Gönderi

Neden Wattpad'deki Bütün Kitaplar Aynı?
2/10
·720 syf.··
2022 42. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2022 18:33
YouTube kitap kanalımda Aslı Arslan'ı ve Sokak Nöbetçileri kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: ytbe.one/-AXqTQjVFOk Merhaba arkadaşlar… Evet. Bugün ben yine bir Wattpad kitabı okudum. Peki, bilin bakalım ne oldu? Bu kitap da bir erkekle bir kızın toksik aşkını anlatıyor. Aa, ne kadar şaşırtıcı değil mi? İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerileri için yorumlara bakabilirsiniz. Sokak Nöbetçileri kitabı, Helin adındaki bir kızın Sokak Nöbetçileri adındaki bir çocuk grubuna ilk aşamada ajan olarak sızmasını anlatıyor. Ama olaylar sadece bununla kalır mı? Eğer o kitap bir Wattpad kitabıysa tabii ki kalmaz. Helin gider Yankı adındaki bir çocuğa aşık olur. Kendini ezdirir. Onun himayesi altına girer. Kendi kendine yetebilen bir kadın olmaktan çıkar, sürekli “erkeğinin” etrafında döner durur. Bütün olay bu. Peki, bunu anlatmak için 720 sayfa yazmak da ne demek? Kutsal kitap mı okuyoruz mübarek? Dürüst olmak gerekirse, kitabın başlarında sokakta büyümek zorunda kalmış çocukların hikayeleri anlatılacağı için heyecanlanmıştım. Çünkü kulağa çekici gelen bir konu. Hakan Günday’ın kitaplarını hatırladım hatta. Yazarın Yankı, Mutlu, Işık, Lal ve Bartu karakterlerini farklı farklı tasarlamasını da sevdim. Düşünsenize… Ben bir Wattpad kitabı okuyorum ve içindeki bir şeyi seviyorum. OHA. Çünkü hepsinin farklı bir karakter özelliği var. Hepsi ayrı ayrı kişiliklere sahip. Bu karakter farklılıkları da kitap boyunca hissediliyor. Peki neden Wattpad kitaplarının %99’unda okura bir süre sonra toksik bir aşk dayatılıyor? Buradan yazara ve genel olarak Wattpad'de yazmak isteyen insanlara birkaç soru sormak istiyorum: Edebiyatta bir erkek ile bir kadının aşkından farklı konular aklınıza gelmiyor mu? Neden hepiniz aynı şeyleri yazıyorsunuz? Kitaplarınızda hep aynı şeyleri okumaktan gerçekten çok sıkıldım artık. Ben neden bu kitapları okurken sizin yüzünüzden plütonyum kemirmiş gibi hissetmek zorundayım? Kitapta “31” yaşındaki Bartu karakterinin de tam bir suçlu potansiyelli biri olduğunu söylemem gerekiyor bu arada. Dışarıda görseniz zanlı sanarak kaçacağınız, Uzi’den başka bir şey dinlemeyen, TikTok'ta akımdan akıma sürüklenip hiçbir baltaya sap olamayan birisini düşünün. İşte karşınızda Bartu Sarca. Aslında şaşırmıyorum da buna… Bu dönem efendi, iyi niyetli ve görgülü erkeklere değil, serseri tipli suç işleme potansiyeli yüksek erkeklere prim verilen bir dönem. Ama yazarın bunu bilinçli olarak düşünmediğinden de adım kadar eminim. Üstelik sadece bu da değil. Kitaptan dil ve üslup açısından da tek bir edebi katkı alamadım. Eğer 720 sayfa boyunca dümdüz okuyup duracağınız bir kitap arıyorsanız bu kitabı önerebilirim. Ha ayrıca, bu tür kitaplarda okurun aklında sürekli bir seks ihtimalinin canlandırılmaya çalışılmasından da çok sıkıldım. Kitapta Helin’in bedeninin sert bir bedene çarpıp onun “Yavaş” demesinden, bedenlerin sürekli birbirine değmesinden, bedenin bedene bastırılmasından, birisinin bedenine dokunulmasından, tacizvari şeyler okumaktan sıkıldım. Eski beden eğitimi derslerinde bile bu kadar beden fetişizmine maruz kalmıyorduk. Kitapta çok fazla küfür de var. Şöyle düşünün kitaptaki küfürlerden herhangi birisini, örnek göstermek için incelemeye bile yazamıyorum. Çünkü ne yazık ki biz böyle şeyler yazdığımızda incelemelerimiz şikayet edilip kaldırılıyor. Oysaki ben bu platformda yazdığım tek kelimemin bile insanları nasıl etkileyeceğini düşünerek yazıyorum. O zaman neden bu tür kitapların yazarlarının umrunda değil bu konu? Neden birileri böyle kitapların içine onlarca, yüzlerce küfür