analizlere sürükler. Kitapta verilen temalar genelde erteleme hastalığı, konfor alanındaki tehlike, insanın potansiyelinin farkında olunmaması, aşkın hayat üzerindeki dönüştürücülüğü gibi dili bizi yormadan kitap bizi içine çekiyor.
Kitabın en sevdiğim alıntısıyla incelememi bitireyim. :)
"Düşünmek için kalpsiz olmak gerekir, sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen adama el uzatın, mahvolan bir adamın haline ağlayayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın."