“Onda bizim Anadolu kırlarının, yaylalarının, güdücülerinin eskimeyen gerçeği yansıyor ışıl ışıl. Nitekim en güzel yazılarının konusunu da gene bizim Anadolu’dan esen yeller beslemiş, oradan gelen ışıklar aydınlatmış yolunu, onun tanrıları bile Anadolu toprağından yoğrulmuş.”
- İsmet Zeki Eyüboğlu (çevirmen)
1. Vergilius Kimdir?
Tam adıyla Publius Vergilius Naso, M.Ö. 70 yılının bir ekim günü, İtalya sınırları içinde bulunan Andes’te dünyaya geldi. Toprak sahibi bir babanın oğlu olan Vergilius, Cremona ve Milano’da başladığı eğitimine Roma’da devam etti. Felsefe, matematik, fizik ve tıp gibi alanların yanı sıra, Yunan ve Roma edebiyatına dair de geniş kapsamlı bir eğitim aldı. Yaşadığı yıllarda siyasi açıdan bir karmaşanın hakim olduğu ülkede o siyasete atılmamayı seçti. Avukatlık yapabilecek konumda olmasına rağmen, Vergilius avukatlık da yapmadı ve kendisini tamamıyla şiir sanatına adadı.
İlk kitabı Sığırtmaç Türküleri’yle geleceğe yönelik büyük bir şair olacağının sinyallerini veren Vergilius’un başyapıtı ise şüphesiz Aeneas adlı destanıdır. Homeros’un İlyada’da anlattığı ve Anadolu topraklarında gerçekleşen Troya savaşının en güçlü simalarından biri olan savaşçı Aeneas’ın, savaştan sonraki hayatı Vergilius tarafından anlatılmıştır. Onun Asya’dan Avrupa’ya olan yolculuğunu şiirsel bir dille kaleme almış ve Roma medeniyetinin kurulmasını da yine Aeneas’a bağlamıştır.
Günümüzden geçmişe dönüp baktığımızda, Latin edebiyatının en büyük isimlerinden biri olarak gördüğümüz Vergilius, M.Ö. 19’da Brindisi’de öldü. Üzerinde 10 yıl uğraştığı başyapıtı Aeneas’ı tamamlamak için Yunanistan’a yolculuk yaparken yolda humma hastalığına yakalanması sonucu geri döndü ve yaşamını yitirdi. Bu apansız ölüm, onun Batı şiirinin en büyük temsilcilerinden biri olmasına engel olmasa da, daha uzun yıllar yaşaması halinde dünya edebiyatının bambaşka şekilleneceğini düşünmek yanlış olmazdı.
2. Şiirleri ve Şiir Dünyasına Etkileri Hakkında:
“…yılmak nedir bilmezken.
İşte böyle yenilmişiz,
Acılar içinde kalmışız büsbütün.”
Edebiyat ve felsefenin doğup geliştiği yer olarak Yunanistan’ın Romalı yazarları etkilemiş olması elbette tarihsel bir zorunluluktur. Yunan yazar, şair ve felsefecilerin mirasını devralıp daha ileriye taşıyan Latin yazar, şair ve felsefeciler, bu sürecin günümüze dek uzanmasına en büyük katkıda bulunmuş isimlerdir ve oldukça sağlam bir köprü inşa etmişlerdir. Vergilius da bu isimlerden biridir.
Vergilius’un, Yunan şairlerden Theokritos’un izinden gittiği ve ondan fazlasıyla etkilendiği edebiyat tarihçilerinin en net ifade ettikleri arasındadır. Theokritos’tan birçok konu, tema ve kavram alarak kendi şiirini inşa eden Vergilius’un bir taklitçi değil, aksine kendinden önceki dev yazar ve şairlerin omuzlarına basarak yükselen büyük bir şair olduğu hemen herkesçe kabul edilen gerçeklerden bir diğeridir.
2000 yıl önce yazılan dizelerle gününüz dünyası arasında bir bağlantı kurarız şüphesiz okurken. Modern insanın bu dizelerde kendini veyahut gerçekleri görüyor olması, Vergilius’un başarısıdır elbette. Kendi içsel sıkıntılarını, hüzünlerini ve sevinçlerini anlatmak için başkalarını konuşturan büyük şair, soyut kavramlardan ziyade somut kavramlara odaklanmış ve şirini düşsel olaylardan değil, gerçeklerden inşa etmiştir. Bu sebeple Sığırtmaç Türküleri, günümüz dünyasında varlığını sürdüren şiir akımlarından “pastoral şiirin” antik atalarından biri olarak varlığını sürdürür.
Yalnızca bir ulusu değil, bütün dünyayı kucaklayan düşün gücü zengin bir ozandır Vergilius. Bu yaptığında yaptığı şey ise doğayla içli dışlı olan kimi insanları karşılıklı konuşturmaktır. Kırlarda koyun, keçi otlatan, sığır güden, türkü söyleyen ve kaval çalan insanların birbirleriyle diyalog şeklinde konuştukları şiirlerden oluşan Sığırtmaç Türküleri, Roma’dan günümüze uzanan doğaya aşık insanları bir çatı altında buluşturmaya devam ediyor. Yunan mitolojisinde “Orpheus” adıyla bilinen ve kimilerine göre yaşamadığı söylenen efsanevi ozanın izinden gider Vergilius’un karakterleri ve mitolojik öykülerlerle gerçekliği buluşturarak eşsiz türkülere imza atarlar.
3. Son Söz:
“Yakıyor, kavuruyor beni sevgi,
Bir çıkar yol yok mudur sevenler için?”
Günümüzde “pastoral şiir” olarak adlandırılan şiir geleneğinin kurucularından olan Vergilius, çobanların ve halkın içinden kişilerin yer aldığı kahramanlık ve cesaret örneğiyle dolup taşan şiirleri/türküleriyle adeta bütün çağlara yayılan bir akıma öncülük eder. Doğanın, insanın ve hayvanların yer aldığı bu anlatılar, geniş bir konu yelpazesiyle çıkarlar karşımıza.
Ovidius, Dante Alighieri, Francesco Petrarca ve Michelangelo gibi büyük Latin şairlere ek olarak Edmund Spenser, John Milton, Charles Baudelaire, Samuel Taylor Coleridge, William Wordsworth, Giacomo Leopardi gibi Batı dünyasının birçok şairine de esin kaynağı olmuş eşsiz bir yazardır Vergilius. Dante, İlahi Komedya - Cehennem’i yazarken Vergilius’u adeta bir kılavuz olarak kulanmış ve ona olan saygısını göstermiştir.
Yunus Emre ve Karacaoğlan gibi Türk dünyasının büyük şairlerinin de yer yer onu hatırlattığını söylemek mümkündür.
Henüz Vergilius’la tanışmamış olanlar için Payel Yayınları’nın İsmet Zeki Eyüboğlu çevirisiyle yayımladığı Sığırtmaç Türküleri iyi bir başlangıç olabilir. Sonrasında Bucolica'lar, Georgica'lar ve Aeneas ismli yapıtlarına geçmek koşuluyla tabii ki.
Keyifli okumalar dilerim.
“Sevgi üstün gelir ne varsa ona, yolu yok
Biz de bağlanalım artık sevgiye…”