yazdığında "Düştüm, Bartuuu kocam ol <3, parçalasana beniiii" şeklinde yorumlar yazılıyor? Biz de insan ilişkilerinde birbirimize hep küfrederek mi anlaşmalıyız yoksa? Arkadaşlar şimdi size çok basit bir soru sormak istiyorum. Allah aşkına bilen birisi varsa yorumlarda söylesin... Neden bugüne kadar okuduğum Wattpad kitaplarının hiçbirinde bir kız ile bir erkeğin toksik olan aşkından başka bir kurgu yok? Ya biri şu soruyu cevaplasın, gözünüzü seveyim. Ülkemizde 1954’te çıkan Bereketli Topraklar ÜzerindeBereketli Topraklar Üzerinde'den, 1961’de çıkan Saatleri Ayarlama EnstitüsüSaatleri Ayarlama Enstitüsü’nden, 1972’de çıkan TutunamayanlarTutunamayanlar’dan onlarca yıl sonra 21. yy’da nasıl bu kitaplara düştük? Türk edebiyatı şu an gerçekten de bu kitapları mı hak ediyor? Size gidin sadece klasik kitap okuyun, sadece klasik kitapları sevin demiyorum. Türk edebiyatı böyle toksik aşklardan ibaret olmamalı diyorum. Çağdaş Türk edebiyatı ve özellikle de Wattpad kültürü, Orhan Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yaşar Kemal, Oğuz Atay gibi yazarları unutmuş gibi geliyor bana. Orhan Pamuk'un Tristram ShandyTristram Shandy kitabının önsözünde dediği gibi: “Gerçekçiliğin kafesinden çıkan cılız Türk romanı, kendi geleneğinin ve hayalinin kanatlarını tak ve uç artık, uç!" Bu kitapta ise ne kafesinden çıkan bir kadını ne de kendi hayalinin kanatlarını takıp uçan bir roman kurgusu görebildim. Bir de şöyle saçma bir düşünce de duymuş olabilirsiniz: "Yha madem bu kadar kötü bir kitap, neden o zaman bu kitabı binlerce kişi okuyup seviyor? Neden bu kitabın ortalama puanı şu an 9.1?!?" Bu kitapları okuyan çocukların, yaşları itibariyle estetik ve eleştiri ölçütleri henüz gelişmemiş de ondan. Arkadaş çevresinden duyup okudukları bütün kitaplara 10 üzerinden 10 puanı basmaya programlanmışlar. Çünkü kitabı beğenmese bile dile getiremiyor. Çünkü arkadaşları ne düşünürse o da öyle düşünmek zorundaymış gibi hissediyor… Hem çok okunan bir kitabın her zaman iyi bir kitap olması gerektiğini de kim söyledi? Madem öyle bu kitabı okumak yerine size esas okunması ve keşfedilmesi gereken çağdaş Türk edebiyatı kitaplarından önermek istiyorum. Bu yazarlarımızın hepsi şu anda yaşıyor. Bizden sadece okunmayı bekliyorlar. Hatta dediğim gibi bu incelemeye yazılan her yoruma karşılık olarak bu şekilde nitelikli kitap önerileri de verdim aşağıda: 1- Ayfer Tunç, Suzan DefterSuzan Defter 2- Şükrü Erbaş, Yaşıyoruz SessizceYaşıyoruz Sessizce 3- Barış İnce, ÇelişkiÇelişki Yüzlerce sayfa toksik bir aşkı anlatmaktan başka bir şey yapmayan kitaplardan uzak durmanız dileğimle…
Edebiyat
Sokak NöbetçileriAslı Arslan · İndigo Kitap · 202115,9bin okunma
··6 alıntı·
393bin Gösterim
216 Yorum
Öncelikle bundan önce yaptığınız yorumlara genel olarak katılıyorum ancak bu kitap için değil. Lütfen bunu bir linç olarak düşünmeyin ben de aynı sizin gibi görüşlerimi ifade ediyorum. Herkesin içinde kendisinden parçalar bulduğu kitap farklıdır, benim bu kitabı okuyup sevmem ya da sadece okumam bir sonraki gün Namık Kemal'den İntibah okumayacağım anlamına gelmiyor. Sadece bu kitabı okudum diye tipik "ergen wattpad okuyan kız" konumuna gelmek ve çevrenizdeki çoğu kişinin "AaAA sen Waatppad mi okuyorsun git kLasik oku" demesi de sınır bozucu. Kitabı ben de okudum ve tabii ki yüzde yüz beğenmedim ama sevdim bana kalırsa önemli olan da bu zaten, her şeyi bilgi edinmek için değil bazen de kaçmak okuyorum kendi adıma. Örneğin Fantasik bir kitabı çok düşünüp üstüne yazılar yazıp yayımlamak için okumam mesela bazen çok boğuldum anlarda kaçtığım kitaplar var bu kitapta kendi adıma o kitaplardan. Tekrar belirtiyorum bu bir "linç" değil aynı sizin gibi, kendi görüşüm. İyi okumalar dilerim. (Bu arada aynı yorumu instagrama da yazdım, artık hangisini görürseniz :))
