Sınav çıkışında yakın bir arkadaşım arkadaşım bir günlük gazetenin birinci sayfasını elinde sallayarak bana doğru koştu; özel baskı çok buyuk harflerle savaşın başladığını ve İsrail hava kuvvetlerinin imha edildiğini duyuruyordu.
Evet, İsrail hava kuvvetlerinin. Bütün gazeteler, Kahire ve Şam kaynaklı askeri bildirilere dayanarak aynı şeyi söylüyorlardı. 0 sırada Arap hava kuvvetlerinin filoları çoktan yerde imha edilmişti ama bu bilinmiyor ve tam tersi söyleniyordu. Yayınları hoparlörlerden bangır bangır verilen Arap radyoları, İsrail'in “tuzağa düştüğünü” duyuruyor ve düşürülmüş uçak sayılarını veriyorlardı. Sonradan öğrenciler öfke ve utançtan ağlayacaklardı; o sırada hepsi İsrail’in elinde kaç uçak kalmış olabileceğini hesaplamakla meşguldü. Birisi, dün üç yüz uçakları vardı, diye açıklıyordu; iki yüz elli yedisi imha edildiğine göre ellerinde kırk kadar uçak kaldı. Çok geçmeden onlar da aynı sonu yaşar.
Hz. İbrahim' den on bin yıl önce, Taş Devri'nde yaşayan avcı toplayıcı insanların da ahlak kuralları vardı. Avrupalı göçmenler, Avustralya'ya 18. yüzyıl sonlarında ilk vardıklarında karşılarında Hz. Musa, Hz. İsa ya da Hz. Muhammed' den haberleri olmadığı halde tam teşekküllü bir etik dünya görüşüne sahip Aborjinleri bulmuşlardı. Yerlilerin malına mülküne vahşice el koyan Hıristiyan sömürgecilerin üstün bir ahlak standardı sergilediklerini iddia etmek pek mümkün görünmüyor.
Çelişkili gelse de, hayali hikayelerimiz için ne kadar çok fedakarlık yaparsak onlara o kadar tutunuruz. Yaptığımız fedakarlıkları ve çektirdiğimiz acıları anlamlandırabilmemizin tek yolu budur.