Ben zaten yazarları eleştiriyorum @nyctotena insan niye bunları yazar diye? Bu "watpadd kitabı" algısını yazarların kendisinin oluşturduğunu da belirttim hatta üstteki yorumlarda
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
sadece 24 saatte sadece 12 paragraflık bir yorumla neler oldu dersiniz? gelin anlatayım. :d yazarı eski uygarlıklardaki totemi gibi belirleyen okurları önce instagram'daki spamlama gruplarında bu incelemeyi birbirleri arasında paylaşmaya başladı. ardından yine yazarın yüzlerce hayranı okuduklarımdan hiçbir şey anlamadığımı, böyle kitaplar okumamamı ve bu yazarın dünyada bir tane olduğunu söyleyen yorumlar paylaşmaya başladı. elbette ki besinleri linç. saman alevi gibi başlayıp 24 saatte sönen bir kitlesel mekanizmaya sahipler. sigmund freud'a göre bir kitlenin kaygısını güden bu insanlar, zamanla kendi benliğinin kaygılarını bir tarafa bırakıyor. kitle şırıngasıyla uyuşturulanlar bir süre sonra kitlelerine bağımlı hale geliyor. freud'a göre bu tür insanların eleştiri mekanizmaları çökmüş. totem olarak belirledikleri önderlerine bir laf geldiği zaman hemen çeşitli ilkelliklere kalkışıyorlar. eski çağlardaki uygarlıklarda da totemleri reddeden insanlara aynıları yapılmış. bu yüzden ilkel insan davranışlarının bir kalıntısı olarak görülüyor bu tür davranışlar. bir de gizli olarak takılmayı seven gammaz okurlar da var elbet. burada ne dendiyse bunlar yazara taşınıyor. instagram'da ne olduysa yine buraya taşınıyor. wattpad nakliyat şirketi gibiler. kendi hayatlarından çok önderlerinin hayatını umursuyorlar. ne yazık... peki sonra ne oldu? kitabın yazarı da instagram hikayesinde bir manifesto paylaşmış. ama ahmet hamdi tanpınar'ın saatleri ayarlama enstitüsü kitabı hakkında? :d incelemede yazdıklarıma karşıt bir argüman sunmamış. hayranları da bu kitabın şarkısının çıktığını, kitabın geliriyle yurt falan yapıldığından bahsediyor. e iyi de o zaman hermeneutik silinsin o halde felsefe disiplininden. totemlerinize en ufak bir eleştiri getirildiği zaman böyle şeylere kalkışacaksanız yorum ve eleştiri denen şeyi tamamen kaldırın. etrafınızı tamamen bu kitabı öven, 10 üzerinden 10 puanı basan insanlarla doldurun. aman şırınganızın stoğu tükenmesin, dikkat edin. bu yorumu buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim. herkese bu konuda iki adet kitap önermek istiyorum: - gustave le bon, kitleler psikolojisi - sigmund freud, kitle psikolojisi
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
"çocuklar ve gençler ne okuyacak o zaman ya?" diyen arkadaşlar oluyor. bu kitapları okumak zorunda değiller. onların yaşlarına daha uygun, küfürsüz ve kişisel gelişimlerini önemseyen pek çok kitap mevcut. bu tür kitaplardan oluşan yazar önerileriyle dolu bir videoyu youtube kanalımda yayınlamıştım: youtu.be/0dKSIo4p5t0
Bu yorum görüntülenemiyor
Dostoyevski derki ; "Bu devir, sıradan insanların en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. #Dostoyevski
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
daha haklı bir cümle görmedim kitap önerim: - dostoyevski, puşkin konuşması
Reklam
Bu tarz kitap okuyan bir çok küçüğe eleştiri bile yapamıyorsunuz çoğu zaman. Kendi aralarında putlaştırmışlar bu eserleri ve asla eleştiri kabul etmiyorlar . Kötüsü ebeveynleri de pek bilgisi yoksa çocuğum kitap okuyor diye sevinip müdahele etmiyor . Yani burda anlaşılıyor ki mesele okumak değil , kaliteli okumak... Kaliteli okumalar yapmak dileğiyle
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
evet çünkü linç ve kitle psikolojisi ile çalışıyolar kitap önerim: - umberto eco, yorum ve aşırı yorum
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.